Mahmut Aydın
Yapay zeka, sanat sektöründe çığır açarak teknolojinin kendisini şekillendiren ve çeşitlendiren sanatı bir kez daha büyük bir dönüşüme uğratıyor. Bu teknolojik ilerleme, “sanatçı mı algoritma mı?” sorusuyla telif haklarından etik sorunlara kadar birçok tartışmayı beraberinde getiriyor. Sanatçı Özgür Serdar Altunoğlu ve Doç. Dr. Özgür Ballı, 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.
Kimileri yapay zeka ile üretilen ürünleri sanat olarak görmezken, bazıları da bunun yeni bir sanat sahası olduğunu savunuyor. Alanında uzman isimler ve sanatçılar, yapay zekânın sanatın ve sanatçının rolünü nasıl etkilediği, bu yeni durumun bir yaratım süreci olan sanatın doğasını bozup bozmadığı gibi kritik sorulara cevap arıyor.

Özgür Serdar Altunoğlu
Yapay zekâ, sanatın sınırlarını zorluyor ve bu durum yeni bir sanat dönemine girip girmediğimiz sorusunu gündeme taşıyor. Animasyon, konsept sanatı ve storyboard alanlarında çalışan sanatçı Özgür Serdar Altunoğlu, yapay zekâ destekli sanat üretim araçlarının gelişimi hakkında ilk başlarda endişe duyduğunu ifade etti. Altunoğlu, arkasında büyük finansman olan yeniliklerin reklamcıların algı gücüyle abartılı şekilde yorumlanabileceğinin altını çizdi.
Bu konunun tam olarak oturmadığını söyleyen Altunoğlu, “Yapay zekanın nasıl çalıştığına dair fikirler netleştikçe, sanatçıların bu teknolojiyi işlerine nasıl adapte edecekleri noktasına gelecekler. Şu anda herkes bir adaptasyon sürecinde ve bu sürece en iyi uyum sağlayanlar kazanacak” şeklinde konuştu.
Altunoğlu, yapay zekâ ile yapılan sanatın geleneksel sanattan ayrılması gerektiğini vurgularken, el becerisine artık ihtiyaç duyulmamasının temel fark olduğunu söyledi. Altunoğlu, “Eskiden sanatta fiziki emek ve becerinin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Günümüzde asıl marifet prompt yazarak yapay zekâyı etkin kullanmak” dedi.
Altunoğlu, yapay zeka konusunda öncelikle bu gerçeğin kabul edilmesi ve araçların nasıl çalıştığının öğrenilmesi gerektiğini vurguladı. Altunoğlu, hiçbir sektörün yapay zekaya teslim olmadığını söyleyerek şu ifadelere yer verdi:
“Hâlâ insanî bir moderasyona ihtiyaç var. Çünkü yapay zekanın henüz ‘bir eser üreteyim’ güdüsüne sahip olmadığını, bunun çok insani bir duygu olduğunu biliyoruz. Hızlı üretmek dışında, insan ile yapay zeka arasındaki bilişsel farkların farkına varılması gerekiyor ve insan becerisinin hala gerekli olduğunun farkına varmak gerekiyor”
Sanatın doğasının her teknolojik yenilikle değiştiğini söyleyen Altunoğlu; optiğin, fotoğraf makinesinin, perspektifin ve dijital grafiğin keşfi gibi birçok kilometre taşı olduğunu, yapay zekanın d bunlardan biri olduğunu ve henüz ne yapılacağının tam olarak anlaşılamadığını ifade etti.
Yapay zekânın, sanatçıyı pratik edilgenlikten çıkarıp daha çok teorik seviyeye getirdiğini belirten Altunoğlu, “Gelecekte çok iyi illüstrasyon çizenler yerine piyasada daha çok sanat yönetmeni olacak. Sanat yönetmenliğinin, eskiden bir sanatçı için en üst rütbe iken artık sektöre giriş basamağı olabilecek” ifadelerini kullandı.
Yapay zekânın özgünlüğü hakkındaki tartışmaya dair ise Altunoğlu, şu şekilde açıklamalarda bulundu: “İnsan eserlerinin özgünlüğü de tartışmaya açık. Bu tartışmalardan net bir yere varmak zor. Bu nedenle artık sadece bir eser üzerinden değil, konseptler veya projeler üzerinden özgünlük tartışması yapılabilir”
Altunoğlu’na göre, güzel bir görsel üretmek yapay zeka ile çok kolay olsa da, tutarlı bir projenin tam konseptini üretmek için yapay zeka üstü bir süpervizyon yapmak gerektiğini ve bu noktada insanlara ihtiyaç duyulduğunu aktarıyor. Ancak eskisi kadar büyük iş imkânları olmayacağı yönündeki söylentilerin moral bozucu olduğunu da sözlerine ekliyor.
Yapay zekâ ve dönüştürebileceği sanat sahası, bazı etik sorunları da beraberinde getiriyor. Altunoğlu, bu alandaki etik konusunda çok büyük boşluklar olduğunu ve kurumların reaksiyon vermesinin çok zaman alacağını belirtiyor.

Doç. Dr. Özgür Ballı
Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Heykel bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Ballı, dijital sanatın gelecekte sanatçılar üzerindeki etkisinin oldukça derin ve çok yönlü olabileceğini söyledi. Bu etkinin, insanın teknolojiyle olan ilişkisi ve bu ilişkiye yön verme biçimiyle şekilleneceğini vurgulayan Ballı, yapay zekayı gelecek süreç için oldukça değerli bir araç kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Ballı, şu anda yapay zekânın sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu ve daha çok belirli görevleri yerine getiren dar yapay zekâ seviyesinde çalıştığı bir dönemde olduğumuzu belirtti. Ancak gelecekte genel yapay zekâ (AGI) seviyesine ulaşıldığında, Yapay zekanın sanattaki rolü ile ortaya çıkan etik ve sahiplik sorunlarının daha kapsamlı bir şekilde ele alınacağının da altını çizdi.
Doç. Dr. Özgür Ballı, Deniz Yılmaz ve AARON gibi yapay zekâ sanatçılarını, geleneksel sanata meydan okuyan ve onu yeniden tanımlayan bir trans hümanist hareketin parçası olarak gördüğünü belirtti. Ballı’ya göre geleneksel sanatçılar kişisel deneyim ve duygularını sanat eserlerine yansıtırken, yapay zekâ sanatçıları veri setleri ve algoritmalarla çalışarak yaratıcılığı farklı bir boyuta taşıyor. Ballı, bu durumun özgünlük, otantiklik ve yaratıcılığın kaynağı gibi kavramları sorgulattığını ve teknolojinin sanatta sınırları aşma potansiyelini gözler önüne serdiğini belirtiyor. Ballı, yapay zeka sanatçılarının insan yaratıcılığını tamamlayan, dönüştüren ve hızlandıran bir sanat anlayışını temsil ettiğini söyledi.
Ballı, yapay zekâ sanatçılarının günümüz için sanatçı olarak değerlendirilmesinin henüz erken olabileceğine dikkat çekti. Bunun nedenini ise yapay zekâ sistemlerinin şu anda bilinçten yoksun olmalarına ve yaratıcı süreçlerin insan girdilerine dayalı olmasına bağlıyor. Ballı, “Bu durum, sanatçı yaratıcılığına ciddi bir meydan okuma sunuyor. İnsanlar duygularını, deneyimlerini ve bireysel perspektiflerini eserlerine yansıtırken, yapay zekâ devasa veri havuzlarını analiz ederek ve bunları yeniden düzenleyerek eserler yaratabiliyor. Bu durum geleneksel yaratıcılık anlayışını sorgularken, sanatın anlamını genişleten yeni bir paradigma da sunabilir” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Özgür Ballı, gelecekte insan ve yapay zekâ arasındaki bu etkileşimin, sanatçılık tanımını dönüştürebileceğini ve yaratıcı sürecin sınırlarını yeniden çizebileceğini söyleyerek sözlerini noktaladı.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6441 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6147 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4497 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18841 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13757 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11597 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11465 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6716 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.