Erdem Duru
Antalya’da 1970’lerde inşa edilen ve Türkiye’nin yarışma yoluyla inşa edilen ilk müzesi olan Antalya Arkeoloji Müzesi, “ikonik bir yapı yapılması” gerekçesiyle yıkılmak isteniyor. Ancak kentte bu karar, sadece bir yapı değil, bir kültürel bellek meselesi olarak görülüyor.
Mimarlar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları tepkili: “Yıkmadan da yenilemek mümkün. Bu, sadece mimari değil, bir
kültür meselesi.”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, “riskli yapı” raporu verilen mevcut müzenin yıkılarak, çağdaş sergileme tekniklerine uygun, çevresel dokuyu gözeten ve uluslararası ödüllere aday gösterilebilecek nitelikte yeni bir yapının 2026 yılı sonuna kadar inşa edileceğini açıkladı. Ancak bu açıklamanın ardından, başta yapının mimarlarından Doğan Tekeli
olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve kentteki kamuoyu projeye itiraz etti.
Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Ali Olgu Ceylan, müzenin mimarlarından Doğan Tekeli ve 1973–1980 yılları arasında
Antalya Belediye Başkanlığı görevini üstlenmiş olan Selahattin Tonguç, “kültürel bellek” niteliğindeki Antalya Arkeoloji Müzesi’nin önemi ve mücadelelerini 9. Köy’e anlattı.

Antalya Serbest Mimarlar Derneği Başkana Ali Olgu Ceylan, müzenin yenilenmesi fikrinin bazı sivil toplum örgütlerince gündeme
getirildiğini söyledi. Bu görüşü savunanların, kentin artan turist sayısına karşın, müzenin ziyaretçi sayısının azlığının nedenini, “ikonik bir yapıya ihtiyaç duyulduğu” savına dayandırdığını anlatan Ceylan, “Fakat bu tartışma, uzman mimar ve şehir plancılarına danışılmadan, başka kentlerdeki örneklerin yanlış şekilde Antalya’ya uyarlanmasından kaynaklanan bir algı ile ilerledi” dedi.
İspanya’nın Bilboa kentindeki Guggenheim Müzesi’nin, kentin dönüşümünde etkili olduğun dikkat çeken Ceylan, “Ancak Antalya’nın tarihi, konumu ve mimari karakteriyle doğrudan kıyaslanamaz” görüşünü dile getirdi ve ekledi: “Eğer bir ikon aranıyorsa, bu değerlerle uyumlu olmalı. Yapı, kent hafızasına ve doğasına saygı gösterilerek yenilenebilir. Bu konuda bilim insanları ve sivil toplumun önemli önerileri var.”
Ceylan’a göre deprem riskine karşı müze binasının güçlendirilerek korunması mümkün. Çatı izolasyonu veya bazı teknik eksiklikler
nedeniyle kültürel bellek niteliğindeki eserlerin yıkılmasının yanlışlığına işaret eden Ceylan, “Bu yaklaşım kabul edilirse her 30–40 yılda bir mimari eserleri yıkmamız gerekir” sözleriyle yıkım kararına tepki gösterdi.
Kentlerin büyüyerek geliştiğini, bu süreçte tarihi ve kültürel değerlerin korunmasının ise çok önemli olduğunun altını çizen Ceylan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nasıl ki Hadrian Kapısı’nı yıkmak aklımıza gelmiyorsa, Antalya Müzesi gibi belleğe kazınmış yapıları da korunmamız gerekiyor.
Çevresinde insanların buluştuğu, vakit geçirdiği, kentin hafızasında yer etmiş bir yapıdan söz ediyoruz. Kent belleği açısından bu kadar önemli mekanların yıkılması, kültürel süreklilik ve kentlilik bilincine zarar verir. Gelecek kuşaklara aktarılacak bir kent hafızası için, Antalya Müzesi mutlaka korunmalı.”

Antalya Müzesi’nin mimarı Doğan Tekeli ise yıkım kararından dolayı hem üzgün, hem de kendisine danışılmadan bu kararın alınmasına tepkili. Bakanlığın öne sürdüğü “depreme dayanıksızlık” gerekçesine karşı binanın güçlendirilerek özgün haliyle korunabileceğini savunan Tekeli, aynı dönemde inşa edilen Manifaturacılar Çarşısı gibi örnekleri anımsatarak, teknik olarak yaşatmanın mümkün olduğunu vurguladı. Yapının mimarlık tarihinde “belgesel bir yapı” niteliği taşıdığını belirten Tekeli, “Bu müze, dönemin ekonomik güçlüklerine rağmen özenle projelendirilen az sayıdaki yapılardan biri. Bugün birçok benzeri yok oldu. Antalya Müzesi korunmalı, çünkü bu kent ve mimarlık hafızası için büyük bir kayıp olur” dedi.
1973–1980 yılları arasında Antalya Belediye Başkanlığı yapan Selahattin Tonguç, müzenin yıkımı kararının ardında ciddi bir rantın
olabileceğini savundu: “Karayolları, meteoroloji ve uygulama oteli arazilerinde büyük ekonomik çıkarlar söz konusu. Antalya kamuoyu bu süreci dikkatle izlemeli, yetkililer bu adımın gerekçesini açıkça açıklamalı.”
Tonguç, yalnızca müze değil, Konyaaltı Varyant’tan Selekler Çarşısı’na kadar uzanan alanda yapılan imar değişikliklerine de dikkat
çekerek uluslararası düzeyde bir rant ihtimaline işaret etti. Müzenin çok değerli eserlere de ev sahipliği yaptığını belirten Tonguç, “Başlıca hedefimiz müzeyi yerinde korumak olmalı. Elmalı Hazineleri dahil pek çok kıymetli eser burada. Aksine, çevredeki kamu arazileri müzeye katılarak büyütülmeli. Antalya, böyle bir kurumu fazlasıyla hak ediyor” görüşünü dile getirdi.

1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6446 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6408 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4498 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18842 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13757 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11599 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11466 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6718 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.