DOLAR 43,8640 0.04%
EURO 51,8048 0.25%
ALTIN 7.335,880,78
Ankara

PARÇALI BULUTLU

Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
  • 9.Köy
  • Teknoloji
  • Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?

Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?

Sosyal medya gençlerin ilişkilerini, duygularını ve kimliklerini yeniden şekillendiriyor. Gerçek sohbetlerin yerini bildirimler alırken, yüz yüze iletişim becerileri zayıflıyor. Psikolog Şule Şantürk, kısa vadeli önlemler yerine gençlerin duygusal ihtiyaçlarını anlamanın kalıcı çözüm için kritik olduğunu vurguluyor.

ABONE OL
9 Ocak 2026 10:41
Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Beyza Bedir

Sosyal medya artık sadece bir paylaşım alanı değil; kimliğin, ilişkilerin ve duyguların şekillendiği yeni bir dünya. Ancak bu dijital evrende büyüyen gençler, ekran ışığının ardında giderek daha sessizleşiyor. Gerçek sohbetlerin yerini bildirim sesleri, göz temasının yerini ise ekran kaydırmaları alıyor.

17 yaşındaki lise öğrencisi Zeynep, bu dönüşümün tam ortasında büyüyen gençlerden biri. Gününün büyük kısmını sosyal medyada geçirdiğini söylüyor ama bunun, fark etmeden onu insan ilişkilerinden uzaklaştırdığını da kabul ediyor: “Artık biriyle yüz yüze konuşurken ne diyeceğimi bilemediğim anlar oluyor. Telefonda yazmak daha kolay çünkü düşünmek için zamanın var, silip yeniden yazabiliyorsun. Gerçek hayatta öyle bir şans yok.”

Zeynep, eskiden sohbetin, mimiklerin, gülüşlerin doğal aktığı buluşmaların yerini sessiz telefon ekranlarının aldığını söylüyor: “Bazen arkadaşlarımla dışardayken bile herkes kendi ekranına bakıyor. Konuşuyoruz ama aslında konuşmuyoruz. Sanki hep bir boşluk var aramızda. Eve dönünce fark ediyorum, kimse kimseye tam olarak dokunmamış.”

Bununla birlikte son yıllarda günlük konuşmalara taşınan “sosyal medya dili” mevcut. Zeynep, bu yeni dilin gençler arasında bir tür kimlik göstergesine dönüştüğünü anlatıyor: “Artık insanlar sosyal medyada gördükleri kelimeleri, caps’leri, esprileri günlük hayatta kullanıyor. Sanki ortak bir dijital dil oluştu. Ama bu dili bilmeyen ya da o gün trend olan bir ifadeyi anlamayan biri hemen dışlanıyor. ‘Aa sen bunu nasıl bilmezsin?’ deniliyor.”

Zeynep, bir dönem bu kültürün içinde kaybolduğunu söylüyor. Günlük hayatı çevrimiçi akışlara göre şekillenirken, kendini sürekli eksik ve yetersiz hissettiğini fark etmiş. “Sosyal medyada herkes mutlu, güzel, başarılı” diyen Zeynep ancak bu durumun insanı gerçek ilişkilerden kopardığını belirtiyor.

“İlişkilerde samimiyet zayıflıyor”

Psikolojik danışman Şule Şantürk, gençler arasında sosyal medya kullanımının hızla artmasının, iletişim biçimlerinde köklü değişikliklere yol açtığını belirtiyor. Son yıllarda gençlerin duygularını yüzyüze paylaşmak yerine “kısa mesajlar, emojiler veya hikâyeler” aracılığıyla duygularını ifade etmeye yöneldiğini belirten Şantürk, “Bu durum, ilişkilerdeki samimiyetin ve duygusalaktarımın zayıflamasına yol açabiliyor” uyarısında bulunuyor.

Şantürk, gençlerin sosyal medyada bu kadar vakit geçirmesinin temelinde psikolojik ihtiyaçlar olduğuna dikkat çekiyor: “Temelde görülme, kabul edilme ve onaylanma ihtiyacı var. Sosyal medya, bu duygusal ihtiyaçları anında karşılayabiliyor; bu da gençlerin orada daha fazla vakit geçirmesine neden oluyor. Fakat uzun vadede bu durum, dış onaya fazla bağlı bir benlik algısı oluşturabiliyor.

Şantürk’e göre sosyal medyanın yüz yüze iletişim becerileri üzerindeki etkisi de önemli. Yüzyüze iletişimin, empati kurma, dinleme, duyguları derinlemesine ifade edebilme becerilerini güçlendirdiğini vurgulayan Şantürk, “Sosyal medyada bu süreç çok hızlı ilerlediği için gençlerin bu becerileri geliştirmekte zorlandığını gözlemliyorum” diyor.

“Emoji duygunun yoğunluğunu tam yansıtamaz”

Duyguların emoji veya kısa tepkilerle ifade edilmesinin uzun vadeli etkileri de olabiliyor: “Duyguların kısa simgelerle ifade edilmesi zamanla onların derinliğini kaybetmesine yol açabiliyor. Bir emoji, duygunun tonunu ya da yoğunluğunu tam olarak yansıtamadığı için ilişkilerde yüzeysellik artabiliyor.”

Sosyal medya bağımlılığına karşı neler yapılabilir?

Psikolog Şule Şantürk, aileler ve eğitimcilerin sosyal medya bağımlılığına karşı ise şu önerilerde bulunuyor: “En önemli nokta yasak koymak yerine anlamaya çalışmak. Aileler, gençlerle yargılamadan, dinleyen bir dille iletişim kurmalı. Sosyal medyada geçirilen sürenin arkasında hangi duygusal ihtiyaçların yattığını fark etmek, çözümün en sağlıklı başlangıcı olur.

“Dijital detoks” veya ekran süresini sınırlama yöntemlerinin kısa vadede etkili olabileceğini ancak kalıcı çözüm sağlamayacağını belirten Şantürk, gençlere şu önerilerde bulunuyor:

Sosyal medyayı yaşamınızın merkezi değil, küçük bir parçası haline getirin. Gerçek bağların dijital beğenilerden çok daha değerliolduğunu unutmayın. Her gün kısa da olsa ‘ekransız zamanlar’ yaratın; o anlarda kendinizi, çevrenizi ve duygularınızı gerçekten fark edin.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.