DOLAR 32,8152 -0.11%
EURO 35,5965 0.03%
ALTIN 2.502,730,26
Ankara
29°

PARÇALI AZ BULUTLU

Türkiye’de sezaryen oranı neden yüksek?

Türkiye’de sezaryen oranı neden yüksek?

Hamilelik, doğum ve lohusalık süreci, kadınlar için hem fiziksel hem de duygusal anlamda zorlayıcı bir süreç, ancak yapılan araştırmalar, kadınların bu süreçlerde karşılaştığı bir başka zorluğu ortaya koyuyor: Bilgi eksikliği ve dezenformasyon.

ABONE OL
4 Ekim 2023 13:32
Türkiye’de sezaryen oranı neden yüksek?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Duygu İslamoğlu – İstanbul 

Doğum ve lohusalık, toplumda mahrem kabul edilen, az konuşulan, dolayısıyla yanlış bilgilerin kolaylıkla yayıldığı konular. Buna geleneksel inançlar da karışınca, annenin ve bebeğin fiziksel ve mental sağlığını etkileyebilecek ölçüde yanlış uygulamalar yaygınlaşabiliyor. Sezaryen oranları konusunda dünyada ilk sıralarda olmamızın da en büyük sebeplerinden birinin de bu alandaki yaygın dezenformasyon olduğu bildiriliyor.

Sezaryen oranlarının yüksek olması neden bir sorun?

Türkiye, dünyada en fazla sezaryen oranına sahip ülkeler arasında. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), anne ve yenidoğan sağlığı için uygun sezaryen oranının tüm doğumların yüzde 15’i olabileceğini kabul ediyor, bunun üzerindeki sezaryen oranları, anne ve yenidoğan ölüm riski üzerinde belirgin bir katkı sağlamamakla beraber, tam tersine anne bebek sağlığını tehdit eden durumlara işaret edebiliyor.

2020’de TÜİK’in yayınladığı “İstatistiklerle Çocuk” adlı rapora göre, sezaryen doğumların canlı doğumlar içerisindeki oranı 2014 yılında yüzde 51,1 iken, 2019 yılında yüzde 54,4 oldu. Geçtiğimiz iki yılda yayınlanan raporların hiçbirinde sezaryen oranları yer almadı. 2021 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nda ise, Türkiye’de sezaryen oranının %58,4’e yükseldiği görüldü. 

Ülkemizde 100 doğumdan 58’i sezaryenle gerçekleşiyor. Bu oran, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği %15’in çok üzerinde.

Dünya Sağlık Örgütü, sezaryene gereksiz başvurulmasını azaltabilecek bazı eylemler de öneriyor:

  • Doğumları planlamak için kadınları aktif olarak sürece dahil eden eğitim programları düzenlenmeli.
  • Kanıta dayalı klinik rehberlerin kullanımı yaygınlaştırılmalı. 
  • Bir sezaryen kararı için mümkün olan yerlerde ikinci bir tıbbi görüş alınmalı.

DSÖ’nün önerilerinin tümü, hamilelik ve doğum konusunda bilgilendirmenin artırılmasını temel alıyor.

Sezaryen doğum, zor ilerleyen ve uzayan doğumlarda, hayat kurtaran bir operasyon ve bazı riskleri de bünyesinde barındırıyor. Bu yıl yayınlanan bir araştırma, sezaryenin risklerini şöyle özetliyor:

  • Sezaryenle doğan çocuklar, doğal yolla doğan çocuklara göre daha yüksek astım riski taşıyor, gıda alerjisi geliştirme riski daha yüksek, tip 1 diyabet ve obezite geliştirme riski artabilir .
  • Sezaryenle doğum yapan kadınların  daha sonraki yaşamlarında endometriozis(*) geliştirme riski daha yüksek.

Araştırmada annelere ve sağlık profesyonellerine sezaryenlerin potansiyel etkileri hakkında daha fazla bilgi verilmesi, normal doğum yönteminin desteklenmesi ve gerekli olmayan sezaryenlerin azaltılması öneriliyor.

Bilgi eksikliği, sezaryen oranlarını artırıyor

Ülkemizde yapılan “Gebelerde Doğum ile ilgili Bilgi Düzeyi ve Doğum Korkusunun Değerlendirilmesi” başlıklı bir bilimsel çalışmada ise, gebelerin doğumla ilgili bilgi düzeylerinin genellikle düşük olduğu ve bilgi düzeyi yüksek olanların doğumdan daha az korktukları tespit edilmiş. Bu nedenle, gebelere yönelik doğumla ilgili bilgilendirme çalışmalarının yapılmasının yararlı olacağı sonucuna varılmış.

Doğumda bilgilendirme öncelik haline getirilmeli

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma, gebelerin doğum hakkındaki bilgi düzeylerinin genellikle düşük olduğunu ve bilgi düzeyi yüksek olanların doğumdan daha az korktuklarını ortaya koydu. Araştırma kapsamında, 681 gebe ile anket yöntemi kullanılarak görüşmeler yapıldı ve demografik özelliklere, eğitim düzeylerine ve gebelik süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler toplandı.

Araştırmaya göre doğumla ilgili en yaygın bilgi, kadına duygusal ve fiziksel destek sağlamanın doğumun kolay geçmesi açısından önemli olduğuydu. En çok yanlış bilinen bilgi ise sezaryenle doğumdan sonra tekrar normal doğum yapılamayacağı yönündeydi. Bilgi düzeyi yüksek olan kadınların daha az doğum korkusu yaşadıkları belirlenirken, özellikle 24 yaş ve altındaki gebelerin bilgi düzeylerinin daha düşük olduğu görüldü. Araştırma sonuçları, gebelik döneminde kadınlara yönelik doğru bilgilendirme ve eğitimin önemine dikkat çekiyor.

Anne ve bebek sağlığı için daha fazla “doğru bilgi” şart

Hem doğumda kadın haklarını korumak ve kadınların hamilelik, doğum ve lohusalık bakımı alırken hak ihlalleri yaşamasının önüne geçmek için, hem de sezaryen oranlarını düşürerek halk sağlığını iyileştirmek için, doğum alanındaki dezenformasyonun önüne geçmek gerekiyor. 

Yaygın olarak yanıltıcı bilgilere maruz kalmak, kadınların doğum sürecini yanlış algılamalarına ve bu süreçte yanlış kararlar almasına neden olabiliyor. Üstelik, kadınların yanlış ya da eksik bilgilendirilmesi, en temel sağlık haklarının da ihlal edilmesine neden oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği optimal sezaryen oranının yüzde 15 olduğunu düşündüğümüzde, Türkiye’deki yüksek sezaryen doğum oranı endişe verici. Bu durum, bir yandan anne ve bebeğin sağlığına potansiyel risk getirirken, bir yandan da sağlık sistemine finansal yük bindiriyor. Yapılan araştırmalar en çok da bilgi eksikliği ve yanıltıcı bilgilerin, sezaryen doğumları artırdığını ortaya koyuyor.

Bilgilendirme ve eğitimin hamilelik ve doğum süreçlerinde önemli bir rol oynamakta. Bunlar aynı zamanda kadınların bu süreçlerde haklarına saygı gösterilmesi ve sağlıklı bir biçimde bebeklerini dünyaya getirebilmeleri için de gerekli adımlar. Doğru bilgiye ulaşımın sağlanması ve bilgilendirme faaliyetlerinin artırılması, gebelerin doğum hakkında bilinçlenmesine ve sezaryen oranlarının düşürülmesine yardımcı olabilir. Üstelik sosyal medyada ve diğer dijital mecralarda yer alan yanlış bilgiler, kadınların ve bebeklerin sağlığını riske atıyor. Kadınların ve bebeklerinin haklarını ve sağlığını korumak, aynı zamanda genel halk sağlığını iyileştirmek için doğum alanında dezenformasyona dikkat çekilmesi şart. 

(*)Endometriozis, normalde rahmin içini kaplayan dokuya benzer bir dokunun (endometriyum) rahmin dışına doğru büyüdüğü, genellikle ağrılı bir hastalıktır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.