DOLAR 45,4366 0.03%
EURO 53,3339 0.14%
ALTIN
Ankara
22°

PARÇALI AZ BULUTLU

Antalya’da turizme açılan milli parklar yer altı sularını tehdit ediyor
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Antalya’da turizme açılan milli parklar yer altı sularını tehdit ediyor

Antalya’da turizme açılan milli parklar yer altı sularını tehdit ediyor

Antalya ve çevresindeki milli parklarda turistik tesisleşmenin önünü açan yasal değişiklikler, yeraltı su kaynakları için ciddi riskler yaratıyor. Uzmanlar, akiferlerde tükenme ve kirlenme riskine dikkat çekerek plansız yapılaşmanın geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

ABONE OL
14 Mayıs 2026 10:42
Antalya’da turizme açılan milli parklar yer altı sularını tehdit ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Abdulrezzak Kılıç

2026 yılında yapılan yasal düzenlemelerle milli parklarda turistik tesislerin kurulmasının önünün açılması, özellikle sulak alanlar ve yer altı su kaynakları açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Uzmanlara göre, bu adım kısa vadeli ekonomik kazanç sağlasa da uzun vadede ekosistem ve su kaynakları üzerinde kalıcı tahribat riski taşıyor.

Türkiye’de doğal ve kültürel değerleriyle korunması gereken alanlar arasında yer alan milli parklar, yeni düzenlemeyle birlikte turizm yatırımlarına açılıyor. Milli parklardaki turistik tesisler yalnızca fiziksel alanı işgal etmekle kalmıyor, aynı zamanda yer altı su seviyelerini düşürerek ekosistemi doğrudan etkiliyor.

Uzmanlar, söz konusu düzenlemenin kısa vadeli ekonomik kazançlar sağlasa da yer altı su kaynakları ve ekosistemler üzerinde ciddi riskler doğurduğunu belirtiyor. “akiferler”, yani yer altı suyunu depolayan ve ileten doğal sistemler, turistik tesislerden kaynaklanan atıklar ve aşırı su tüketimi nedeniyle kirlenme ve tükenme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Prof. Dr. Tuncay Neyişçi

“Mali kriz bahane edilmemeli”

Orman Mühendisi Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, milli parkların gelir kaynağı olarak görülmesinin tehlikeli olduğunu vurgulayarak, “Milli parklar özelleştirilip kısa vadeli kazanç için kullanılmamalı. Bu alanlar hem doğal hem de kültürel değerleriyle korunmalı. Aksi takdirde geri dönüşü olmayan zararlar doğar” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Neyişçi, hükümetin milli parkları kısa vadeli finansal kazanç olarak görmesinin uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından risk taşıdığını vurgulayarak, “Mali kriz bahanesiyle bu alanların kullanılması çok tehlikeli. Milli parklar hem Türkiye hem de dünya için geri dönülmez birer mirastır. Koruma ve bilimsel kriterler öncelikli olmalı” dedi.

 

“Müdahale yerine önlem alınmalı”

Doç. Dr. Yasemin Levent

Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yasemin Levent ise lojistik tesislerin oluşturduğu katı ve sıvı atıkların kontrolsüz bırakılması durumunda akiferlere sızabileceğine dikkat çekti. Levent, şu görüşleri dile getirdi:

Milli parklar endemik yani o bölgeye özgü bitki ve hayvanın yanı sıra kültürel, tarihsel ve doğal anıtları da içeren oldukça özel yerlerdir. Ayrıca yer altı ve yer üstü suları açısından da önemli kaynakları barındırdıkları da biliniyor. Kirlenme yalnızca bir havzayla sınırlı kalmaz, yer altı suyu akışı ile birlikte diğer havzalara da yayılır. Önlem almak, sonradan müdahale etmekten çok daha bilimsel ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır.”

Neyişçi ve Levent, milli parkların korunması için ise şu önerilerde bulundu:

  • Atık yönetim sistemlerinin kurulmalı, tesisler öncesinde detaylı hidrojeolojik etütlerin yapılmalı.
  • Su kullanım kotası belirlenmeli, akifer beslenme alanları yapılaşmaya kapatılmalı.
  • Yer altı suyu kalitesi sürekli izlenmeli ve olası kirlenmelerde hızlı müdahale olanağı sağlanmalı.
  • Turistik tesisler doğru planlanmalı. Hidrojeolojik kriterler dikkate alınarak, hem insan yaşamı hem de ekosistemin olumsuz etkilenmesi önlenmeli.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.