Didem Çam
Uyuşturucu ile mücadele günümüz toplumlarının en önemli sorun alanlarından birisi ve Türkiye’de de uyuşturucu kullanımı alarm veriyor.
Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (UMDER) Genel Başkanı Leyla Yağanoğlu, Birleşmiş Milletler tarafından 1987 yılında ilan edilen 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’ne özel açıklamalarda bulundu.
“Senede bir gün değil, her gün uyuşturucuyla mücadele günü olmalı” diyen Yağanoğlu, “Üzülerek söylüyorum ki gençlerimizin birçoğu madde bağımlısı. Ben bir anneyim. Bu acının ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Yaklaşık 20 yıldır ezber ettim” dedi.
Uyuşturucuyla mücadele konusunun zorluğuna değinen Yağanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreç o kadar sancılı, o kadar zor, o kadar acı ki… Hangi cümleyle ifade edilir bu yangın? Hangi kelime ile nasıl anlatılır, inanın hiç bilmiyorum. Gecenin ikisinde üçünde annelerin feryadını keşke buradan dile getirebilsem. Fakat hiçbir cümle yok bunu anlatmaya. Senenin bir günü değil de günün 24 saati, yılın 365 günü uyuşturucuyla mücadele edilmesi gerekir.”
Uyuşturucuyla mücadele konusunda atılması gereken adımlardan da bahseden Yağanoğlu, devlete, topluma, aileye ve uyuşturucu kullanan kişilere düşen görevleri sıraladı.
Her geçen gün daha etkili uyuşturucu çeşitlerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Yağanoğlu, şunları söyledi: “Ülkemizin başındaki bu musibet yıllardır evleri, ocakları söndürdü. Aileler perişan. ‘Bizim ne bayramımız ne düğünümüz ne akşam yemeğimiz ne sabah kahvaltımız var’ diyorlar. Aileler, ‘Çocuğumuz ne zaman ölecek ya da öldürecek?’ diye bekliyor. Her gelen uyuşturucu, geçmiştekinden 10 kat 20 kat daha kötü. Günbegün daha zehirli, daha etkili, daha çabuk öldüren uyuşturucu çeşitleri piyasaya salınıyor. Derdimiz bu, acımız bu ve büyük. Peki çözümü ne?“

Leyla Yağanoğlu
Uyuşturucuyla mücadele konusunda devlete düşen görevleri sıralayan Yağanoğlu çözüm yöntemleri hakkında, “Arzın önü kesilecek. Arzın önü kesilmediği sürece, ne yazık ki hiçbir çocuk tedaviye cevap vermiyor. Ben bunu 20 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum. Bağımlılık bir kısır döngü” dedi.
Yağanoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Covid-19 ile nasıl mücadele ettik? Depremde nasıl mücadele ettik? Kenetlenerek. Acil olarak Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) toplanmalı, acil eylem planları hazırlanmalı. Hep planımız, projemiz, çalıştayımız var ama bunların yürürlüğe girdiğini henüz göremedik. Çalıştaylar çoğaldı, kitaplar yazılıyor, farkındalıklar arttı, çeşitli programlar yapılıyor. Programlar yapılıyor ama sokağa bir iniyorsunuz, yine satmışlar, çocuklar da alıp içmiş, biz de çalıştaylarda farkındalık eğitimi veriyoruz. Bunlar ne eğitim ne de farkındalık seminerleriyle çözümlenecek konular değil.“
“Devlet, ‘Bağımlılıkla Mücadele Birimi’ kurmalıdır” diyen Yağanoğlu, şöyle konuştu: “Bizim başvurabileceğimiz hiçbir yer yok. Bağımlılıkla ilgili kurum olacak. Koordinasyon merkezimiz orası olacak. Bağımlı bireyler, bağımlı yakınları oraya başvuracak. Oraya başvurup bütün işlemlerimizi bir yerden halledelim. Türkiye’de bir tek Yeşilay yok, birçok sivil toplum kuruluşu (STK) var. Bu konuyla ilgili mücadele eden diğer STK’lar lütfen görmezden gelinmesin. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kuruluna mutlaka çocukları bağımlı olan annelerin de dâhil edilmesi gerekir” şeklinde konuştu.
Cezaevlerinde bulunan madde bağımlısı kişiler için de yapılması gerekenleri dile getiren Leyla Yağanoğlu, “Madde bağımlıları için ‘R Tipi Cezaevleri’ olmalı. ‘Cezaevleri Rehabilitasyon Merkezleri’ kurulmalı. Bu çocuklar, hazır elimize geçmişken orada da tedavileri zorunlu olmalı. Zaten cezasını yatacak. O süre zarfında çocukları tedavi edip bu konuda eğitimler de vermeliyiz. Gerekirse orada meslek edindirme kursları da açıp dışarı çıktıklarında istihdamları da sağlanmalı” diye konuştu.
Zorunlu tedavinin 21 gün olmasını az bulduğunu belirten Yağanoğlu, “En az üç yıl zorunlu tedavi yapılması gerekir” dedi. Türkiye’de uyuşturucu için zorunlu tedavi yapılan hastanelerin ve yatak sayısının yetersiz olduğunu da vurgulayan Yağanoğlu, şöyle devam etti:
“Zorunlu tedavi için yataklar aylar sonra boşalıyor. Ama o çocuk, zaten o süreçte aileye düşman oluyor ve saldırmaya başlıyor. Aileler, çocuklarını tedavi ettirmeyi bırakın, kendi canlarını ya da diğer çocuklarının canlarını nasıl koruyacaklarını düşünüp kaçacak delik arıyor. Kovid-19 döneminde nasıl hastaneler kuruldu, çadırlar yapıldıysa madde bağımlıları için de süreç aynı şekilde işlenmelidir. Bu çocukların bir an evvel toplatılıp uzun soluklu zorunlu tedavi süreci başlamalıdır.”
Madde bağımlısı kişilerin toplanması için de özel bir birim oluşturulması gerektiğini ifade eden Yağanoğlu, şunları söyledi:
“Madde bağımlısı kişileri bildirebileceğimiz ‘toplama birimi’ gibi bir birim olmalı. O çocuklar toplatılıp tedavi edilecek. Kimse, ‘Benim çocuğum yapmaz’ demesin. Karşıda yanan ateş, sizin evinizi yakmasa bile oradan gelen duman sizi zehirleyecektir. Dolayısıyla o yangına bir su dökmek lazım. Duyarlı insanlar, madde bağımlısı çocukların ailelerine destek olmalı. O çocukları gördüklerinde ‘Canımı nasıl kurtarırım?’ diye kaçmamalı. Ayrıca, mahallenin belkemiği de muhtarlardır. Uyuşturucuyla mücadele noktasında muhtarlara da çok büyük görevler düşüyor. Toplum olarak hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Rencide etmeyeceğiz. Farkındalığımızı artırıp onlara destek olacağız.“
“Aileler de çocuğunu dışlamayacak” diyen Yağanoğlu, “Sevgiyle, anlayışla çocuklarımızı sarıp sarmalayalım. ‘Sokağa at dibi görsün’ mantığı var. Sokağa attığınız zaman ya baronların torbacısı olur ya da ölürler. Siz de mezarlarında ağlarsınız” dedi.
Uyuşturucu kullanan kişilere düşen görevlerden de bahseden Yağanoğlu, “En büyük görev onlara düşüyor” diyerek şunları kaydetti:
“İnsan isterse başaramayacağı hiçbir şey yok. Bu iş zor fakat imkânsız değil. Bir şeker hastalığı, tansiyon hastalığı gibi düşünelim. Kronik bir rahatsızlığımız var ama tedavisi ve durdurulabilmesi mümkün. Bağımlılığı kabul edip, farkındalığımızı geliştirmemiz gerek. Ben ne kullanıyorum? Düşmanım kim? Düşmanımı tuş etmem için hangi teknikleri öğrenmem gerekir? Bağımlı gençlere, zorunlu tedavi sürecinde bu konularla ilgili eğitim verilmeli.”
“Uyuşturucu kullandığınızı ailenizden saklamayın” diyen Yağanoğlu, “Ailenize söyleyemiyorsanız bile, mutlaka güvendiğiniz bir yakınınızla paylaşın. O da olmuyorsa bir camiye gidin imamdan yardım isteyin. Bizlere de ulaşabilirsiniz. Bizler sizin için elimizden geleni yaparız. Ama muhakkak yardım isteyin. Bu konuda asla yalnız değilsiniz” dedi.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8709 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8382 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6938 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6475 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5467 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5233 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5069 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4660 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4186 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3936 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3625 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.