DOLAR 43,1596 0.11%
EURO 50,3083 -0.05%
ALTIN 6.399,780,52
Ankara
-1°

PARÇALI BULUTLU

2300 yıllık yaşam kaynağı yok oluyor

2300 yıllık yaşam kaynağı yok oluyor

Çanakkale’nin Çan ilçesinde bulunan ve tarihi öneme sahip olan Granikos (Kocabaş) Çayı’nın başına gelmeyen kalmadı. Büyük İskender’in Anadolu’ya adım atmasının ilk savaşı olan MÖ 334 yılının Mayıs ayında Makedonya kralı Büyük İskender ile Pers İmparatorluğu arasında Karabiga’da gerçekleşen Granicus Savaşı’nın simgesi olması dolayısıyla tarihsel öneme sahip olan çay, zor günler geçiriyor.

ABONE OL
2 Eylül 2025 15:34
2300 yıllık yaşam kaynağı yok oluyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Muhammed Yavaş

Çan ilçesinin ana su kaynağı olan 65 köyü ile komşu ilçeleri Biga ile Karabiga’nın köylerini de besleyen, bitki ve hayvanlarına can suyu taşıyan Kocabaş Çayı, aynı zamanda bölgedeki işletmeler tarafından da kullanılıyor.

 Bölgede yer alan irili ufaklı birçok firmanın yanı sıra bölgede yeni faaliyete geçen Cengiz Holding’e ait bakır işletmesinin de suyunu kullanacağı söylenen Kocabaş Çayı, kendine yetemez hale geldi. Şirketlerin atık sularını da saldığı Kocabaş Çayı önce kızıllaştı, ardından üzerini yağ tabakaları kapladı.

Tüm bunların yanı sıra Kocabaş Çayı’nı bugünlerde ise başka bir dert bekliyor: kuraklık.

Özellikle havaların sıcak gitmesi, Kocabaş Çayı’nın sularını iyice azalmasına yol açtı.

“Tehlike çanları, Çanlılar için çalıyor”

Konuya dair görüşlerine başvurulan ismini açıklamak istemeyen halk sağlığı uzmanı, Kocabaş Çayı’nın şu anda Çanlılar için bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.

Rengi değişen, tabakası farklılaşan ve suyu azalan Kocabaş’ın birçok hastalığa davetiye çıkarabileceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini ifade eden halk sağlığı uzmanı suyun mikroskopik tüm canlılara ve bakterilere davetiye çıkardığını açıkladı.

Özellikle çaydan su içen hayvanlar için tehlikeli oluştuğuna dikkati çeken halk sağlığı uzmanı, Çay’dan çekilen suyla tarlalarda da sulama yapılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Kocabaş Çayı’nın canlılar için zararlı petrol yağı, amonyak, nitrit, nitrat, tekstil boyası, zirai ilaç ve daha bir çok benzer kimyasalı içinde barındırabileceğini ve bunun net ölçümlerinin yapılıp önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan halk sağlığı uzmanı, “Tehlike Çan’ları Çanlılar için çalıyor” yorumunda bulundu.

“Biz hangisine üzüleceğimizi şaşırdık”

Konuya dair açıklama yapan Çan Çevre Derneği Başkanı Mehmet Öz, “Şu anda Kocabaş Çayı’nda hem kızıllık, hem sıvı yağ gibi bir madde hem de susuzluk tehlikesi baş gösteriyor. Biz hangisine üzüleceğimize şaşırdık, kurumları harekete geçirmeye çalışıyoruz ama kimse umursamıyor, bu çay, uğruna savaşlar yapılan, tarihi öneme sahip bir çay. Tarihi öneminden ziyade asıl Çan için önemli, çünkü Çan’ın tüm köylerini besleyen, hayvanların su içtiği, kullanılan suyuyla ile tarım yapılan bir çay ve şu an bizler için tehlike arz ediyor” dedi.

“Balıklar telef oldu”

Çaydan tüm kurumların su çektiğini ve bu kirliliğin kimler tarafından yaratıldığını tespit edemediklerini söyleyen Başkan Öz, “Tüm kurumların payı vardır ancak, bu kızıllık ve yağlı tabakanın endüstriyel atıklarla    alakalı olduğunu düşünüyoruz biz. Bu şehirde ticaretini yapan, ekmeğini kazanan kurumlar çayın vebalini almıyorlar, CİMER sorularımızı yanıtsız bırakıyor, devlet kurumları gerekeni yapmıyor, kimi kime şikayet edeceğimizi şaşırdık” dedi.

Şu anda susuzluk sıkıntısı olduğunu ifade eden Öz, şöyle konuştu:

“Yaz aylarında Kocabaş kuruyor ama bu normal, çünkü yağmurlar yağmıyor. Eylül gibi tekrar düzelir. Susuzluk yüzünden binlerce balık telef oldu. Bu çay bizim çocukluğumuzda yüzdüğümüz, yüzmeyi öğrendiğimiz, balık tuttuğumuz bir çay. Her şeyin bir kapasitesi vardır, bunca şirket su çekiyor, köyler kullanıyor, üzerine iklim krizi ve kuraklık da olunca çay da artık kendi kendine isyan ediyordur.  Çayın dili olsa muhtemelen, ‘Hangi birine yetişeyim’ der. Bu durum bizi üzüyor.”

“Tarlamı sulayamıyorum”

Çan’ın Helvacı Köyü’nde yaşayan, yıllardır tarlasını Kocabaş’ın suyuyla sulayan ve görüşlerine başvurulan bir köylü, “Ben tarlamı Kocabaş’tan gelen suyla suluyordum ama artık sulamıyorum yaklaşık 3 aydan beri. Çünkü, suya neyin karıştığı belli değil, ben tarlamdaki ürünlere ne idüğü belirsiz o suyu sokmak istemiyorum, hayvanlarım o sudan içsin istemiyorum, zaten hava kirliliğinden sağlıklı bir yaşamımız yok bir de üzerine sudan dolayı sıkıntı çekmek istemiyorum” dedi.

Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Muhammed Yavaş’ın sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.