Mehmet Duran Boztepe
Avrupa’nın en genç devleti Kosova, 2008 yılındaki bağımsızlık ilanından bu yana devletleşme sürecinde önemli mesafeler kaydetse de uluslararası sistemde hak ettiği eşit konumu elde etme konusunda yapısal engellerle karşılaşıyor. Bir yanda Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğini bloke eden siyasi dengeler, diğer yanda Avrupa Birliği’ne (AB) giriş sürecini yavaşlatan tanınma krizleri, ülkenin diplomatik manevra alanını daraltıyor. Bu uluslararası denklemin merkezinde ise Kosova-Sırbistan ilişkilerini sürekli geren ve etnik fay hatlarının en keskin biçimde hissedildiği Mitroviça yer alıyor.
Kosova’nın uluslararası entegrasyon durumunu, AB’ye giriş sürecini ve Mitroviça merkezli krizleri; Kosova Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka, Eski Kosova Büyükelçisi Volkan Türk Vural ve RUBASAM Başkan Vekili Dr. Halit Gökalp Küçük ile görüştük.
Dünyaca ünlü tenisçi Novak Djokovic, 2021 Fransa Açık Tenis Turnuva’sında kameraya “Kosova Sırbistan’ın kalbidir” yazması, asırlarca geçmişe dayanan bir çatışmanın kortlara yansımasıydı.
Kosova’nın İpek şehri, Tatarların ve Macarların Kuzey Sırbistan’a düzenlediği akınlardan dolayı 1254’ten 1389’a kadar Sırp Ortodoks Kilisesine ev sahipliği yaptı. Kilise burada alabileceği en büyük unvan olan ‘patriklik’ unvanını aldı. 1389’da I. Kosova Savaşı’nda Sırplar Osmanlıya karşı mağlup oldu. Savaştan bir gece önce yanına gelen meleğin teklifi üzerine yeryüzü krallığını yerine cennetin krallığını tercih ettiği rivayet edilen Sırbistan Prensi Lazar Hrebelyanoviç, muharebede Sultan I.Murat gibi yaşamını yitirdi. Bu olaylar neticesinde Sırplar Sırbistan’ı “tanrının yeni Kudüs’ü”, savaşın yaşandığı ve kilisenin merkezi olan Kosova’yı ‘Sırbistan’ın kalbi’ olarak görmeye başladı. Osmanlı yönetimdeki Kosova Vilayeti ise zamanla Müslüman Arnavut ve Türk nüfus ile dolmaya başladı ve günümüz demografisi oluştu. Yaklaşık 1 milyon 800 bin nüfuslu Kosova’nın çok büyük kısmı Müslüman Arnavutlardan ve Türklerden oluşuyor. Mitroviça gibi birkaç şehirde önemli sayıda Sırp azınlığın yaşadığı biliniyor
Yugoslavya içerisinde özerk biçimde yaşayan Kosova, dağılıştan nasibini aldı. 1991’de Kosova İstatistik Kurumu tarafından yaklaşık yüzde 82’sinin Arnavut olduğu açıklanan Kosova, Belgrad yönetiminin kararıyla özerkliğini yitirdi. Bunun üzerine Kosovalı Arnavutlar UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) etrafında toplanıp yaklaşık bir buçuk sene mücadele gösterdi. NATO ve BM desteğini alan UÇK galip gelen taraf oldu ve 17 Şubat 2008’te Kosova bağımsızlığını ilan etti.

Fikrim Damka
Kosova’nın Avrupa Konseyi üyelik sürecinin Bakanlar Komitesi’nde Sırp Belediyeler Birliği şartı gibi nedenlerle tıkanmasını değerlendiren Kosova Başbakam Yardımcısı Fikrim Damka, ülkesinin uluslararası alanda sürekli yeni bariyerlerle karşılaştığına dikkat çekiyor. Damka, bu diplomatik çıkmazla ilgili yaptığı değerlendirmede; “Kosova her defasında farklı engellerle karşılaşıyor. Özellikle çok uluslu kuruluşlara üyeliğin son aşamasında ilave ve yeni talepler gündeme getiriliyor” ifadelerini kullanıyor. Gerekli şartları yerine getirdiklerinden emin olduklarını belirten Başbakan Yardımcısı, siyasi nitelik taşıyan bu ek engelleri müttefiklerini ikna ederek aşacaklarına inanıyor.
Belgrad-Priştine diyalog sürecinde Kosova hükümetinin Kuzey Mitroviça’daki yasa dışı Sırp paralel yapılarını tasfiye etmesine yönelik adımları değerlendiren Damka, bu süreci devlet otoritesinin tesisi için kritik bir hamle olarak görüyor. Bu yapıların tasfiyesinin yalnızca sembolik olmadığını belirten Damka, yaşanan gelişmeyi şöyle özetliyor:
“Bu süreç yalnızca sembolik yapıların kapatılması anlamını taşımamaktadır, aynı zamanda kamu hizmetlerinin, güvenlik mekanizmalarının ve yerel yönetim işleyişinin Kosova’nın anayasal çerçevesi içinde güçlendirilmesi vasıtasıyla egemenlik sınırlarının Kosova’nın hukuki ve fiziki sınırları ile paralel hale gelmesine bir adım daha yaklaştırmıştır“
Kosova’daki çoğunluk olmayan toplulukların kamuda yeterince istihdam edilememesi ve güvenlik gücü sınavlarının anadilde yapılmaması gibi sorunların çözümü için de çalışacaklarını belirten Başbakan Yardımcısı Damka, hak ihlallerinin üzerine gideceklerini taahhüt ediyor.
Başbakan Yardımcısı, “Özel bir hassasiyetle takipçi olacağımız anayasal ve yasal hak ihlallerinin kanunlar çerçevesinde düzeltilmesi ve gerektiğinde yeniden düzenlenmesi ile Kosova Türk toplumu ve diğer çoğunluk olmayan toplulukların da kamu kurumlarında kendi paylarına düşen kadrolardan eksiksiz şekilde faydalanmasının yolu açılacaktır” diyerek süreci yakından takip edeceklerinin altını çiziyor.

Volkan Türk Vural
Eski Kosova Büyükelçisi Volkan Türk Vural da 2008’den bugüne ülkenin büyük ilerleme kaydettiğini, 120’den fazla ülke tarafından tanındığını söyledi. Uluslararası arenadaki en büyük engelin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları olduğunu hatırlatan Büyükelçi Vural, mevcut durumu “1244 sayılı karar hala yürürlükte, onu unutmamak lazım” sözleriyle özetliyor. Kosova’nın Sırbistan’ın bir parçası olduğunu söyleyen bu kararın iptal edilmemesinin, ülkenin BM üyesi olmasının ve uluslararası toplum tarafından tam tanınmasının önündeki bariyer olduğunu vurguluyor.
Kosova’nın bağımsızlık ve devletleşme sürecindeki siyasi evrimine de değinen Vural, mevcut iktidar partisi Vetëvendosje’nin (Kendin Karar Al) geçmişteki radikal eylemlerinin, ülkenin uluslararası vesayete bakış açısını anlamak açısından önemli bir örnek olduğunu belirtiyor. Kosova’nın Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu (UNMIK) tarafından yönetildiği dönemde Vetëvendosje’nin siyasete girmeyen, sistem dışı bir hareket olduğunu hatırlatan Vural, dönemin ruhunu yansıtan çarpıcı bir anısını şu sözlerle anlattı:
“İçişleri Bakanlığı’nın önünde uzun bir cadde vardır. O dönemler burasını Birleşmiş Milletler, yani UNMIK yönetiyordu. Bütün UNMIK plakalı cipler de onun önünde park etmişti. Bir sabah kahvaltıya gittiğimde gördüğüm hareket şuydu; orada mevcut en az 30 tane arabanın bütün lastikleri kasıtlı olarak patlatılmıştı. Araçların üzerindeki “UN” yazılarına sprey boyayla harfler eklenmiş, “FUND” (Arnavutça “son” anlamına geliyor) yazılmıştı. Bunu Vetëvendosje yapmıştı.”
Vural, geçmişte sadece bağımsızlık hedefine odaklanan ve uluslararası toplumun yönlendirmelerine harfiyen uyan Kosova’nın, bugün bir zamanlar BM araçlarının lastiklerini patlatan bu hareket tarafından yönetildiğine dikkat çekerek, ülkenin kendi kaderini tayin etme iradesindeki keskin dönüşümün altını çiziyor.
Mitroviça sorununun ve Sırbistan ile yaşanan krizin tek kalıcı çözümünün Avrupa Birliği entegrasyonu olduğunu savunan Vural, iki ülkenin AB’ye farklı zamanlarda girmesinin büyük bir diplomatik kriz yaratacağı uyarısında bulunuyor. Çözümün, sınırları ve yatırım engellerini ortadan kaldıracak AB şemsiyesi olduğunu belirten Vural, uyarılarını “Eğer aynı anda entegre etmezseniz, Kosova sorunu daima Kıbrıs sorunu gibi ‘frozen question’ (dondurulmuş sorun) olarak kalacaktır” cümlesiyle dile getiriyor.
Mitroviça’nın savaşın hemen arkasında bir tampon bölge olarak kullanılmaya çalışıldığını ifade eden Vural, Sırbistan’ın burayı kolay bırakmayacağını ve bölgede Sırp Dinar’ının hala geçtiğini belirtiyor. Sırpların kendilerine ayrılan sandalyelerle meclisteki kararları, hatta Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bile kilitlediklerine dikkat çeken Vural, “Mitrovica devlet içinde devlet olmaz” diyerek bütünlükten taviz verilemeyeceğini vurguluyor.
Bölgenin tarihsel ve kültürel dokusuna da yer ayıran Büyükelçi Volkan Türk Vural, Kosova’nın Osmanlı İmparatorluğu için Anadolu’dan bile daha merkezde yer alan, tam bir Balkan devleti projesi olduğunu aktarıyor. Türkiye ile Balkanlar arasındaki koparılamaz tarihsel ve diplomatik bağın önemine değinen Vural, durumu “Türkiye’siz Balkanlar, Balkanlarsız Türkiye düşünülemez” sözleriyle özetliyor. Vural, bölgedeki hoşgörü ikliminin anlaşılabilmesi için “Pax Ottomana”nın (Osmanlı Barışı) son derece önemli olduğunu vurguluyor.

Dr. Halit Gökalp Küçük
Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanvekili Dr. Halit Gökalp Küçük ise Türkiye’nin Balkanlar’da sadece ticari veya kültürel bir aktör değil, aynı zamanda ciddi bir güvenlik mimarı olduğuna dikkat çekiyor. Küçük, yıllarca kurumlar aracılığıyla kurulan kültürel bağların bugün güvenlik ve diplomasi hamlelerinin altyapısını oluşturduğunu savunuyor. Türkiye’nin bölgedeki sarsılmaz yerini analiz eden Küçük, durumu “Avrupa Birliği’nin yavaş işleyen savunma ve bürokratik mekanizmalarına ve ABD’nin sürekli yön değiştiren güvenlik politikalarının aksine Türkiye, diplomatik yakınlaşma ve askeri bağlarla Balkanlar için hızlı, güvenilir ve ön şartsız bir alternatif güvenlik şemsiyesi konumuna yerleşmiştir” ifadeleriyle özetliyor.
Kosova’nın AB entegrasyonunda ve uluslararası alanda ilerleyebilmesi için dış diplomasisini çeşitlendirmesi gerektiğini belirten RUBASAM Başkanvekili Küçük, Kosova’yı tanımayan 5 AB üyesi ile (İspanya, Yunanistan, Romanya, Slovakya, Güney Kıbrıs) ilişkilerin farklı taktiklerle yürütülmesi gerektiğini söylüyor. Ancak asıl düğümün Sırbistan ile ilişkiler olduğunu vurgulayan Küçük, “Özellikle Sırbistan’la ilişkilerin normalleşmesi gerçekleşmedikçe ilerleme zor gözüküyor” diyerek gerçekçi bir durum tespiti yapıyor.
Siyasi temsiliyet krizleri ve hızlanan genç nüfus göçü nedeniyle Balkanlar’daki Türk ve Müslüman toplulukların varlık mücadelesi verdiğini aktaran Dr. Halit Gökalp Küçük, asimilasyon ve temsil kaybı tehlikesine karşı uyarıyor. 10 yıl içinde bu toplulukların kilit aktör konumunu kaybederek sadece seçimden seçime hatırlanan azınlıklara dönüşme riski taşıdığını belirten Araştırmacı Küçük, durumun ciddiyetini, “Önümüzdeki 10 yıl, Balkanlar’daki Türk ve Müslüman varlığı için bir ‘var olma veya yok olma’ eşiğidir” cümlesiyle ifade ediyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Siyasal iletişim dili: “Yaraları ancak biz sararız” ve “kader”
1859 kez okundu
2
Şırnak seçimden istihdam ve eğitim olanağı bekliyor
1378 kez okundu
3
Diyarbakır’da Kürt meselesi: “Barış değil dertleri…”
1338 kez okundu
4
Diyarbakır’da seçimlerden beklenti çok!
1017 kez okundu
5
Dayanışma bu kez oy hakkı için: Depremzede seçmene “askıda bilet”
992 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.