Burak Altınok
Türkiye’de hayvancılığı tehdit eden şap hastalığı yayılıyor. Yurdun dört bir yanından gelen şap haberleri çiftçiyi tedirgin ediyor. Geçen hafta Bolu’da 18 köy ve 4 mahallenin kapatılması, Muğla’nın Yatağan ilçesindeki 27 mahallenin karantinaya alınması, Zonguldak’ta getirilen yasaklamalar durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Uzmanlar ise “Ülkede daha önce görülmemiş bir türün hızla yayıldığını” söylüyor.
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı köylerde, hayvanların dışarıda otlatılmasının ve alım-satımının yasaklandığı anonslar yapıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri’nin talimatıyla yapılan duyurular sonrası köylüler, “yalnız bırakıldık” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Çaycuma’ya bağlı Göçler Mahallesi’nde ikamet eden Kerim Acar, iki ineğinin şap hastalığı geçirdiğini ve kendi imkanlarıyla hastalıkla mücadele ettiğini açıkladı. Acar, “Her iki ineğim de ayaklarının üzerine zor basıyordu ve ağızlarından salya akıyordu. Hemen veterineri aradım ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne haber verdim. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden herhangi bir ekip hayvanıma bakmaya bile gelmedi. İlk aradığımda bana dönüş yaptılar ve ‘Ağzına sirke sür’ gibi şeyler söylediler. Sonrasında ‘Hayvanın iyileşti mi?’ diye soran olmadı. Ben kendi imkanlarımla özel veteriner getirdim, tüm masraflarını kendim ödedim ve hayvanlarımı iyileştirdim” dedi.
İnekleri dağlarda otlarken hastalığı kapmış olabileceğini düşünen Acar, “Biz bu hayvanlara büyük üretimler için bakmıyoruz. Bizim sütümüz, yoğurdumuz, peynirimiz olsun diye bakıyoruz. Dolayısıyla endüstriyel bir üretimimiz yok. Köyde kimsenin böyle bir beklentisi yok. Bu hayvanlar evimizin etrafındaki dağlarda otluyor. Oralarda otlarken domuzlardan geçmiş olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Aysun Erdinç
Aynı köyde ikamet eden Aysun Erdinç de köye kimsenin gelip de bilgilendirme yapmadığını söyledi. Erdinç, “Bizim burada herhangi bir şey olduğunda camilerden anonslar yapılır. Bir gün çay içerken anonsu duydum ve çayı nasıl püskürttüğümü hatırlıyorum, endişelendim. O günden beri birçok insan hayvanlarını çıkartamıyor. Çıkartan da sadece kendi bahçesine bağlıyor ki hayvan hem hava alsın hem de otlayabilsin. Ama benim bahçem olmadığından böyle bir şansım yok” dedi. Hastalıkla mücadeleye de dikkat çeken Erdinç, “Normalde yetkililer gelir, gerekli bilgilendirmeleri yapar ve hayvanı aşılar değil mi? Buraya ne gelen oldu ne de giden” diye konuştu.

Hakkı Acar
Göçler Mahallesi’nde 5 hayvana bakan Hakkı Acar da endişesini dile getirdi. Acar, “Ben daha önce şap hastalığını duydum ama yaşamadım. Bizim buralarda pek olmazdı. Şimdi yan evde, komşu şehirlerde ve yakın köylerden şap haberleri alıyoruz ama yine de köyümüzde ölen, kesime girmek zorunda kalan bir hayvan olmadı. Tedirgin bir şekilde hayvanlarımızla ilgileniyoruz. Bizim ineklerimizden başka neyimiz var?” diye konuştu.
Köyde “Şap hastalığı yayılıyor, hayvanlarınızı salmayın” anonsunu yapan Göçler Mahalle Muhtarı Özcan Evcil, “Biz, nüfusu az olan ve hayvan sayısı da ortalama olarak belli olan bir köyüz. Bizde hiç hastalık falan yoktu. İlk önce bize 6 km uzak olan Güdüllü Köyü’nden şap haberi geldi, ardından bizim köyümüzde de görüldü” derken, hastalığın yayıldığını WhatsApp grubundan öğrendiğini açıkladı. Evcil, “Bizim bir muhtarlar grubumuz var, iletişimimizi buradan sağlıyoruz. O gruba gelen bir mesajla hastalığı öğrendim ve hemen anons yaptım. Onun dışında beni arayan, soran olmadı” dedi.
Güvenliği nedeniyle ismini açıklayamadığımız Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden kaynağımız hastalığın 81 ilde de görüldüğünü söylerken, 9.Köy’e konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezgin Şentürk de bunu doğruladı.

Prof. Dr. Sezgin ŞENTÜRK
Şap hastalığının çift tırnaklı hayvanlarda görüldüğünü açıklayan Prof. Dr. Sezgin Şentürk; sığırların, domuzların, koyunların ve çok nadir de olsa keçilerin hastalığa duyarlı olduğunu belirtti. Şap hastalığıyla mücadelede aşının tek koruma yöntemi olduğuna da dikkat çeken Şentürk, ilk aşıdan 10-15 gün sonra koruyuculuğun başladığını açıkladı. Şentürk, “Aşıyı yaptırdım, hastalık bulaşmaz diye bir durum söz konusu değil” dedi. Prof. Dr. Sezgin Şentürk, ilk aşıdan 28 gün sonra ikinci dozun da yapılması gerektiğini vurguladı.
Karşı karşıya kaldığımız şap hastalığını “basit bir enfeksiyon tablosu” olarak görmekten kaçınmak gerektiğini vurgulayan Şentürk, Türkiye’de şap hastalığının yaygınlığına şu sözlerle dikkat çekti:
“Türkiye’de şap hastalığı sürekli görülüyordu ama aşılamalar da aynı oranda yapılıyordu. Fakat bunun adeta bir pandemiye dönmesi hayvanlarımızın daha önce karşılaşmadığı, Afrika kökenli yeni bir serotip ile mücadele etmelerinden kaynaklanıyor. Bu varyantlar da çok hızlı bir şekilde genetik yapısını değiştirebiliyor. Türkiye’de daha önce A, O, Asya 1 tipiyle mücadele ettik ama Afrika üzerinden; Suudi Arabistan, Suriye, Irak ve İran üzerinden Türkiye’ye giriş yapan ve şu an ülkemizde görülen SAT-1 ve SAT-2 tipleri bizler için yeni. Hayvan hareketleri kontrol altına alınmazsa ilerleyen zamanlarda değişik varyantları veya SAT-3 ile ilgili tipleri de ülkemizde görmemiz mümkün olabilir. İklim değişikliğiyle birlikte birlikte bu ve benzeri birçok hastalığı küresel çapta yaşayacağız, buna hazırlıklı olmalıyız.“
Şap hastalığının insanları direkt etkilemediği açıklayan Prof. Dr. Sezgin Şentürk, “Şap, yapısı gereği insanlarda şiddetli bir enfeksiyon yaratamaz. Çok nadir olarak hafif kas ağrısı, elde kızarıklıklar gibi belirtiler olabilir. Şap enfeksiyonuna sahip olan hayvanlarda bilinçsiz antibiyotik kullanımı, karkasta kalıntı bırakan ilaçların olması ve bu hayvanların kontrolsüz biçimde kesime gitmemesi gerekir” derken, herhangi bir tedavinin mutlaka veteriner hekim kontrolünde olması gerektiğini vurguladı.
Hayvan yetiştiricilerin alması gereken önlemlere de değinen Prof. Dr. Sezgin Şentürk, “Çiftçilerimiz karantina tedbirlerine uyacak ve ahırlarına giriş-çıkışlarda gerekli dezenfeksiyonu sağlayacaklar. Ayrıca dışarıda giydikleri kıyafetlerle hayvanlarının yanında gitmemeliler ve aşı takvimi kontrol etmek zorundalar. Aşının koruyuculuğu 6 ay kadardır; Güney ve Doğu Anadolu gibi riskli bölgelerimizde 4 ayda bir yapılması önem taşımaktadır. Annesi aşılı buzağılarda anne sütü 2,5-4 ay kadar bir koruyuculuk sağlayacağı için buzağı 2,5 aylıkken ilk doz, bir ay sonraysa tekrarlarının yapılması gerekir. Aşısız annelerden dünyaya gelen buzağılarda ise 15 günlükken ilk aşının, bir ay sonra ise tekrarının yapılması gerekir” dedi.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
10255 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8976 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8510 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7010 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6524 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5412 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5182 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6186 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4689 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4222 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3995 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3664 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.