Selin Yıldırım
Antalya’nın Kumluca ilçesinde yükselen güneş seraları ısıtırken, uçsuz bucaksız uzanan beyaz plastik örtülerin altında yoğun bir tempoda çalışma hayatı başlıyor. Ancak bu beyaz örtülerin altında çalışanlar gençler değil. Yıllarca bölge ekonomisini ayakta tutan seracılık, bugün gençler için ağır şartlar ve belirsizliklerle dolu bir iş kolu olarak görülüyor.
Seracılığın merkezi olarak anılan Kumluca’da gençler, ailelerinden devralabilecekleri bu mesleğe neden sıcak bakmıyor? Gençler, emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve bu alanda gelecek göremediklerini dile getiriyor. Kumlucalı gençler, ailelerinin zor şartlarda kurduğu sera düzenini devam ettirmek yerine, daha rahat edebileceği özellikle masa başı işlerin peşinden gitmeyi tercih ediyor. Bu sorunu, konunun muhatabı olan gençlerle ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile değerlendirdik.

Arda Açıkyürek
Kumluca’nın bereketli topraklarında yetişen ancak geleceğini seranın plastik örtüleri altında değil, bir mühendislik ofisinde hayal eden gençlerden biri de Arda Açıkyürek. Ailesi hem seracılık hem de komisyonculukla uğraşan Arda, üretimin içinde büyümesine rağmen geleceğini neden seracılıkta görmeme nedenini, “belirsizlik, zorunlu ve uzun çalışma saatlerine” bağlıyor. Ayrıca, “don, fırtına, sel, hortum” gibi riskler nedeniyle, ekonomik olarak da belirsizlik içerdiğine dikkat çekiyor.
Arda için tek sorun sadece bedensel yorgunluk değil, bunun yanında hayatın belirsizliği de var. Genç neslin iş hayatından beklentisi olan “düzen” ve “öngörü” seracılıkta pek mümkün değil. Arda, bir zirai bayi açmak ya da mühendislik yapmanın konforunu şu kıyasla
anlatıyor: “Örneğin bir zirai bayi açsam, sabah 08.30’da açar, akşam 18.00’de kapatırım; iş saatlerim ve düzenim belli olur. Seracılıkta ise neyle karşılaşacağınızı önceden bilmeniz mümkün değil. Gece sel mi bastı, hortum mu çıktı diye tetikte beklemek istemiyorum. Bu yüzden dört yıllık üniversite okuyarak ziraat mühendisi olmak istiyorum.”

Arda Girgin
Yine çiftçi bir ailenin çocuğu olan Arda Girgin, analizleri ile işin ekonomik ve rasyonel boyutuna ışık tutuyor. Ona göre gençleri seradan uzaklaştıran en büyük etken, tarımın artık bir “kumar” gibi algılanması. Çiftçiliğin gençler için neden riskli görüldüğünü şu sözlerle anlattı:
“Serada ürettiğimiz ürünler para etse çiftçilik yaparım ama bugün çiftçilik büyük bir belirsizlik. Bir zirai ilaç bayi açtığınızda, aylık 40-50 bin lira maaşınızın geleceği bellidir. Ama çiftçilikte durum öyle değil; sebze para edecek mi, hastalık gelecek mi, don mu vuracak, virüs mü çıkacak diye düşünüyorsunuz. Mesela şu anda domateste virüs var. İnsan, ‘Bu ürünü dikersem zarar eder miyim?’ diye düşünüyor. Kimse zarar edeceği bir işe girmek istemez. Bu yüzden ben de çiftçiliğe çok sıcak bakmıyorum; önceliğim bir bayi açmak olur.”

Çiftçiliğin kimi gençler için bir zorunluluk, kimileri için ise tercih olduğunu dile getiren Girgin, “Çalışan, okuyan ve kendini kurtarmak isteyen biri bayi açmaya ya da ziraat eğitimi almaya yöneliyor. Okumayan ya da imkânı olmayanlar için ise çiftçilik bir mecburiyet hâline geliyor” diyor. Gelecek planlarında seracığı tamamen dışlamadığını anlatan Girgin, üniversite okuyamaması halinde seracılığı sürdürebileceğini ifade ediyor.
Hem çiftçi bir ailenin çocuğu hem de ziraat mühendisi olan Yusuf Obut da üretimin gençler için cazibesini yitirmesinin nedenini,
dengesiz fiyat politikaları, tarım sektörünün zor ve riskli olmasına bağlıyor. Gençlerin tarımdan çekildiğini ve hale anne babaların
seralarda olduğunu belirten Obut, “Hatta artık aileler bile kendi çocuklarını üretime yönlendirmek istemiyor. Çünkü kazançla çekilen emeği ve çileyi yıllardır birebir görüyorlar” diyor.

Hidayet Kökce
Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökce, gençlerin seracılıktan uzaklaşmasının temel nedeninin ekonomik şartlar olduğunu vurguladı: “Seracılık gerçekten çok zor bir iş. Yeni doğmuş bir çocuk gibi sürekli ilgi istiyor. Hava şartlarından; sıcaktan, soğuktan, rüzgârdan, nemden, yağmurdan birebir etkileniyor. Ama en önemli sorun şu: Artık seracılık para kazandırmıyor. Para kazansa bugün insanlar Almanya’ya, Fransa’ya ya da başka ülkelere çalışmaya gitmez. İnsanlar evine ekmek götürmek için gidiyor.”
Tarımda yaş ortalamasının hızla yükseldiğine dikkat çeken Kökce, üretici yaş ortalamasının artık 45-50 bandına çıktığına dikkat çekti.Ailelerin çocuklarına “seirada çalışma, kendini kurtar” dediğini belirten Kökce, 18-32 yaş arasında seracılık yapanların oranının ise yüzde 3-4 civarında olduğunu söyledi. Kökce, “Gençler seraya girmiyor çünkü kazanç belli değil. Oysa yurt dışına giden bir işçi ne kazanacağını biliyor. Tarımda ise ne kazanacağınız belli değil” diye konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
2357 kez okundu
2
Yapay zeka çevirmenleri “kalite kontrolörü” yapıyor
2339 kez okundu
3
“Çeto” ile röportaj: ChatGPT insanların yeni dert ortağı mı?
1969 kez okundu
4
Yapay zeka belediye başkan adayı oldu
1931 kez okundu
5
İstanbulkart tartışması; kişiselleştirme, veri ihlalini getirir mi?
1761 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.