Tevfik Armutcuoğlu
Gökova körfezinin kendine has iyotlu rüzgarları ve alüvyal topraklarında yetişen “altın susam” neredeyse hiçbir kimyasal müdahale olmadan yapılan geleneksel üretim modeli ile gastronominin gözdesi oldu. Yüksek yağ oranına ve aromaya sahip olması nedeni ile başta Japonya’nın sushi mutfakları olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin mutfaklarında vazgeçilmez bir ürün olarak yer edinmeyi başardı.
Gökova Körfezinin alüvyal topraklarında yetişen ve sarı rengi nedeni ile “altın susam” olarak adlandırılan yerli susam çeşidi bu susamın hem yerel hem de uluslararası mutfak ticaretinin en önemli kalemlerinden biri olarak düşünülüyor. Eski Ula İlçe Tarım ve Orman Müdürü Süleyman Kurnaz bölgede 9 bin dekar susam ekildiğini ve susam olarak sadece altın susam ekildiğini ve ürünün yüksek kalitesi sayesinde Japon sushi restoranlarının bir numaralı tercihi olduğunu söyledi.
Kurnaz susamın aromasını o bölgede esen rüzgara borçlu olduğunu belirterek, “Gün boyu sabah 9-10 sularında başlayıp akşama kadar Gökova Körfezi’nden esen o meltem dediğimiz iyotlu rüzgâra bu susamın lezzetini, aromasını ve yağ oranını arttırıyor” dedi. Kurnaz denizin çekildiği yerlerdeki alüvyal toprakların da verimlilikte kilit rol oynadığını ekledi.
Üretim sürecinin tamamen doğal ve geleneksel yöntemlerle yürütüldüğünü de belirten Kurnaz tohumların halen daha el yordamı ile atıldığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: “Hala geleneksel yöntemler ile üretiyoruz, elle tohum atıyoruz. Bu durum ithalatçılar için büyük bir tercih meselesi. Bunun yanında neredeyse hiçbir yerde suni gübre veya tarım ilacı da kullanmıyoruz. Bu durum da bir tercih meselesi olarak büyük bir yer kaplıyor. Burada Gökova havzasında 9 bin dekarlık bir alanda üretim yapılıyor ve buradaki bütün üreticiler istisnasız hepsi aynı susamı, yani altın susamı ekiyor. Bu da susamın korunmasını sağlıyor.”
Yüksek maliyeti ve sınırlı rekoltesi nedeniyle simit gibi ürünlerde tercih edilmeyen altın susam katma değeri yüksek olan helva, pekmez ve tahin gibi ürünlerde sıklıkla tercih ediliyor. Ürün asıl başarısını ise ihracat ile yakaladı. Her yıl üretilen yaklaşık bin tonluk susamın yüzde 10-15 kısmının doğrudan uzak doğuya gönderildiğini belirten Kurnaz, “Bölgeden son 5-6 senedir her sene Japonya’ya susam gönderiyoruz. Onlar da özellikle yağlı olmasından ve aromasından dolayı bu susamı tercih ediyor. En çok suşi yapımında kullanılıyor” diye konuştu.
Bölgede üretim son yıllarda doğa koşulları ile mücadele halinde olduğunu belirten Kurnaz “var yılı” olarak değerlendirilen verimli sezonlarda hasadın bin tona ulaşabildiğini belirtirken verimsiz sezonlarda ise üretimin 300-400 tona kadar düşebildiğini belirtti. Kurnaz hasadın en büyük tehdidinin ise bölgenin konumu ve ekim sonrası olan yağmurlar olduğunu söyledi ve ekledi:
“Gökova toprakları havza tavanı yüksek olan bir bölge bu yüzden buradaki topraklar geç tava geliyor. Bu geç gelme durumundan dolayı ekimde sorun yaşıyoruz. Bazen de ekim sonrasında yağmurlar yağabiliyor bu sefer de toprakta kaymak bağlama dediğimiz yağış sonrası toprak üzerinde suyun kil zerrelerini birleştirerek oluşturduğu tabaka oluşur. Bu tabaka tohum çıkmasını ve çimlenmesini engelliyor. Bu durum da susamın rekoltesini düşürüyor.“
Kurnaz, Altın susamın ticari prestijinin korunması için gerekli adımların atıldığını da belirtti. Kurnaz Türk Patent ve Marka kurumu tarafından Gökova Altın Susamı’nın “coğrafi işaret” tescilinin alındığını belirtirken, “Coğrafi işaret o ürünün patent enstitüsü tarafından korunmaya alınması demek.Bu alındı ama daha çeşit olarak tescili bitmedi. Bu konuda da çalışmalar sürüyor en kısa zamanda sonuç çıkar umarım” diye konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7806 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7086 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6741 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6357 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4995 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4891 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4715 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19106 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7019 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.