DOLAR 47,1700 0.14%
EURO 54,0061 -0.03%
ALTIN
Ankara
27°

PARÇALI BULUTLU

“Laleli ve Kapalıçarşı esnafı cepten yiyor”
  • 9.Köy
  • Ekonomi
  • “Laleli ve Kapalıçarşı esnafı cepten yiyor”

“Laleli ve Kapalıçarşı esnafı cepten yiyor”

İstanbul ticaretinin ve yerli imalatın iki büyük simgesi olan Laleli ile Kapalıçarşı’da tüccar tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Yükselen maliyetler ve daralan piyasa, çarkları durma noktasına getirdi. 9. Köy Muhabiri Antranik Bakırcıoğlu; altın imalatçılarıyla, tekstil ihracatçılarıyla dünü ve bugünü konuştu.

ABONE OL
17 Temmuz 2026 11:10
“Laleli ve Kapalıçarşı esnafı cepten yiyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antranik Bakırcıoğlu

Siyasette ve dış politikadaki gerilimler, bölgesel çatışmalar, pandeminin kalıcı hasarları, çeride frenlenemeyen maliyet baskısı, İstanbul’un en köklü uluslararası ticaret ve üretim merkezlerini ciddi bir varoluş mücadelesine sürüklüyor. Bir dönem tekstil ihracatının lokomotifi olan Laleli ile yüzyıllardır geleneksel kuyumculuk zanaatının dünyadaki vitrini konumundaki Kapalıçarşı, bugün ortak bir durgunluğu paylaşıyor.

Laleli’de küresel pazarlara yönelik üretim yapan tekstilciler; hammadde fiyatları, işçilik giderleri ve navlun ücretlerinin astronomik seviyelere ulaşması nedeniyle Türkiye’nin artık yabancı alıcılar için cazip bir pazar olmaktan çıktığını belirtiyor. Eskiden Çin’e karşı hem kalite hem de fiyat avantajına sahip olan Türk tekstil sektörü, pazar payını Mısır, Fas, Bangladeş ve hatta savaş halindeki Ukrayna’ya kaptırma riskiyle karşı karşıya.

Benzer bir daralma ve üretim krizi, kuyumculuk zanaatının kalbi olan Kapalıçarşı atölyelerinde de yüzünü gösteriyor. Küresel altın piyasasındaki dalgalanmalar, içerideki işçilik maliyetlerinin fırlaması ve büyük sermayeli markaların tekelleşme hamleleri, orta ölçekli zanaatkarı yok olma sınırına getirdi. Aylık genel giderleri 20 bin dolarları bulan esnaf, sermayesini koruyabilmek için varlıklarını satarak ayakta kalmaya çalışırken, yeni neslin bu güvensiz piyasaya girmek istememesi üretimin sonuna gelindiği sinyalini veriyor. Sektörün durumunu, Laleli esnafı Aziz Alagöz ile Kapalıçarşı’nın pırlanta zanaatkarları Hagop Aynal ve Tomas Aba anlattı.

“Laleli, Rusya’nın bir kasabası gibi: Her kriz bizi doğrudan vuruyor”

Laleli’de 90’ların başından beri tekstil üretimi yapan köklü bir aile şirketinin yeni nesil temsilcisi, Uluslararası İlişkiler mezunu 37 yaşındaki Aziz Alagöz, tekstil imalatının dış politikaya ve küresel dengelere ne kadar göbekten bağlı olduğunu şu sözlerle özetliyor:

Laleli piyasası aslında Rusya üzerinde kurulu bir pazardır. Rusya herhangi bir ülkeyle savaş veya ekonomik sıkıntı yaşadığı zaman, Laleli otomatikman bundan etkileniyor. Sanki Laleli, Rusya’nın bir kasabasıymış gibi yüzde 90 oranında bu durumdan direkt darbe alıyor. 2014-2015 yıllarında Rusya uçağı düşürüldüğünde Laleli piyasası bıçak gibi kesilmişti. Bugün de Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimleri ticaretimizi baltalamaya devam ediyor.

90’lı yıllardaki Sovyetlerin dağılma sürecinde yaşanan muazzam tekstil akınının o dönem vizyonsuz yönetildiğini ve kalitesiz ürünlerle güven zedelendiğini aktaran Alagöz, bugün dünya çapında bir marka olamayışımızın arkasında bu hataların yattığını düşünüyor. Alagöz, pandemiden sonra uçuşa geçen üretim maliyetleri yüzünden müşterilerin Türkiye’yi terk ettiğini şu çarpıcı örnekle açıklıyor:

Pandemi zamanında benden adedi 3-4 dolardan 3000 tane tişört alan Kazakistanlı bir müşteri, pandemi bitince Çin’e geri döndü. Aradığımda bana açıkça, ‘Aziz, pandemide sizin maliyetleriniz düşüktü. Sonrasında ham madde arttı, giderler arttı. Ben artık Türkiye’den mal alamam, Çin’e dönmek zorundayım’ dedi. Bugün bir müşterinin sadece Tacikistan’dan buraya gelmesi, vize, uçak ve oteliyle birlikte en az 2000 dolar maliyet demek. Müşteri bu parayı harcayacağına 500 dolarla Çin’e, Mısır’a ya da Bangladeş’e gidiyor, aynı malı alıyor. Üstelik kargolarımız çok yüksek; Azerbaycan’a 1 kilo mal 9 dolara gidiyor. Fas’a kargonun kilosu 16 dolar. Adam 30 dolara mal alsa, kargoyla 50 dolara mal oluyor. Neden gelip bizden alsın?

“Yabancı müşteri gelmiyor”

Maliyetlerin sadece ham maddeyle sınırlı olmadığını, Türkiye’den bir personelin işletmeye aylık maliyetinin 1500-2000 dolara ulaştığını belirten Alagöz, devletin ilgisizliğinden yakınıyor:

Biz parayı kazanırken devlet gelip bize ‘Nasıl kazanıyorsunuz?’ demedi, bugün kaybederken de ‘Niye kaybediyorsunuz?’ demiyor. Devleti beklesek komple batarız. Esnafın yüzde 80-90’ı zaten cebindeki parayı bitirdi, artık gayrimenkullerini satarak ayakta kalmaya çalışıyor. Laleli’de bir dükkanın kirası 10 bin dolarsa, bir o kadar da eleman, yemek, içmek gibi genel gideri vardır; kafadan aylık 20 bin dolar giderle işe başlıyorsun. Devlet teşvik vereceğine, 20 yıldır buraya gelip giden Tacik, Özbek müşterileri havalimanında saatlerce sorgulayıp geri gönderiyor, vizelerle önümüzü kesiyor.

Tüm bu karamsar tabloya rağmen Alagöz, tekstil imalatının Türkiye için kritik bir sosyal emniyet subabı olduğunu ve genç nesil için korunması gerektiğini savunuyor:

Gençlerin yerimizi tutması lazım. Bu insanlar işsiz kalırsa sokağa düşecek. Tekstil muazzam bir istihdam kapısı; bir inşaatta en fazla 10 kişi çalışırken bir tekstil atölyesinde 200-300 kişi ekmek yiyor. Ancak ülkede denetim sıfır. Teşvik alan bazı uyanıklar, dışarıdan insanları çalışıyor gibi gösterip devletten para alıp cebine koyuyor. Hukuk, adalet ve devlet denetimi sert bir şekilde üreticinin üzerinde olmalı ki dürüst iş yapanla yapmayan ayrılsın.”

Kapalıçarşı’da zanaatın sonu: “Dükkanımız 6 kişiden 1 kişiye düştü”

Benzer bir yapısal kriz, kuyumculuk ile pırlanta zanaatının küresel vitrini olan Kapalıçarşı’nın üretim atölyelerinde yaşanıyor. Çarşıda ortak olarak pırlanta ve kuyum imalatı yapan, 12 yaşından beri zanaatın içinde yetişen 38 yaşındaki Hagop Aynal ve ortağı Tomas Aba, meslek hayatlarında böyle uzun soluklu bir işsizlik görmediklerini vurguluyor.

2001 ekonomik krizini bizzat yaşadıklarını söyleyen ustalar, o dönemlerde birkaç ay boş otursalar bile sonrasında zararı her zaman kapattıklarını, ancak son 4-5 yıldır piyasanın hiçbir şekildecanlı olmadığını belirtiyor. Altının kilo bazında 140 bin ile 180 bin dolar arasında sürekli dalgalanmasının atölyelerin belini büktüğünü ifade eden Hagop Aynal, iç piyasadaki erimeyi şu sözlerle özetliyor:

Görüyorsunuz, şu an tamamen boş oturuyoruz. Dükkana geliyoruz, taş çatlasın 3 saat çalışıp sonra akşama kadar oturup sohbet ediyoruz. Alım gücü azaldıkça satışlar düştü, ürünler minimalleşti. Eskiden şaşalı setler yapardık, şimdi gramları düşürerek, pırlantanın yanına ayarları 14’e, 8’e çekerek satış yapmaya çalışıyoruz. İnsanlar enflasyondan korunmak için işçilikli takı almak yerine işçiliksiz sarraf altınına yöneliyor. Biz üretici olarak artık para kazanamıyoruz. Kazansaydık dükkanımızda çalışan sayısı 6 kişiden şu anda 1 kişiye düşmezdi. Atölyede riske bağladığın altın sermayesi 6.5 milyon lira, ama kazandığın işçilik parası ayda 2500 dolar. Bu riske bu kazanç mantıklı mı? Kesinlikle değil.”

“Büyük sermaye küçük atölyeleri yuttu”

Kapalıçarşı’daki çöküşün sinyallerinin aslında 8 yıl öncesinden itibaren verilmeye başlandığını belirten çarşı ustaları, krizin temel nedenlerinden birinin de sermayenin belirli ellerde toplanması ve dikey tekelleşme olduğunu ifade ediyor. Geçmişte küçük birer işletmeyken zamanla devasa fabrikalara dönüşen büyük markaların küçük zanaat atölyelerinin işlerini ellerinden aldığını belirten ortaklar, piyasadaki acımasız çalışma düzenine ve gençlerin durumuna dikkat çekiyor:

Bizden toptan ürün alan büyük firmalar yavaş yavaş kendi bünyelerinde dev atölyeler kurup tekelleştiler ve bizden işi kestiler. Şimdi piyasada sadece yüzde 10’luk bir kesim çok iyi iş yapıyor, geri kalanı zor geçiniyor veya kapatıp gidiyor. Bu büyük yapılarda işler biraz yavaşladığı an, hemen bir bahaneyle 20-30 işçiyi kapının önüne koyuyorlar. Piyasa o kadar güvensiz ve geleceksiz bir hal aldı ki, şu an kendi çocuğum olsa bu işe sokmayı en son ihtimal olarak düşünürüm. Kendimize iş yaratamazken, bir çırak alsak ona nasıl ekmek kapısı olacağız? Bu şartlar altında yeni nesle Kapalıçarşı’yı kesinlikle önermiyorum.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.