Esmer Değirmen
Türkiye’de binlerce dershane ve kurs öğretmeni, eğitim sisteminin görünmeyen yükünü omuzlarken farklı sorunlarla karşı karşıya. Devlet okullarında 18 saatlik ders yükü standart kabul edilirken, özel sektörde çalışan dershane ve kurs öğretmenleri haftada 45 saati aşan ders saatleriyle, 10 aylık sözleşmelerle ve yaz aylarında işsizlik riskiyle karşı karşıya.
Sigortanın eksik yatırılması, maaşların bir kısmının elden ödenmesi ve tazminat hakkının fiilen ortadan kaldırılması ise sektörde en sık dile getirilen sorunlar arasında. Özel Öğretmenler Sendikası Ankara il temsilcilerinden olan ve aynı zamanda dershane ve kurs çalışmalarında yer alan Hasan Basri ile sektördeki öğretmenlerin sorunları hakkında konuştuk.
Hatay’dan Süleyman öğretmen ve Ankara’dan Kuzey Aras öğretmene ise meslekte karşı karşıya oldukları zorlukları sorduk.
Dershane ve kurs öğretmenlerinin en temel sorunlarından biri iş güvencesi. 9-10 aylık sözleşmeler, her yıl yenilenen kontratlar ve yaz aylarında işsiz kalma riski öğretmenleri sürekli bir belirsizlik içinde bırakıyor.
Hasan Basri, “Bir öğretmenin özel bir kurumda sadece 10 ay çalışıyor gibi gösterilmesi tazminat hakkının elinden alınmasına sebep oluyor” diyor. Yılın kalan iki ayında da sigorta yatırılmadığı için öğretmenlerin emeklilikle ilgili problem yaşadığını belirten Basri, sektördeki sömürünün ana sebeplerinden birinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen yetiştirme ve eğitim politikaları olduğunu söylüyor.
Hatay’da görev yapan Süleyman öğretmen, “Özel sektörde çalışan öğretmenler olarak gelecek yıl acaba işsiz kalır mıyım kaygısı yaşıyoruz. Çünkü genel olarak sigortalar 10 aylık yapılmakta ve mevsimlik işçi gibi çalışmaktayız” sözleriyle durumunu aktarıyor. Ankara’dan Kuzey Aras ise sözleşmesinin 12 aylık olduğunu ancak sözleşmesi 9-10 aylık olan meslektaşlarının her sene sözleşmesini yenileme stresiyle karşı karşıya kaldığını söylüyor.
Özel sektörde ders saatleri kamuya göre oldukça yüksek. Ek ders, etüt ve sınav görevleri ise çoğu zaman düşük ücretlendirme ile yürütülüyor. Kamuda haftalık ders saati 18 saat iken özel kurumlarda öğretmenler haftalık yaklaşık 45 saat derse giriyor. Buna rağmen aldıkları ücretin yeterli olmadığı ifade ediliyor.
Hasan Basri, bu alanın çalışma koşullarının çok insani olmadığını söyleyerek, “Kamudaki arkadaşlarımız haftada 18 saat derse girerken kurs öğretmenleri haftada minimum 45 saat derse giriyor. Sözleşmede ders saati bu oranda olurken gerçekte 50-55 saat derse girmek zorunda kalan meslektaşlarımız da var” diyor.
Öğretmenler çoğu zaman asgari ücret üzerinden sigortalı gösterildiklerini ve ücret politikalarının emeklerinin karşılığını vermediğini dile getiriyor. Hasan Basri, “İşveren öğretmenleri daha düşük ücretlere sigortalıyor, sigortalı olarak gösterdiği ücreti bankaya yatırıyor, kalan kısmı elden veriyor. Bu şekilde hem kamudan vergi kaçırmış oluyor hem de öğretmen emeğini sömürerek emeklilikle ilgili yasal bazı haklarına peşinen el koyuyor” diyor.
Şu anki eğitim öğretim yılında haftada üç gün görev yaptığını ve sadece geçinmeye çalıştığını belirten Süleyman öğretmen, önceki yıllarda beş-altı gün çalışıp ancak geçinebildiğini anlatıyor. Süleyman öğretmen, “Emek ücret dengesi hiçbir zaman oluşmadı benim için. Her yıl deneyimle alınan ücret artıyor ama hayat pahalılığı daha da artıyor. 2014 yılında kaldırılan taban maaş uygulamasının acilen dönmesini talep ediyoruz. Bir öğretmene asgari ücret vermek asla kabul edilemez” diyor.
Süreli sözleşmeler nedeniyle birçok öğretmen yaz döneminde gelir kaybı yaşıyor ve ek iş aramak zorunda kalıyor. Basri, süreli sözleşmeler yapıldığı için yaz aylarında öğretmenlerin maaş alamadığını aktarıyor ve “Kurs öğretmenlerinden sözleşmesi kısa süreli olanlar yılın belli bir döneminde çalıştığı için bir mevsimlik çalışan olduğunu söyleyebiliriz” diye konuşuyor. Süleyman öğretmen ise şöyle konuşuyor:
“Defalarca yaz aylarında işsiz kaldım. Kurumlar sizden daha az paraya çalışacak bir öğretmen buldukları an size kapıyı gösterir. Çünkü güvence yok, 12 aylık sözleşme yok. Sizin çok kaliteli bir öğretmen olmanızın bir önemi yok. Liyakata pek bakılmıyor. Yazın işsiz kalabilirim diyerek her ay kenara biraz para koyarak o parayla yazı geçirmeye çalışıyorum ama borcum bitmiyor.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7083 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6509 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6210 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4900 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4895 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4555 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4537 kez okundu
1
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
2
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4025 kez okundu
3
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3623 kez okundu
4
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3005 kez okundu
5
Kadınların yılbaşı pazarı Kadıköy’de
2752 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.