Mehmet Duran Boztepe
Türkiye’de eğitim sistemi, öğretmenleri statü ve güvence fark etmeksizin ortak bir “geleceksizlik” noktasında buluşturdu. Mesleğin “orta sınıf” olma vasfını yitirdiğini belirten öğretmenler, “Ya zenginsin ya yoksul, biz yoksuluz” diyerek tabloyu özetliyor. Bası eğitimciler; kamuda “CİMER korkusu” ve otosansürle, özel sektörde “pazarlamacı” gibi çalıştırılmakla mücadele ediyor. Pazarlamacı gibi velileri aramak zorunda kalan öğretmenler olabiliyor.
9.Köy, eğitim sektörünün dört farklı alanında çalışan öğretmenlerle konuştu. Ortaya çıkan tablo; mobbing, kayıt dışı ödemeler, yazın işsiz kalma korkusu ve öğretmenler odasındaki kast sistemini gözler önüne serdi. Eskiden memurların geceleri ya da hafta sonları taksicilik yapması haber olurdu, şimdi genç öğretmenlerin yarı zamanlı işinin garsonluk olduğu anlaşıldı.
Mesleğe yıllarını vermiş kadrolu bir edebiyat öğretmeni olan Hakkı Burak Baysal, öğretmenliğin artık bir “orta sınıf” mesleği olmadığını vurguluyor. Geçmişe kıyasla alım gücünün eridiğini belirten Baysal, “Maalesef Türkiye’de orta sınıfın üstüne toprak attılar. Orta sınıf diye bir şey kalmadı. Ya zenginsin ya da yoksul. Özetle yoksuluz ne yazık ki” ifadelerini kullandı.
Baysal, ekonomik kaybın yanı sıra mesleki özerkliğin de veli baskısı ve CİMER şikayetleri altında ezildiğine dikkat çekerek “Eski hallerimi, ders anlatışlarımı düşününce kendimi frenlemek zorunda kalıyorum” dedi. Hakkı Burak Baysal, tarih ve güncel konulara girerken on kere düşünmek zorunda kaldığını belirtti. Baysal, sınıfta tavsiye ettiği bir romanla ilgili olarak yaşadığı bir örneği şöyle anlattı: “Bir velimden mesaj aldım. Çocuktan önce okumuş romanı ve hiç beğenmemiş. Ahlak dışı bulduğunu söylüyor ki romanda en ufak böyle bir şey söz konusu değil“
Eğitim sisteminin en güvencesiz halkası olan “ücretli öğretmenler” ise hem ekonomik hem de psikolojik şiddetle karşı karşıya. İsminin açıklanmasını istemeyen ücretli öğretmen Z.E., aldığı ücretin kirayı ve faturaları bile ucu ucuna karşıladığını, ek iş yapmadan geçinmenin imkânsız olduğunu belirtti.
Z.E., okullardaki öğretmenler odasında ciddi bir ayrımcılık ve kast sistemi olduğunu şu çarpıcı sözlerle ifade etti: “Öğretmenler odasındaki birçok meslektaşınız zaten sizi bir öğretmen değil bir asalak olarak görüyor ve insan yerine dahi koymuyorlar. Hatta o odada kimi zaman oturabilecek bir yer dahi bulamıyorsunuz.“
Kadrolu bir öğretmen atandığında anında işsiz kaldığını “kelle koltukta çalışıyoruz” diye ifade eden Z.E., otoritesini kaybetmemek için öğrencilerden “geçici” olduğu gerçeğini saklamak zorunda kaldığını söyledi.
Özel sektörde, bir kursta haftada 30 saat derse giren Aylin Çapik ise maaşının asgari ücretin altında kaldığını ve yaz aylarında maaş alamadığını dile getirdi. Çapik, “Kışın çalışıp yaz aylarının kirası için para biriktiriyorum. Yazın çok sıkışırsam mecburen hizmet sektöründe çalışıyorum” dedi.
Sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldığını belirten Çapik, “Günün sonunda sigortasız ve yarı zamanlı çalışan bir öğretmenim. Hatta yarı zamanlı öğretmen, yarı zamanlı kafe çalışanıyım diyebilirim” diyerek emeğinin karşılığını alamadığını vurguladı. Öğrencilerin bir kısmının kendisini “hizmetli” gibi gördüğünü belirten Çapik, “Üniversiteden mezun olur olmaz kurumlar peşimde koşacak diye bekledim ama şimdi ben iş bulmak için yalvarıyorum” dedi.
Hem özel okul hem de dershane tecrübesi olan Duygu Ak, özel sektördeki “7/24 mesai” kavramına ve kayıt dışı uygulamalara dikkat çekti. Kurumların sigortayı asgari ücretten yatırıp kalan maaşı elden verdiğini belirten Ak, “Dershanede bunu yaşıyoruz hepimiz. Yüzde 95 gibi bir oranla söyleyebilirim ki genel olarak bu şekilde yapıyorlar” dedi.
Öğretmenlere eğitim dışı görevler yüklendiğini de ileri süren Ak, erken kayıt dönemlerinde velileri arayıp satış yapmaya zorlandıklarını anlattı: “Geçen sene bize yaptırdılar erken kayıt döneminde; aratıp velilere ‘Erken kayıt avantajlarımızdan yararlanın, kaydınızı şimdi yaptırın’ gibi söylemlerde bulunmamızı istediler. Bir öğretmen pazarlamacı gibi ürün satar gibi ilişki kurduğunda bence mesleğin saygınlığı ayaklar altına alınmış oluyor.”
Ak ayrıca, kurumların yazın maaş ödememek için 10 aylık sözleşme yaptıklarını veya 12 aylık sözleşme yapıp yazın istifa istediklerini belirtti.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8658 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8369 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6929 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6472 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5252 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5216 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5067 kez okundu
1
Engelli maaşında “hane geliri” engeli
17385 kez okundu
2
Engelli bireyler nasıl oy kullanacak?
13317 kez okundu
3
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
4
Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi şimdi kapkaranlık
7208 kez okundu
5
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.