Semire Yılmaz
Hatay’da 6 Şubat depremi sonrasında kurulan Mozaik Korosu, depremzede annelerden oluşan özel bir topluluk olarak dikkat çekiyor. Şükran Koçak’ın öncülüğünde bir araya gelen bu kadınlar, yaşadıkları derin acıları müzik aracılığıyla ifade ederek hem dayanışmayı güçlendiriyor hem de iyileşme sürecini birlikte sürdürüyorlar.
Deprem sonrası Hatay’da hem fiziksel hem de psikolojik bir çöküntü yaşandığını belirten Şükran Koçak, koronun doğuşunu şu sözlerle anlattı:
“O gün toprak altına gömdüğümüz sadece sevdiklerimiz değildi. Umutlarımız, sesimiz, varlığımız da göçük altındaydı. Bu koro, işte o enkazdan yeniden ses çıkarma ihtiyacımızla doğdu.”

Roboski’den Filistin’e Mozaik Korosu sadece bir müzik topluluğu değil; aynı zamanda bir hafıza ve vicdan çağrısı. Kurucularından olan Koçak’a göre bu koro, Hatay’ın çok kültürlü yapısının bir yansıması olmanın ötesinde, farklı dillerde ve coğrafyalarda yükselen acıların ortak sesini taşıyor. Arapça, Kürtçe, Ermenice, Zazaca, Süryanice gibi birçok dilde seslendirilen ağıtlarla, Anadolu’nun ve yakın coğrafyanın yıllardır süren feryatlarına bir köprü kuruluyor.
Koçak, topluluğun yaklaşımını ise şöyle anlatıyor: “Topluluğun yaklaşımı, acının evrensel bir dili olduğuna dayanıyor. Çünkü onların deyimiyle, her coğrafyada bir annenin feryadı yükseliyor: Reyhanlı’dan, Roboski’den, Halep’ten, Filistin’den… Mozaik Korosu, bu ağıtları bir araya getirerek sadece sesi değil, ortak hafızayı da yeniden inşa etmeyi hedefliyor.”
Mozoik Korosu üyelerinden olan Kezban Kutlu, 4 evladını depremde kaybetmiş bir anne olarak, içindeki derin acıyı ve çaresizliği dile getiriyor. Kızı Gülüm’e bir daha sarılamayacak olmanın tarifsiz üzüntüsünü yaşayan Kutlu, “Gülom beni terk edecek, hasreti ile öldürecek” şarkısının kendileri için yazılmış gibi olduğunu söylüyor. Ancak geride kalan evlatları için hayata tutunma gücü bulduğunu, aynı acıyı paylaşanlarla birbirlerine merhem olduklarını ifade ediyor.
Kutlu, “Depremi unutturmamak ve acımızın hissedilmesini sağlamak istiyoruz. Hayata küsmeden, sevdiklerimiz için birlik olmalıyız” diyor.
Mozaik Korosunda yer alan bir diğer isim ise Gülay Gümüş. Gümüş, 6 Şubat depreminden sonra yaşadığı zor günlerde Hatay Mozaik Korosu’nda bulduğu desteğin kendisi için çok değerli olduğunu söylüyor. Başlarda sesini duymaktan çekindiğini ama zamanla şarkı söylemenin kendisi için varoluşun güçlü bir ifadesi haline geldiğini ifade ediyor. Farklı geçmişlerden gelen insanların bir araya gelerek acılarını paylaştığını ve seslerini birleştirdiğini belirten Gülay, koroyu “Yaralarımızı saran, dayanışma ve umut kaynağı” olarak tanımlıyor.

Koronun yalnızca bir sanat faaliyeti değil, aynı zamanda bir iyileşme süreci sunduğunu vurgulayan Şükran Koçak, atölyelerden çay sohbetlerine kadar birçok paylaşım alanı oluşturduklarını söylüyor. Kadınlar bir araya geldikçe güç buluyor; şarkılarla hem birbirlerine hem kendilerine tutunuyor.
Koro, ilk konserini 7 Şubat’ta depremin yıldönümünden bir gün sonra verdi. Çok sayıda protokol üyesinin katıldığı etkinlikte duygusal anlar yaşandı. Koçak bu konseri, “Bir etkinlikten öte bir haykırış” olarak tanımladı. Konserler daha sonra Mersin ve Çanakkale gibi şehirlerde de devam etti. Kadınlar gittikleri her yerde yalnızca şarkı değil, yaşanmışlık ve hafıza taşıdıklarını belirtiyor.
Koronun adının da tesadüf olmadığını Koçak, “Hatay bir mozaik şehir. Biz de farklı renklerden, acılardan ve seslerden oluşuyoruz. Birlikte olduğumuzda tamamız” sözleriyle duygularını anlatıyor.
Hataylı depremzede Şükran Koçak, yaşadıkları felaketin ardından hem bireysel hem toplumsal bir mücadele verdiklerini belirterek, “Önce kendi içimizdeki enkazı kaldırıyoruz, sonra çevremize nefes oluyoruz” dedi. Koçak, depremin sadece Hatay’ın değil, tüm Türkiye’nin gerçeği olduğunu vurgulayarak, “Depremi unutturmaya çalışanlara karşı ses çıkarıyoruz; çünkü unutan tedbir almaz” diyor.
En büyük dileğinin başka annelerin canının yanmaması olduğunu söyleyen Koçak, dayanışma ve hatırlamanın hayati önemine dikkat çekiyor.
Koro üyeleri, bu yapının kalıcı hale gelmesini, daha fazla kadınla büyümesini ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahne almaya devam etmeyi hedefliyor. Talepler arasında koro için sabit bir çalışma alanı ve daha fazla destek de yer alıyor.
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6355 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6324 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6101 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4844 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4479 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4452 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4402 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18718 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13651 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11500 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11423 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
6610 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.