Gökçe Baydar
Dijitalleşmenin hız kazandığı bu dönemde psikolojik destek arayışı da akıllı cihazlara taşındı. Yapay zeka destekli uygulamalar, kullanıcılarına 7/24 erişilebilirlik ve anlık geri bildirim sunarak yeni bir alternatif gibi görünse de kesin bir etkisi yok. Artık telefonlarda bireylerle sohbet etmek yerine yapay zeka uygulamalarını kullanmak, fikir ve destek almak daha kolay, pratik ve yaygın görünüyor.
Yapay zekâ ile konuşan bir kullanıcı, oraya danışmanın kendisini rahatlattığını belirterek deneyimini şöyle anlatıyor:
“Beni anlıyor, dinliyor ve yargılamıyor. Yaşadıklarımı birçok insanın da yaşadığını söylemesi yalnız olmadığımı hissettiriyor. Verdiği yanıtlar hem duygusal hem akılcı. O an için gerçekten iyi geliyor. Ancak bu destek her zaman yeterli hissedilmiyor. Bazen fazla pozitif geliyor. Sanki ne duymak istiyorsam onu söylüyor. Tatmin edici ama bir yanıyla da yapay. Yine de anlatmak daha kolay; ayıplamıyor, umut veriyor.“
Kullanıcı, yapay zekânın motive edici cümlelerinin ruh halini geçici olarak iyileştirdiğini ancak bu güven duygusunun zaman zaman kendisini kaygılandırdığını, “Neredeyse her şeyimi biliyor. Bu biraz korkutucu” sözleriyle ifade ediyor.
Duygusal destek mümkün ama terapi şart
Son dönemde bireyler artan psikolog seans ücretlerinin de etkisiyle yapay zeka araçalarına sığınmaya başladı. Saatlerce edilen sohbetlere teşhis koyma beklentisi de eklendi. Ancak yapay zeka teşhis koymuyor, etik sınırları da buna izin vermiyor.
Bugün piyasada, yapay zekâ tarafından desteklenen terapi sohbet uygulamaları yaygınlaşıyor. Wysa, Therapify, MIND gibi uygulamalar kullanıcıların stres, kaygı ve yalnızlık gibi duygularıyla baş etmelerine yardımcı olacak sohbetler sunuyor. Ancak uzmanlar, bu tür yapay zekâların profesyonel terapi yerine geçemeyeceğini vurguluyor ve özellikle derin psikolojik ihtiyaçlarda gerçek terapistine yönelmenin önemini belirtiyor.
Psikologlar ne diyor?
Uzman Klinik Psikolog Gamze Birol, yapay zekâ uygulamalarının psikolojik destek sürecinde tamamen dışlanmaması gerektiğini ancak mutlaka psikoterapinin yanında ve sınırları belirlenmiş biçimde kullanılmasının önem taşıdığını söyledi.
Dijitalleşmeyle birlikte bireyler duygusal destek arayışında yapay zekâ temelli uygulamalara yöneliyor. Bu durumu doğru ve anlaşılabilir bulan Birol, özellikle terapistine anlık ulaşamayan ya da kimseyle konuşmak istemeyen kişilerin yapay zekâya duygu aktarımı yapmasının “normal” olduğunu belirtti.
“Bireylerin anlık yaşadıkları duygusal patlamalarda bir boşaltım alanına ihtiyaç duyması çok insani bir durum. Yapay zekâ, anlatma ve duygu boşaltma noktasında işlev görebilir” diyen Birol, bu desteğin terapinin yerini tutamayacağını vurguladı.
Yapay zeka terapisinin tehlikeli yanları
Psikoterapinin zamana yayılan bir süreç olduğuna dikkat çeken Birol, “Terapi takip gerektirir. Gerçek değişim ve iyileşme, terapötik ilişkinin içinde gelişir. Yapay zekâ ise kişi odaklı değildir; yazılan kelimeleri değerlendirir. Oysa biz terapide beden dilini, mimikleri, ses tonunu ve kişinin o anki duygu durumunu birlikte ele alırız” ifadelerini kullandı.
Birol’a göre yapay zekâ, zaman zaman “çözüm önerisi” sunuyor gibi görünse de kriz yönetimi yapabilecek bir yapıya sahip değil görüşüyle muhtemel tehlikler için de uyardı. Psikiyatrik tanısı bulunan bireyler açısından risklere de dikkat çeken Birol, “Bipolar bozukluk ya da ciddi paranoyak kişilik örüntüsü olan kişiler yapay zekâ ile sohbet edebilir. Ancak bu profiller maskelenebilir. Yapay zekâ psikolojik profili analiz edemez ve kriz anlarını yönetemez. Hatta bazı durumlarda patolojik süreçleri tetikleyebilir” diye konuştu.
“YZ ancak yan rol olabilir”
Kaygı ya da depresif belirtiler gösteren bireylerin yapay zekâ uygulamalarını destekleyici biçimde kullanabileceğini belirten Birol, bunun ancak psikoterapi süreciyle birlikte anlamlı olacağını söyledi:
“Yapay zekâ desteği kabul edilebilir. Ancak mutlaka psikoterapinin yanında, çerçevesi belirlenmiş şekilde ve ‘yan rol’ olarak kalmalı.“
Birol, yapay zekâyı toplumdaki bazı alternatif ve yerel iyileşme pratiklerine de benzetti. İnsanların kendilerine iyi gelen yöntemleri tercih edebileceğini belirten Birol, terapistlerin bu durumu tamamen reddetmek yerine sınır çizerek ele aldığını belirtti.
Meditasyon, nefes egzersizleri ve kişisel gelişim uygulamalarının günlük yaşamın bir parçası hâline getirilmesinin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade eden Birol, “Bu uygulamaların diş fırçalamak gibi rutinleşmesi çok kıymetli. Yapay zekâ tek başına derin düşünmeye ve iç görü geliştirmeye teşvik etmez, ancak destekleyici bir araç olabilir” diye ekledi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
2357 kez okundu
2
Yapay zeka çevirmenleri “kalite kontrolörü” yapıyor
2337 kez okundu
3
“Çeto” ile röportaj: ChatGPT insanların yeni dert ortağı mı?
1969 kez okundu
4
Yapay zeka belediye başkan adayı oldu
1931 kez okundu
5
İstanbulkart tartışması; kişiselleştirme, veri ihlalini getirir mi?
1761 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.