Mehmet Duran Boztepe
Türkiye’de çocukların suça karışma oranlarındaki artış, adli istatistiklere ürkütücü boyutlarda yansıyor. Anadolu Ajansı’nın “Küçük yaş, büyük suç” dosya haberine göre; Türkiye’de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor. Son 10 yıldaki veriler değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk sayısında yüzde 17,47’lik bir artış yaşanırken, 2025 yılında bu sayı 186 bin 256’ya ulaştı.
Kasten yaralama, hırsızlık ve uyuşturucu gibi suçlar başı çekerken, suç örgütleri özellikle 15-18 yaş grubundaki çocukları sınırlı cezai sorumlulukları nedeniyle eylemlerde “araç unsuru” (maşa) olarak kullanıyor.
Peki, bu çocuklar neden suça sürükleniyor?
Gazeteci Osman Çaklı, Sosyolog-Gazeteci Eftalya Feraset ve Akçaburgaz Mahallesi Muhtarı Recep İsenç ile gençlerin suça sürüklenmesinin nedenleri ve çözüm önerilerini konuştuk.

Eftalya Feraset
Sosyolog ve Gazeteci Eftalya Feraset İstanbul gibi bir sermaye kentinde kenti ve suçu “sınıf”; gerçeğini dışarıda bırakarak tartışmanın imkânsız olduğunu belirtiyor. belirten, ilk domino taşının “mekânın metalaşması” ve çarpık kentleşme olduğunu ifade ediyor. Bağcılar ve Esenyurt gibi göç alan bölgelerdeki nüfus yoğunluğunun mekânsal bir adaletsizliğe neden olduğunu vurgulayan Feraset, okul, sağlık, ulaşım ve temiz hava gibi hizmetlerin bu bölgelerde daha yetersiz kaldığını belirtiyor.
Kentin sunduğu bu mekânsal adaletsizliğin gençlerde “sınıfsal bir öfkeye” neden olduğunu söyleyen Feraset, “Bu ‘sokağa düşme’ de belki bir hayatta kalma çabasıdır, tüm dışarıda bırakma çabalarına rağmen” diyor. Toplum ve okul tarafından damgalanan, saç tıraşları ve giyimleriyle dışlanan, sosyal medyada aşağılanan gençlerin suç örgütlerinde aidiyet, güç ve en önemlisi “görünürlük” bulduğunu belirten Feraset, durumu şu çarpıcı benzetmeyle açıklıyor:
“Mc Donald’s kültürünün kriminolojideki karşılığı gibi hızlı organize ol, görünür ol, tüket, yok ol. Sınıfsal öfke burada nihilizme dönüşüyor“

Osman Çaklı
Gazeteci Osman Çaklı’ya göre, sosyal medyada sergilenen lüks arabalar, silahlar ve deste deste paralar gençler üzerinde bir “sınıfsal sıçrama illüzyonu” yaratıyor. Dezavantajlı bir mahallede asgari ücretle çalışarak ulaşılamayacak bir hayata bir eylem yaparak bir gecede ulaşma vaadinin gençleri cezbettiğini belirten Çaklı, suç işlemenin artık yeraltında gizlenmek değil, dijital dünyada “görünür” ve “popüler” olmak anlamına geldiğini vurguluyor.
Suçun dijitalleşmesiyle şiddetin bir “performans nesnesi” haline geldiğini aktaran Çaklı, eskiden tetikçi olmak için belli bir yer altı geçmişi gerekirken, şimdi internetten bulunan herhangi bir gence “iş” ihale edilebildiğini söylüyor. Çaklı, tetikçiliğin artık tamamen tabana yayıldığını ve sıradanlaştığını ifade ederek, gençlerin bilgisayar oyunlarındaki “level atlama” mantığını gerçek hayata kopyaladığını, işledikleri suçun vahametinden çok dijital dünyada yaratacağı etkinin ve sahte saygınlığın peşinden gittiklerini ekliyor.
Çocukların çetelere katılmasındaki tek motivasyon para değil. Anadolu Ajansı’nın “Küçük yaş, büyük suç” dosya haberinde yer alan uzman görüşleri de sevgi ve güven ortamından yoksun, ihmal, yoksulluk ve eğitimsizlik gibi nedenlerle kendini değersiz hisseden çocukların çeteler tarafından kimlik ve değerli olma hissi vaadiyle kolayca manipüle edildiğine işaret ediyor.
Aynı noktaya dikkat çeken Osman Çaklı, “Çete, gence bir kimlik kartı verir” diyerek mahallesinde kimsenin yüzüne bakmadığı bir gencin eline silah aldığında korkulan ve sahte de olsa saygı duyulan bir özneye dönüştüğünü belirtiyor. Çete liderlerinin bir “abi” figürü ve koruma kalkanı sunduğunu ifade eden Çaklı, “Genç, evinde bulamadığı korumayı ve topluluğu çetede bulur. Yaşanılanları suç örgütlerinin kendilerini bir tür ‘alternatif aile’ olarak pazarlaması olarak okumak gerekiyor” diyor.

Recep İsenç
Makro ölçekteki bu sosyolojik ve ekonomik çöküş, mahalle düzeyinde çok daha çıplak bir şekilde yaşanıyor. Esenyurt’a bağlı Akçaburgaz Mahallesi Muhtarı Recep İsenç, ailelerin ekonomik zorluklar nedeniyle sürekli çalışmak ve uzun saatler mesai yapmak zorunda kalmasının çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor. “Anne ve babalar gün boyu ekmek parası peşinde koşarken, çocuklar evde veya sokakta başlarında bir yetişkin olmadan vakit geçiriyor” diyen İsenç, bu denetimsizliğin gençlerin kötü niyetli kişiler tarafından kandırılmasına ve suça çekilmesine zemin hazırladığını vurguluyor. Çevre semtlerde refah seviyesinin daha yüksek ve okul sayılarının daha fazla olduğunu hatırlatan İsenç, okul sayısının artmasının ve çocukların eğitim kurumlarında daha güvenli bir ortamda vakit geçirmesinin suç oranlarındaki artışı doğrudan engelleyeceğini belirterek çözümün okullaşmadan geçtiğini savunuyor.
Gelinen noktada suç sadece geçmişteki gibi İstanbul’un dezavantajlı gettolarıyla sınırlı kalmıyor. Osman Çaklı’nın analizine göre, dijitalleşen suç ekonomisi sayesinde Bursa, Adana, İzmir ve Mersin gibi büyükşehirlerin çeper mahallelerinin yanı sıra, Avrupa’daki Türk diasporası bile bu sarmalın içine çekilmiş durumda. Suç örgütleri sosyal medya üzerinden kurulan “dijital mahalleler” aracılığıyla her şehirden gence ulaşabiliyor.
Uzmanların ortaklaştığı çözüm ise salt güvenlik operasyonlarında değil, bütüncül sosyal politikalarda yatıyor. Çaklı’nın altını çizdiği gibi; yerel yönetimlerin bu bölgelerde gençlerin enerjisini kanalize edebileceği ücretsiz spor, sanat ve teknoloji atölyelerini bir lütuf değil “temel hak” olarak sunması, devletin ve belediyelerin henüz suça bulaşmamış gençlere dokunan proaktif bir “koruyucu kalkan” oluşturması hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, Anadolu Ajansı’nın raporunda da aktarıldığı üzere, suça sürüklenen çocuklar, devletin koruma zincirindeki koordinasyonsuzluğun ortasında bir “kayıp kuşak” olma riskiyle karşı karşıya kalmaya devam edecek.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7365 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6608 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6259 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5240 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4926 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4657 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4616 kez okundu
1
Engelli maaşında “hane geliri” engeli
17383 kez okundu
2
Engelli bireyler nasıl oy kullanacak?
13098 kez okundu
3
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
4
Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi şimdi kapkaranlık
6940 kez okundu
5
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.