İsmail Kılıç
Türkiye ve dünyada yürütülen madencilik faaliyetleri, çevresel etkileri bakımından gündemdeki yerini koruyor. Çevre aktivistleri maden sahalarının çevreye geri dönülemez zararlar verdiklerini savunurken, maden şirketleri ise rehabilitasyon süreçleriyle birlikte doğaya verilen zararın ortadan kaldırıldığını iddia ediyor.
Peki, rehabilitasyon projelerinin çevreye olumlu etkileri ne düzeyde?
9.Köy’ün sorularını yanıtlayan Çevre Mühendisi Berk Fedai, rehabilitasyon projelerinin sınırlı etkileri olduğunu ve doğal ekosistemin eski haline dönmesinin çoğu zaman mümkün olmadığını belirtiyor.
Fedai, “Rehabilitasyon süreçleri ideal koşullarda; sahalardaki riskli atıkların uzaklaştırılması, toprağın yeniden yapılandırılması, bölgeye özgü bitki türlerinin geri kazandırılması ve izleme- denetleme süreçlerinin tam olarak kurulmasını içermelidir” diyerek rehabilitasyon çalışmalarının nasıl yapılması gerektiğini aktarırken, uygulamada ise bu süreçlerin işletilmediğine dikkat çekiyor.
Hızlı bir şekilde ağaçlandırma ya da çimlendirme çalışması ile rehabilitasyon faaliyetlerinin eksik bir şekilde tamamlandığını ve çevresel zararın görünmez kılındığını aktaran Fedai, rehabilitasyon sürecinin eksiksiz uygulansa dahi çevresel zararı tam olarak telafi edemeyeceğini vurguluyor.
Fedai, “Uluslararası bazı araştırmalar, özellikle de biyoçeşitlilik, toprak yapısı ve su kaynakları üzerindeki etkilerin kalıcı olabileceğini gösteriyor. Rehabilite edilen alanlarda habitat yapısının eski haline dönmesi onlarca yıl alabiliyor; hatta bazı durumlarda da hiç mümkün olmuyor. Türkiye’de de bu konudaki uygulamaların çoğu, ekolojik restorasyondan daha fazla, kozmetik düzenlemelere dayanıyor” diye konuşuyor.
Rehabilitasyon çalışmalarındaki yaygın sorunlardan da söz eden Fedai, çoğunlukla saha bazlı analizlerin yapılmadığını, standart rehabilitasyon şablonunun her proje için uygulandığını ifade ederek şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Oysa her ekosistem farklıdır ve müdahale biçimi o alanın iklimine, topografyasına, yerel türlerine göre şekillenmelidir. Ayrıca çoğu projede izleme süreçleri ya hiç yok ya da kâğıt üzerinde kalıyor. Toprakta kalan ağır metaller ve suya karışan zararlı bileşenler çoğu zaman göz ardı ediliyor.”
“Ülkemizdeki örneklerin büyük bir kısmı ya eksik yürütülüyor ya da rehabilitasyon ifadesi sadece görsel bir ‘yeşil’ algısı yaratmak için kullanılıyor” diyen Fedai, “Örneğin bazı şirketlerin dağları yeşil boyalarla kapladığı vakalar basına yansıdı. Gerçek bir çevresel onarım yerine, kamuoyuna doğa eski haline döndü mesajı verilmek isteniyor” diyor.
Rehabilitasyon çalışmalarının bilimsel kriterler çerçevesinde, yasal bir zorunluluk olarak uygulanması gerektiğini aktaran Berk Fedai, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporlarının içine yalnızca faaliyet öncesini değil, faaliyet sonrası sorumlulukları da kapsayan geniş bir denetim mekanizmaları eklenmeli. Nihayetinde, ekosistemi ‘tamir etmek’ kolay değil. Amaç tahribatı en aza indirerek, şeffaf, denetlenebilir ve yerel halkı da sürece dahil eden bir model kurmak olmalı.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6446 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6408 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4498 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13250 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8742 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8219 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6091 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4514 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.