DOLAR 44,3577 0.05%
EURO 51,3624 -0.33%
ALTIN 6.437,470,97
Ankara
10°

AZ BULUTLU

Yeni sendrom geldi: “Dijital yorgunluk sendromu”

Yeni sendrom geldi: “Dijital yorgunluk sendromu”

Artan ekran süresi ve çevrim içi kalma zorunluluğu, bedensel ve ruhsal yorgunluğa yol açıyor. Böylece, dijital yaşamın kontrolsüzleşmesi yeni bir psikolojik risk alanı oluşturuyor. 9. Köy Muhabiri Gökçe Baydar, telefon bağımlılarıyla yaşadıklarını, uzman psikologla dijital yorgunluğun nedenlerini ve sonuçlarını konuştu. "Ne yapsam aklım hep telefonda" diyenleri uzmanlar uyarıyor: "Sonunda zaman kaybı hissiyle günlük hayatı yönetmek giderek zorlaşır"

ABONE OL
25 Mart 2026 13:47
Yeni sendrom geldi: “Dijital yorgunluk sendromu”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gökçe Baydar

Sabah gözünü açar açmaz telefona uzanmak, gün boyu bildirimler arasında mekik dokumak ve akşam olduğunda hiçbir şey yapmamış hissine rağmen derin bir yorgunluk yaşamak… Uzmanlara göre bu tablo, giderek daha fazla insanın karşı karşıya kaldığı “dijital yorgunluk sendromu”na işaret ediyor. Uzmanlara göre dijital detoks şart.

Araştırmalar, akıllı telefon ve bilgisayar kullanım sürelerinin son yıllarda belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Günün büyük bölümünü çevrim içi geçirmek; dikkat dağınıklığı, zihinsel tükenmişlik ve sürekli tetikte olma haliyle sonuçlanıyor. Psikologlara göre sorun yalnızca ekrana bakma süresi değil, aynı zamanda “sürekli erişilebilir olma” baskısı.

Kullanıcı deneyimleri ne söylüyor?

9.Köy’ün görüştüğü kullanıcılar, özellikle çevrim içi oyun ve sosyal medya platformlarında günde 5 saatin üzerinde vakit geçirdiklerini belirtiyor. Sorununu kabul edip ifade edenler,  günün büyük bölümünü hem bedenen hem ruhen ekrana verdiklerini söylüyor..

Bazı kullanıcılar ekranı kapatmanın kendi kontrollerinde olduğunu savunurken, bazıları ise “Ne yaparsam yapayım tekrar telefona dönüyorum” diyerek bağımlılık hissine dikkat çekiyor. “Günlük hayatta da ekrana bakarken de dikkat dağınıklığı yaşıyorum” diyerek yaşadığı zihinsel bölünmeyi tarif eden bir kullanıcı şöyle konuştu:

“Sabahları gözümü açtığım ilk an yaptığım şey telefonu elime almak. Bazen zamanın nasıl aktığını fark etmiyorum, bir çok kez gideceğim yere ve yapacağım işlere geç kaldığım oldu. Telefonu kapatıp günlük işlere yoğunlaştığımda ise yorgunluk hissediyorum. Ekrana baktığımda ise hayattan kopuyorum. Odak sürem ise artık hiç yok. Bir gün yürürken acele ettiğimi ve bu acelenin telefonuma bakmak içn olduğunu fark ettiğimde bunun psikolojik bir problem olduğunu anladım, kesinlikle tükendiğimi ve bunun gelecek açısından korkunç olduğunu söylemek mümkün. Yalnız değilim çevremde herkes yorgun ve ekran bağımlısı. Reel sosyallik sıfır, dijital sosyallik ise tavan yapmış durumda.”

Kamusal alanlarda yapılan gözlemler de bu tabloyu destekliyor. Arkadaş ortamlarında sohbetlerin azaldığı, yüz yüze iletişimin yerini ekranların aldığı görülüyor.

Akademik araştırmalar da dijital yorgunluğun bireylerin zihinsel ve duygusal durumunu etkilediğini ortaya koyuyor. Yapılan çalışmalara göre sürekli çevrim içi olma beklentisi ve yoğun bilgi akışı ise bireylerde bilişsel yük oluşturarak performansı olumsuz etkileyebiliyor.

Beyin dinlenemiyor

Uzmanlar, beynin dinlenme ihtiyacının sürekli bildirimlerle bölündüğünü ve bunun stres hormonlarının uzun süre yüksek kalmasına neden olduğunu belirtiyor.

Uzman Klinik Psikolog Gamze Birol, dijital yorgunluğu “aşırı bilginin sürekli zihinde olması, fiziksel olarak sürekli bağlı kalmak ve başka hayatlara maruz kalmak” şeklinde tanımladı..

Birol, “Bireyler telefonu eline aldıktan sonra hareketsiz kalıyor. Sonrasında zihinsel anlamda odaklanma problemleri, ruhsal anlamda zaman kaybı hissi ve günlük hayatı yönetememe gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Dijital dünyanın gerçek dünyadan farklı dinamikleri var ve dikkat eksikliği en önemli risklerden biri” diyor. Pandemi sonrası dijitalleşmenin hızlandığını belirten Birol, özellikle ergenlik dönemini pandemi sürecinde yaşayan gençlerin daha fazla risk altında olduğuna dikkat çekiyor.

Detoks bir lüks değil, ihtiyaç

Uzmanlara göre hayatın dijitalleşmesi kaçınılmaz bir gerçek. Ancak kontrolsüz kullanım ciddi psikolojik sonuçlar doğurabiliyor.

Klinik Psikolog Gamze Birol, “Eğer birey dijital ortamda çalışıyorsa ekran sürelerini mümkün olduğunca sınırlandırmalı ve sosyal medya kullanımını kontrollü hale getirmeli” diyor. Dijitalden tamamen kopmak mümkün olmasa da ara vermek gerekiyor. Günlük hayatta yüz yüze sosyalleşmeye alan açmak, telefonu bilinçli şekilde bırakabilmek ve ekran süresini takip etmek en temel öneriler arasında.

Dijital yorgunluğun kaygı ve depresyon belirtilerini artırabileceğini vurgulayan Birol, estetik kaygı, sürekli tüketmek ve karşılaştırmanın  ve bireyi psikolojik olarak yıprattığını belirterek uyarılarını şöyle sıraladı: “Teknolojiden tamamen kopmak yerine teknolojiyi yönetmeyi öğrenmek gerekiyor. Bilinçli molalar, sosyal medyanın yarattığı ‘mükemmellik’ ilüzyonundan sıyrılmayı kolaylaştırıp, yüz yüze etkileşimin önünü açar.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP