Halime Erdem
Son yıllarda Türkiye’de kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borcu rekor seviyelere ulaştı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, 2025 yılı Ocak ayında kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 1 milyon 625 bine yükseldi. Bu rakam, 2023’te 865 bin kişi iken 2 yılda neredeyse 2 katına çıktı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre, 3 Ekim 2025 itibarıyla kredi kartlarında ödenmesi gereken borç miktarı 2,5 trilyon lirayı aşmış durumda.
BDDK’nın açıkladığı haftalık verilere göre, bireysel kredi kartı alacakları 2,53 trilyon TL’ye ulaşırken bu borcun 916,2 milyar TL’sini taksitli, 1,61 trilyon TL’sini taksitsiz borçlar oluşturuyor. Kredi kartı alacaklarındaki artış, bir önceki yılın aynı haftasına göre yüzde 55,8, 2019’un aynı dönemine göre ise yüzde 2146 olarak kaydedildi.
İstanbul Ekonomi Araştırma ve Danışmanlık A.Ş.’nin Şubat 2026 raporu, vatandaşların neredeyse yarısının (yüzde 49,2) maaşları yattığında ilk olarak kredi kartı borcunu ödediğini ortaya koyuyor. Rapora göre kalan para ile ayı geçirmeye çalışan bu kesim, borç sarmalının içinde sıkışmış durumda.
Bu arada bankacılık düzenlemeleri de gündemde. 30 Ocak 2026’da BDDK, toplam kredi kartı limiti 400 bin TL’nin üzerindeki kullanıcıların limitlerini gelirleriyle uyumlu hâle getirme kararı aldı. Düzenleme kamuoyunda tartışmalara neden olunca BDDK ertesi gün yaptığı açıklamada kredi kartı kullanıcılarının gelir teyidi ile dört katına kadar limit kullanmalarında engel olmadığını duyurdu.
Kredi kartı borcunu öncelikli ödeme kalemi olarak gördüğünü söyleyen Burak E., maaşının önemli bir bölümünü her ay bu borca ayırdığını belirtiyor. “Maaş yattığında önce kredi kartını ödüyorum. Kalan tutarla kira, fatura ve diğer ihtiyaçları karşılamaya çalışıyorum” diyen Burak E., zaman zaman harcamalarını taksitlendirmek zorunda kaldığını ifade ediyor. Gelir ve gider dengesini kurmakta zorlandığını aktaran Burak E., mevcut koşullarda kredi kartının birçok kişi için bir ödeme aracı olmanın ötesine geçtiğini dile getiriyor.
Ekonomi uzmanı Erkan Nazmi Çalışkan, “Kredi kartı ve tüketici kredilerindeki hızlı artış sadece finansal değil, psikolojik ve toplumsal bir sorun. Maaşın büyük kısmının borca gitmesi tasarruf imkânlarını sıfırlıyor ve ekonomik kırılganlığı derinleştiriyor. Bu durum aynı zamanda toplumsal eşitsizliği görünür kılıyor” diyor.
Artan borç yükü, faturalar, gıda ve ulaşım harcamalarıyla birleşerek haneleri sıkıştırıyor. Kredi ve tüketim kültürü bireyleri yalnızca ekonomik değil, psikolojik ve sosyal açıdan da etkiliyor. Maaşların büyük kısmı borç ödemesine giderken toplumun geniş kesimi yaşamını kredi kartı ve tüketici kredileriyle sürdürmek zorunda kalıyor. Bu tablo ekonomik kırılganlığın ve sosyal eşitsizliğin görünür hâle geldiğinin de bir göstergesi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7083 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6509 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6210 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4900 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4895 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4555 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4537 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31207 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17723 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9202 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5958 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4840 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.