Abdulrezzak Kılıç
2026 yılında yapılan yasal düzenlemelerle milli parklarda turistik tesislerin kurulmasının önünün açılması, özellikle sulak alanlar ve yer altı su kaynakları açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Uzmanlara göre, bu adım kısa vadeli ekonomik kazanç sağlasa da uzun vadede ekosistem ve su kaynakları üzerinde kalıcı tahribat riski taşıyor.

Türkiye’de doğal ve kültürel değerleriyle korunması gereken alanlar arasında yer alan milli parklar, yeni düzenlemeyle birlikte turizm yatırımlarına açılıyor. Milli parklardaki turistik tesisler yalnızca fiziksel alanı işgal etmekle kalmıyor, aynı zamanda yer altı su seviyelerini düşürerek ekosistemi doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, söz konusu düzenlemenin kısa vadeli ekonomik kazançlar sağlasa da yer altı su kaynakları ve ekosistemler üzerinde ciddi riskler doğurduğunu belirtiyor. “akiferler”, yani yer altı suyunu depolayan ve ileten doğal sistemler, turistik tesislerden kaynaklanan atıklar ve aşırı su tüketimi nedeniyle kirlenme ve tükenme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Prof. Dr. Tuncay Neyişçi
Orman Mühendisi Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, milli parkların gelir kaynağı olarak görülmesinin tehlikeli olduğunu vurgulayarak, “Milli parklar özelleştirilip kısa vadeli kazanç için kullanılmamalı. Bu alanlar hem doğal hem de kültürel değerleriyle korunmalı. Aksi takdirde geri dönüşü olmayan zararlar doğar” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Neyişçi, hükümetin milli parkları kısa vadeli finansal kazanç olarak görmesinin uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından risk taşıdığını vurgulayarak, “Mali kriz bahanesiyle bu alanların kullanılması çok tehlikeli. Milli parklar hem Türkiye hem de dünya için geri dönülmez birer mirastır. Koruma ve bilimsel kriterler öncelikli olmalı” dedi.

Doç. Dr. Yasemin Levent
Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yasemin Levent ise lojistik tesislerin oluşturduğu katı ve sıvı atıkların kontrolsüz bırakılması durumunda akiferlere sızabileceğine dikkat çekti. Levent, şu görüşleri dile getirdi:
“Milli parklar endemik yani o bölgeye özgü bitki ve hayvanın yanı sıra kültürel, tarihsel ve doğal anıtları da içeren oldukça özel yerlerdir. Ayrıca yer altı ve yer üstü suları açısından da önemli kaynakları barındırdıkları da biliniyor. Kirlenme yalnızca bir havzayla sınırlı kalmaz, yer altı suyu akışı ile birlikte diğer havzalara da yayılır. Önlem almak, sonradan müdahale etmekten çok daha bilimsel ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır.”
Neyişçi ve Levent, milli parkların korunması için ise şu önerilerde bulundu:
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7840 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7282 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6750 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6360 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4998 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4895 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4728 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13638 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8309 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6179 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4558 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.