Mecnun Çali
Tersine göçüyle dünyanın tanıdığı inci kefali evrimleşti, boyu büyüdü, avcıların ağ aralıkları genişletildi ama bunun yeterli olmadığı anlaşıldı. Van balığının neslini kurtarmak için bilim insanları yeni önlemlerin zorunlu olduğunu ileri sürüyor.
Av yasağı süresince balığın nesli korunuyor, gelecek nesillere ulaştırılması için büyük çaba sarf ediliyor. Ayrıca, av yasağıyla beraber boyu büyüyen balık bölge ekonomisine de av mevsiminde büyük katkı sunmuş oluyor.
Bir yandan balık neslinin korunması için Van Gölü çevresinde yer alan il ve ilçelerde güvenlik güçleri denetimlerini sıklaştırırken öte yandan ise kaçak avcılığın önüne tamamen geçilemediği için kente yakın bazı il ve ilçelerde de av yasağı sürecinde satışlar yapılmaya devam ediyor.
Van Gölü’nün endemik türlerinden inci kefali, uzun yıllar aşırı avlanma ve bilinçsiz yöntemler nedeniyle nesli tehlike altındaydı. Ancak 1992 yılından itibaren Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, öncülüğünde başlayan bilimsel çalışmalar ve kurumlar arası iş birliği sayesinde, balığın korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması yönünde önemli adımlar atıldı.

Mustafa Sarı
Prof. Dr. Sarı, “İnci kefali, Van’ın tarihine ve kültürüne köklü bir şekilde bağlı. Yanlış avlanma yöntemleri hem türün neslini tehdit ediyordu hem de balıkçıların ekonomik durumunu olumsuz etkiliyordu. Yaptığımız stok tahminleri ve bilimsel analizlerle sürdürülebilir avlanma sınırlarını belirledik. Başlangıçta karşılaştığımız dirençlere rağmen, Van Valiliği, Bitlis Valiliği, jandarma ve yerel halkın destekleriyle başarılı bir koruma modeli ortaya çıktı” dedi.
İnci kefali cirosunun 1.2 milyon dolardan 30 milyon dolara çıktığını vurgulayan Dr. Sarı, “İnci kefali balıkçılığı, bölge ekonomisine ciddi katkı sağlıyor. Ayrıca, her yıl düzenlenen İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali, yurt içi ve yurt dışından binlerce turisti Van’a çekerek turizmin canlanmasına ve yerel esnafın desteklenmesine de vesile oluyor” ifadelerine yer verdi.
Balığın üreme dönemi olan 15 Nisan – 15 Temmuz arasında uygulanan 90 günlük av yasağı, türün korunmasında kritik önemde. Ancak iklim değişikliği nedeniyle göç zamanları her yıl biraz daha erkene kayıyor. 3 aylık yasağın 4 aya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Sarı, “Av yasağı 1 Nisan’da başlayıp 31 Temmuz’a kadar uzatılmalı. Böylece hem balığın korunması hem de balıkçıların uzun vadeli kazancı sağlanabilir” dedi.

Mustafa Akkuş
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da, “Yasağın olduğu dönemlerde bazı ilçeler ve illerde kaçak veya kayıt dışı satışlar devam ediyor. Bu durum hem balığın korunmasını zorlaştırıyor hem de yasal balıkçının emeğini olumsuz etkiliyor. Ayrıca göç takvimi sıcaklığa bağlı olarak değişiyor; su sıcaklığı 12-13°C’ye ulaşınca balık göç ediyor. Sıcaklık artışı nedeniyle göç erken başlıyor ve bu yüzden yasak tarihleri bilimsel verilerle yeniden değerlendirilmelidir” diye konuştu.
Akkuş, ayrıca balığın ortalama boyundaki artışa da şu sözlerle vurgu yaptı: “Geçmişte 15-16 cm olan balıklar şimdi 22-24 cm’ye ulaştı. Bu büyüme ekonomik değeri artırdı ve ağ göz açıklıkları 19-20 mm’den 24-25 mm’ye çıkarıldı. Bu sayede sürdürülebilir bir balıkçılık mümkün hale geldi.”

Sinan Ağtak
Van Gölünde balıkçılık yapan Sinan Ağtak ise, “Van Balığı bizim için bir değerdir. Av yasağı sürecince avlanmasına kesinlikle karşıyız ve satılmasını istemiyoruz. Çünkü balık bizim geçim kaynağımız. Kontrolsüz bir şekilde avlanırsa Van Gölü çevresinde yer alan yüzlerce balıkçı iş yapamaz ve bakmakla yükümlü oldukları binlerce kişilik ailelerinin geçimini sağlayamazlar. Denetimler yapılıyor ama bunun daha fazla olması gerekiyor. Yasak haricinde de kullanılan ağların yetkili merciler tarafından daha çok denetimi yapılmalı. Ayrıca 15 Temmuz’dan önce balıklarımızda yumurtalar oldukça yoğun bir şekilde görülüyor. Yetkili kurumların avlanma sürelerinde küresel iklim değişikliği göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirmelerini istiyoruz” dedi.
İnci kefali, Türkiye’de iç sulardan yıllık 30 bin ton balığın yaklaşık üçte birini tek başına karşılayarak önemli bir ekonomik kaynak oluşturuyor. Koruma modeli sayesinde türün hem biyolojik hem de kültürel varlığı güçlenirken, Van Gölü çevresindeki toplumun refahı da artıyor.
Ayrıca uzmanlar, Van halkı ve yöneticileri olarak bu kültürel ve ekolojik değeri korumak zorunda olduklarını vurgulayıp, gelecek nesillere aktarılması yönünde daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiği belirtiyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6446 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6408 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4498 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13250 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8742 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8219 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6091 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4514 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.