DOLAR 43,9809 -0.01%
EURO 51,1368 -0.04%
ALTIN 7.190,20-0,18
Ankara

PARÇALI BULUTLU

Dijital detoks “bilinçli yalnızlık” mı?

Dijital detoks “bilinçli yalnızlık” mı?

Sürekli çevrimiçi olmanın insanlarda yarattığı “gelişmeleri kaçırma korkusu” yerini bilinçli bir yalnızlığa bıraktı. Bildirimlerini kapatan, ekran süresini kısıtlayan, sanal kalabalıktan uzaklaşan ve bilinçli şekilde yalnızlığı seçen insanların sayısı giderek artıyor. “Dijital detoks” yöneliminin arkasındaki psikolojik sebepleri Uzman Psikolojik Danışman Feyza Yurdakul, 9. Köy’e anlattı.

ABONE OL
2 Mart 2026 11:50
Dijital detoks “bilinçli yalnızlık” mı?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Sonay Orta

Her an ve uzun saatler boyu çevrimiçi olma hali, telefona gelen bildirimlere maruz kalma ve gelişmeleri kaçırma korkusu bireyileri dijital baskıyla karşı karşıta bıraktı.

Sosyal medya platformlarının yarattığı bu erişebilirlik hali kolaylık sağlarken aynı zamanda ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Son yıllarda etkili olan “dijital detoks” kavramı bireylerin dijital ortamdan uzaklaşarak bilinçli bir şekilde kendini yalnızlaştırmasını ifade ediyor. Uzmanlar, FOMO (gelişmeleri kaçırma korkusu) kavramının yarattığı stres karşısında kullanıcıların bilinçli yalnızlığı tercih etmelerinin ruh sağlıklarını korumaya yönelik bir savunma mekanizması olduğunu belirledi.

“İnsanlar ruh sağlığını ‘dijital detoks’ yaparak koruyor”

İnsanların sosyal medyaya aşırı bağımlılıklarını FOMO yani gelişmeleri kaçırma korkusu kavramıyla tanımlayan Uzman Psikolojik Danışman Feyza Yurdakul, “Olup bitenleri kaçırmak ya da haberlerden uzak kalmak, gündemden kopmak insanı strese sokan bir durum olduğu için özellikle sosyal medya mecralarına aşırı bağımlılık geliştiriyordu insanlar. FOMO’nun oluşturduğu sürekli bir eksiklik, memnuniyetsizlik duygusunun antitezi olarak JOMO (gelişmeleri kaçırmanın keyfi)  diye de bir kavram ortaya çıkardı” dedi.

Aşırı ilginin ve her an çevrimiçi olup gelişmeleri izlemenin yaşam sağlık sorununa dönüştüğünü belirten Yurdakul, sosyal medyadan uzaklaşanşarın yaşam kalitesini arttırmaı hedeflediğini anlattı. Feyza Yurdakul şunları söyledi:

İnsanlar artık günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerine vakit ayıramamaya başladıklarını fark ettiklerinde ve zihinsel yorgunluklarının farkına vardıklarında sosyal medyadan biraz uzak durmanın kendilerine iyi gelebileceğini anlamaya başladılar. Bundan dolayı aslında dijital detoks dediğimiz bir kavram hayatımıza girmiş oldu ve kişiler artık kendilerine ya da sevdiklerine daha iyi zaman ayırabilmek için dijital dünyadan daha uzak kalmayı tercih etmeye başladılar. Aslında bu hem bir kaçış hem de savunma mekanizması. Bunun için kendi ruh sağlıklarını korumak amacıyla yaptıkları bir davranış diyebiliriz.

“Sürekli çevrimiçi olmak, kişiyi yetersiz hissettiriyor”

Sürekli çevrimiçi ve ulaşılabilir olma durumunun insanların ruh halini olumsuz etkilediğini ifade eden Yurdakul, “Sürekli ulaşılabilir olma durumu, sürekli telefon açılması ya da mesaj atılması ve bunun karşılığında bir cevap beklenmesi gibi durumlar aslında insanı bir kontrol mekanizmasına sokan bir durum” dedi. Bu tablonun insan zihninde ve günlük hayatında baskı ve yetersizlik hissi yaratacağını ifade eden  Psikolojik Danışman Feza Yurdakul, “Bu tempo kişinin yetersizlik ve tükenmişlik duygusunu yaşamasına sebep olabilir. Diğer sosyal medya kullanıcılarının hayatlarını sürekli takip etmek olumsuz sonuçlar doğurabiliyor” dedi. Başkalarının hayatıyla insanın kendisini kıyaslamasına neden olan bu alışkanlığın altını çizen Yurdakul tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti:

Özellikle sosyal medya platformlarında başkalarının hayatlarını insanlar gördüklerinde kendi hayatlarıyla çok fazla kıyaslama yapıyorlar. Ve bu durum sonucunda özgüven sorunları, duygusal dalgalanmalar, çok sık karşılaştığımız psikolojik problemler. Yani aslında dijital dünyada sürekli erişilebilir olma hali bir noktada insanların gerçek hayattan kopmalarına neden oluyor.”

“Bildirimlere maruz kalmak strese sokuyor”

Telefon ekranına sürekli bildirim gelmesi ve sık sık mesaj sesi duymanın bilişsel ve kontrol mekanizmalarını olumsuz etkilediğini dile getiren Yurdakul, insan zihnini yoran aldatan ve sıradan alışkanlık sanılan davranışları, “Beynin uyarıyı algılama sistemleri zihnimiz sürekli tetikleniyor. Bu odaklanma yol açabiliyor. Bunun sebebi ise ‘Acaba yine ne oldu, iyi haber mi yoksa kötü haber mi’ gibi soruların bizi strese sokması. Önemli bir şey olabilir algısıyla beynimiz gelen her bildirimi kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Ve bu durum artık zamanla otomatikleşerek bir alışkanlık haline geliyor. Bildirim gelir gelmez hemen o bildirime tıklayıp okuyoruz. Ve bunlar aslında hayatımızda görünmez birer stres sebebi” sözleriyle tarif etti.

“Bilinçli yalnızlık hem tehlikeli hem de iyileştirici bir durum”

Bilinçli yalnızlaşma kavramının günümüzde oldukça popülerleştiğini söyleyen Yurdakul, insanların bazen dinlenmek bazen de kendileriyle kaliteli zaman geçirmek için başvurdukları bir yöntem olduğunu söyledi. “Bu durum zamanla topluma karışma isteğini azaltarak uzun süreli bir sosyal izolasyona dönüşebilir” uyarısı yapan Feyza Yurdakul, dijital detoksun ölçüsü ile ilgili olarak da şu uyarılarda bulundu:

Yani bilinçli yalnızlaşma kısa süreli olduğunda aslında insanın psikolojisi ve fizyolojisi için faydalı bir deneyim sunuyor. Ama uzun süreli bir sosyal izolasyona dönüştüğü durumda ve bu kalıcı bir yaşam biçimi haline geldiğinde hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan insanların üzerinde olumsuz sonuçların doğurduğunu görüyoruz. Bu sosyal izolasyonla birlikte karşılaştığımız psikolojik etkiler, anksiyete, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar, toplumdan kopukluk ve bunun sonunda insanların öz saygı ve öz değer kaybı yaşaması gibi sorunlara sebep oluyor. Çünkü kişide bir onay ihtiyacı karşılanmamış oluyor. Aktif yalnızlık da dediğimiz ‘bilinçli yalnızlık’ yaratıcılığın ve öz farkındalığın arttığı bir süreçse, bu kişi için iyileştirici bir nokta olabilir.

“Ruh sağlığı için ekran süresi kısıtlanmalı”

Ruh sağlığımızı korumak ve dijital bağımlılıkla mücadele etmek için kendimize kurallar koymamız gerektiğini vurgulayan Yurdakul, “Kendimize gün içerisinde tüm elektronik cihazlarımızı kapatacağımız bir zaman dilimi ayırmalıyız. Sosyal medyada geçirdiğimiz zamanı sevdiklerimize , hobilere ayırabiliriz” dedi.

Bu konudaki şikayetlerle ve şikayetçi kişilerle  yoğun çalışmış olan Feyza Yurdakul, haftada en az bir gün elektronik cihazlardan tamamen uzak bir gün geçirmenin çok büyük yararı olacağını söyledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP