Emine Sabırlı
Kemik erimesi (osteoporoz), kemiklerin zamanla zayıflaması ve kırılgan hale gelmesiyle ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunu. Özellikle menopoz sonrası dönemde östrojen hormonundaki azalma nedeniyle kadınlarda daha sık görülen bu hastalık, omurga, kalça ve el bileği kırıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Uzmanlara göre düzenli spor yapmak, kemik sağlığını korumanın en etkili yollarından biri. Yürüyüş, koşu, merdiven çıkma, dans, tenis gibi ağırlık taşıyan aktivitelerin yanı sıra direnç egzersizleri, kemiklerin güçlenmesini sağlayan doğal uyarılar oluşturuyor. Bu sayede kemik yapımı desteklenirken kemik kaybı yavaşlıyor. Düzenli egzersizle ayrıca kalori yakmak için harcanan enerji miktarın metabolizmayı hızlandırıyor.
Kadınlarda özellikle menopoz sonrası dönemde sık görülen kemik erimesine karşı düzenli egzersizin koruyucu etkisine dikkat çeken spor eğitmeni ve uzun mesafe koşucusu Kübra Karakaya, “Hareketi yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmek, kemik sağlığını korumak için atılabilecek en önemli adımlardan biri” diyor ve kemiklerin hareket ettikçe güçlendiğini belirtti..
Karakaya, “Kemikler hareket ettikçe güçlenir. Spor yalnızca kasları değil, kemikleri de güçlendiriyor. Düzenli egzersiz kemik yoğunluğunu korurken, denge ve kas kuvvetini artırarak düşme ve buna bağlı kırık riskini de azaltıyor” dedi.
Kemik sağlığını destekleyen en etkili egzersizlerin ağırlık taşıyan aktiviteler olduğunu vurgulayan Karakaya, tempolu yürüyüş, koşu ve direnç antrenmanlarının kemik yapısını güçlendirmede önemli rol oynadığını şu sözlerle anlattı:
“Özellikle kemik sağlığının çocukluk döneminden itibaren desteklenmesi gerekir. Egzersizin yaşı yok. Genç yaşlarda kazanılan güçlü kemik yapısı ilerleyen yıllarda önemli bir avantaj sağlıyor. Haftada 3 saat spor yapan 45-50 yaşlarındaki kadınlar iyi düzeyde kondisyon eşiğine ulaşmaya başlar, bu da menopoz dönemindeki kadınların yüksek fiziksel sağlık puanına eriştiğini gösterir.”
Peki kemik erimesi olan kadınlar hangi egzersizleri yapmalı, hangilerinden kaçınmalıdır? Karakaya bu soruya da şöyle yanıt verdi:
“Teşhis konulan kadınlar için en önemli şey, bir sağlık profesyoneliyle birlikte kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmak ve gereken takviyeleri almasıdır. Benim yaklaşımım, düşük darbe içeren, denge ve kas kuvvetini artıran egzersizlere odaklanmak. Örneğin, ben de öğrencilerime yoga, pilates ve hafif direnç antrenmanlarını öneriyorum. Yüksek risk taşıyan, ani, sert hareketlerden kaçınmak gerekiyor. Samimi olarak söylemem gerekirse, doğru egzersizle hem güvende hem de güçlü hissedebilirsiniz.”
Fizyoterapi Uzmanı Öykü Sena Yüksel, ise düzenli pilates yapıldığında duruşun düzelip kasların sıkılaşacağını ağrıların azalacağını aktardı. Kadınlarda pelvik taban (leğen kemiği altı) kaslarını destekleyerek hem genç yaşta hem de ileriki yaşta yaşanabilecek ağrıların önüne geçildiğini ifade etti ve şöyle konuştu:
“Eve pilates sadece estetik bir görünüm için değil, sağlıklı bir yaşamın sürdürülebilmesi için de gereklidir. Özellikle menopoz döneminde hormonlardaki değişime bağlı olarak kas ve kemik kaybı hızlanabiliyor. Bu süreçte düzenli egzersiz yapmak, kas kütlesini korurken denge ve koordinasyonu geliştirerek düşme riskini azaltıyor. Pilates ise duruşu iyileştiren, omurgayı destekleyen kasları güçlendiren ve kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayan etkili egzersizlerden biridir.”
Düzenli spor, hem bedensel hem de ruhsal sağlığı destekliyor…
Psikolojik Danışman Ayşe Nur Özaltın, spor yapmanın kadınların ruh sağlığına olumlu etkilerinden söz etti. Hareket etmenin zihin yükünü azalttığını vurgulayan egzersizin ruh salığı ile ilişkisini şöyle ifade etti:
“Meslekte geçirdiğim bu uzun yıllar bana çok net bir gerçeği öğretti: Zihnin tıkandığı, kelimelerin tükendiği ve kaygının kalıplara sığmadığı yerde, ruhu iyileştirmenin yolu bedeni harekete geçirmekten geçer. Bir psikolojik danışman gözüyle, kadınların yaşamında sporun ve özellikle pilatesin yeri sadece bedensel bir aktivite değil; aynı zamanda harika bir ruhsal şifalanma ve öz farkındalık yolculuğudur. Günümüz dünyasında kadınların sırtındaki toplumsal roller, kariyer baskısı, aile içi sorumluluklar ve hormonal dalgalanmalar bazen zihni fazlasıyla yorabiliyor. İşte tam bu noktada hareket etmek, zihnin yükünü hafifleten en zarif sığınaklardan biri haline geliyor.“
Özaltın, “Egzersiz yaparken vücudumuzun salgıladığı endorfin, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterler, doğanın bize sunduğu en güçlü ve doğal antidepresanlar” dedi ve ekledi: “Spor bir kadının gün içinde telefonunu sessize aldığı, beklentilerden uzaklaştığı ve sadece kendi varlığıyla buluştuğu kutsal bir alandır. Bu alan, tükenmişlik sendromuna (burnout) karşı en güçlü kalkandır.”
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8886 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8478 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8095 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6980 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6509 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5382 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5153 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6161 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4679 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4209 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3978 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3650 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.