Son günlerde tüm dünyanın gündemi olan koronavirüs (COVID-19), dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Dünya ve Türkiye’de sayıları hızla artan koronavirüs vakalarının önü alınamıyor. Rakamlar ürkütücü bir şekilde artıyor. Dünyada koronavirüsten ölenleri sayısı 77 bini geçti.
Dünyayı sarsan ve hızla yayılan koronavirüsü en yakın tanıyanlardan birisi olan Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı ile koronavirüsü ve yaşadıklarını konuştuk. 15 Temmuz sonrası ilan edilen 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görev yaptığı Gaziantep Üniversitesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Ulaşlı, 3 yıl ABD’de ve 4 yılda Hollanda’da olmak üzere 7 yıl koronavirüs konusunda uluslararası eğitimler almış. Savcılık tarafından takipsizlik almasına rağmen 4 yıldır işine dönemediğini bildiren Ulaşlı, aşı ve tedavi çalışmalarına gönüllü olarak katılmak istediğini belirtti. Türkiye’de virüsün henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve virüsle mücadelede yerindeliğin esas olması gerektiğinin öneme işaret eden Ulaşlı, “Her ilde COVİD 19 tanısı koyacak merkezler kurulmalı” dedi. Şu anda tam da eğitim gördüğü koronavirüs ile ilgili bir şey yapamadığı için üzgün olduğunu ifade eden Ulaşlı “Ülkeme hizmet için bekliyorum. Tecrübelerimi paylaşmak için girişimlerde bulundum ancak girişimlerime dahi cevap alamadım” diye konuştu.
Hayatımızda hep var olan virüsler
Koronavirüsün geçmişinin çok eskilere dayandığını anımsatan Ulaşlı, şunları anlattı:
“Herkeste şöyle bir algı var. Bu virüs, sanki önceden hiç yoktu. Çin’deki COVID 19 olarak adlandırılan virüs salgını yeni başladı. Hatta insanlar, bunu spekülatif boyutlara taşıyarak, ‘Acaba biyolojik silah mı?’ gibi bir algı içerisine girdiler. Korona virüsü, ilk olarak 1965 yılında tanımlanmış olan virüs. Aslında hayatımızda var olan virüsler.”
Ulaşlı, virüsün ilk olarak 2002 yılında Sars Korona virüsü olarak karşımıza çıkan ve Çin’de yarasalardan insanlara geçerek insanları enfekte eden bir virüs olduğunu bildirdi.
İnsanların da duyarlı olması gerektiğini kaydeden Ulaşlı “Virüs hızla yayılıyor. Evinizden çıkmayın kendinizi izole edin” uyarısı yaparak sözlerine şöyle devam etti: “Bu toplumun duyarlılığına bağlı. Her birey, kendi sorumluluğunu üzerine alırsa, virüs hayatımızdan çok hızlı bir şekilde gidebilir. Bu ne demektir? ‘Ben eğer enfekte olduysam, bu virüsü başkasına bulaştırmayayım, kendimi izole edeyim, belli bir süre dışarı çıkmayayım ve diğer insanlar enfekte olmasın’ düşüncesine sahip olmaktır. İnsanlar sorumsuz davranır, ‘Bana bir şey olmaz’ algısı ile hareket ederse, virüs hayatımızı bir süre daha meşgul eder.”
“Üç hafta”da ne olacak?
Virüsle mücadelede üç haftanın önemine vurgu yapan Ulaşlı, şunları söyledi: “Enfekte olduğunuz sürecin içerisinde halen virüsü yayabiliyorsunuz. Yani semptomlar ortaya çıkmadan da virüsü yayabiliyorsunuz. Evde kaldığınız sürece sadece yayılımı azaltırsınız, işin esprisi bu. Diğer türlü virüs yaymaya başlarsınız ve toplum sağlığını tehlikeye atarsınız. Üç hafta sonra ne olacak. En azından yayılımı azalacak, hasta olanlar hemen hastaneye sevk edilecek, orada tedavileri başlanacak. Hasta olmayanlar da evlerinden çıkmayacak! Hasta olanları ayıklayıp tedaviye alacağız, hasta olmayanları bırakacağız. Böyle bir strateji diyelim.”
Gençler etkilenmeyebilir, risk grubundakilerin hayatı tehlikede
Ulaşlı, virüsün hangi yaş gruplarını, nasıl etkilediğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu virüs, genç yaştakileri çok etkilemeyebilir, ama risk grubundaki insanlara bulaşırsa enfekte olan kişi için hayati tehlike arz edecektir. Virüs çocuklarda, özellikle 12 yaş altındaki çocuklarda ishal gibi görülür. Muhakkak enfeksiyon semptomları ortaya çıkacaktır. Bu yaş grubunda ölümcül olma ihtimali biraz düşük olsa da, eğer kronik hastalıklar, kanser gibi hastalıklar varsa bu yaş grubu için de hayati risk durumu taşıyacaktır. Hem sars vakalarındaki ölümlere hem de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporlarına baktığımızda, diğer yaş gruplarını da etkiliyor. Genç yaş grubunu da etkiliyor, fakat ölümcül gözükmüyor. Daha ziyade 65 yaş üstünde özellikle de birden fazla kronik hastalığı olanlarda etkili görünüyor. Kısacası bu virüs, bağışıklık sistemi gücüne bağlı olarak tüm bireyleri etkiliyor.”
Zamanında ABD ve Hollanda’dan kendileriyle çalışmam konusunda teklifler aldığını kabul etmediğini söyleyip koronavirüs ile ilgili geçmişte yaptığı çalışmaları hakkında da bilgi veren Ulaşlı, sözlerini şöyle bitirdi: “Koronavirüs ile ilgili iki tane TÜBİTAK projesi verdim, ikisi de reddedildi. Verdiğim projeler, matematik projesiymiş gibi algılanıp ‘Ret’ kararı gönderildi. O zaman projelerim kabul edilip imkânlar verilseydi bu konudaki araştırmalara devam ediyor olacaktım. Hollanda’da beraber çalıştığım kişilerle hâlâ diyaloğum devam ediyor. Üniversiteden ihraç olmama rağmen 2019 yılında dünyanın en prestijli dergilerinden birisinde koronavirüs konusunda bir makalem yayınlandı.”
HABER : SERKAN TALAN
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8638 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8368 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6929 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6472 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5208 kez okundu
6
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5204 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5066 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4659 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4185 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3923 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3623 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.