Nilay Altındiş
Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan “erteleme davranışı” veya bilimsel adıyla “prokrastinasyon”, çoğu zaman tembellik olarak yorumlanıyor. Ancak uzmanlara göre bu durum tembellikten çok daha karmaşık psikolojik süreçlerle bağlantılı.
Psikolog Canan Yeşil, erteleme davranışını en basit tanımıyla “kişinin zamanı ve imkânı olmasına rağmen yapması gereken bir işi ertelemesi” olarak tanımlıyor. Yeşil’e göre bu durum çoğu zaman bir zaman yönetimi problemi değil, duygu düzenleme zorluğu. Yeşil, her erteleme davranışının “prokrastinasyon” olarak değerlendirilmemesi belirtiyor ve farkı şöyle anlatıyor:
“Hayatın olağan akışında bazen yapılması gerekenleri ertelemek normaldir. Ancak erteleme davranışı kişinin akademik, iş ya da sosyal yaşamını bozmaya başladığında artık sıradan bir ertelemeden söz edemeyiz.”
Erteleme davranışının çoğu zaman tembellik olarak etiketlendiğini belirten Yeşil, prokrastinasyon ile tembellik arasında önemli psikolojik farklar olduğuna dikkat çekiyor. Yeşil’in verdiği bilgiye göre, “Prokrastinasyonda kişi sorumluluğunun farkındadır ancakgörevle birlikte ortaya çıkan yoğun içsel rahatsızlık nedeniyle işi erteler.”
Yeşil, “Kişi aslında görevi değil, o görevin hissettirdiği duyguyu erteler. Bu durum kısa süreli bir rahatlama sağlasa da ardından daha yoğun stres ve suçluluk duygusu ortaya çıkar” dedi. Uzun süre devam eden erteleme davranışının yalnızca psikolojik değil fiziksel etkiler de yaratabileceğini belirten Yeşil, kronik stresin boyun ve sırt ağrıları, mide-bağırsak hassasiyetleri ve kalp çarpıntısı gibi somatik belirtilere yol açabileceğini söyledi.
Prokrastinasyonun önemli nedenlerinden biri de mükemmeliyetçilik.Yeşil, mükemmeliyetçi düşünce yapısının çoğu zaman “ya en iyisini yapmalıyım ya da hiç yapmamalıyım” şeklinde işlediğini belirterek bu düşünce biçiminin erteleme davranışını tetikleyebildiğini söyledi.
Mükemmeliyetçilikte kişinin kendine karşı oldukça eleştirel bir iç sese sahip olabildiğini ifade eden Yeşil, bu durumun kişinin bir işe başlamasını zorlaştırabildiğini belirtti. Uzmanlara göre, “mükemmel olmayacaksa hiç yapmamak” düşüncesi, birçok kişinin görevleri sürekli ertelemesine neden olabiliyor.
Psikolog Yeliz Elgin Şimşek ise klinik gözlemlerine göre prokrastinasyonun çoğu zaman yetersizlik ve başarısızlık korkusuyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Şimşek, danışanlarının çoğunun yapması gereken işi bildiğini ancak başlamayı sürekli ertelediğini belirterek şunları söyledi: “Başlamak, aynı zamanda ‘ya yapamazsam’ ihtimaliyle yüzleşmek anlamına geliyor. Bu nedenle erteleme, o zorlayıcı duygudan kaçınmak için geliştirilen bir baş etme biçimi haline gelebiliyor.”
Şema terapi perspektifinden bakıldığında erteleme davranışının çoğu zaman “başarısızlık şeması” ile ilişkili olduğunu belirten Şimşek, kişinin bilinçli olarak fark etmese bile yetersiz olduğuna dair bir inanç taşıyabileceğini söyledi.
Erteleme davranışını besleyen faktörlerden biri de dijital uyaranların artması. Psikolog Yeşil, kısa ve yoğun uyaran içeren içeriklerin dikkat ve odak becerileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirterek sosyal medyanın çoğu zaman kaçınma davranışını kolaylaştırdığını söyledi: “Sosyal medya ertelemenin yarattığı huzursuzluğu kısa süreli bastıran bir araç gibi çalışıyor. Ancak sonrasında hem zaman kaybı hem de suçluluk duygusu artıyor.”
Psikolog Şimşek de beynin doğası gereği anında rahatlama sağlayan uyaranlara yöneldiğini belirterek, birçok danışanın çalışması gerektiğini bilmesine rağmen kendini otomatik olarak sosyal medyada bulduğunu ifade etti.
Uzmanlara göre prokrastinasyon tek başına bir hastalık olarak değerlendirilmese de bazı psikiyatrik durumlarla ilişkili olabiliyor. Şimşek, özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan bireylerin bir işe başlama ve sürdürme konusunda ciddi zorluk yaşayabildiğini belirterek bu durumun çoğu zaman isteksizlik olarak yanlış yorumlandığını söyledi. Erteleme davranışının kronikleşmesi ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkilemesi durumunda psikiyatrik değerlendirme yapılmasının önemli olabileceği ifade ediliyor.
Araştırmalar ve klinik gözlemlere göre prokrastinasyon özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde daha sık görülüyor. Psikolog Yeşil, bunun nedenlerinden birinin beynin karar verme ve planlama süreçlerinden sorumlu bölgesi olan prefrontal korteksin gelişiminin 20’li yaşların ortalarına kadar devam etmesi olduğunu belirtiyor. Bu nedenle genç yaşlarda kısa vadeli rahatlama sağlayan davranışların daha cazip hale gelebildiği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre prokrastinasyon kalıcı bir özellik değil, üzerinde çalışılabilen bir davranış biçimi. Psikologlar, erteleme davranışının kronikleşmesi ve günlük yaşamı etkilemesi durumunda psikolojik destek alınmasının önemli olduğunu vurguluyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7471 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6639 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6282 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5468 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4945 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4725 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4641 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4588 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4104 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3519 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2736 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.