Beyza Bedir
Çocuk olmak; oyun oynamak, öğrenmek ve hayal kurmak demek. Ancak Türkiye’de pek çok çocuk için gerçeklik bundan oldukça uzak.
Açlık, yetersiz beslenme, eğitimden kopuş ve erken yaşta çalışma gibi sorunlar, çocuk yoksulluğunun giderek derinleşen yüzünü gösteriyor. Ekonomik dalgalanmalar en ağır etkisini çocuklar üzerinde bırakırken yoksulluk yalnızca gelir eksikliği değil; sağlık, eğitim ve güvenli yaşam hakkına erişememe anlamına geliyor.
Hane bütçesinin daraldığı dönemlerde ilk kısılan harcamaların çocuklara ayrılan pay olması dikkat çekiyor. Temel gıda tüketiminin azalması ve okul ihtiyaçlarının ertelenmesi çocukların hem fiziksel hem bilişsel gelişimini doğrudan etkiliyor. Özellikle yetersiz beslenme ile dikkat dağınıklığı, devamsızlık ve akademik performans düşüşü arasındaki bağ öğretmen gözlemleriyle de giderek daha görünür hâle geliyor.
Bilkent Üniversitesi’nde Ekonomist Doç. Dr. Mustafa Eray Yücel ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü 4. sınıf öğrencisi Ezgi Aktaş tarafından yürütülen araştırma, bu yoksunluğun sınıflarda giderek daha görünür hâle geldiğini ortaya koyuyor.
Ekonomist Yücel, ekonomik krizlerin çocukları daha hızlı etkilemesinin nedenini aile içi kaynak dağılımıyla şöyle açıklıyor: “Geçmiş çalışmalar haneye giren ek gelirin öncelikle gelir getiren aile üyelerine tahsis edildiğini gösteriyor. Gelir daraldığında ise daralmanın ters sırayla yansımasını beklemek yersiz olmaz. Daralma önce çocukları, sonra yetişkinleri etkiler.”
Araştırmada şehirler arasında da farklılıklar dikkat çekiyor. Yücel’e göre Ankara’da birçok göstergenin görece olumlu olduğu görülürken İzmir’de temel ihtiyaçlar ve sosyal etkileşim alanlarında daha olumsuz bir tablo öne çıkıyor. Bingöl’de sosyal faaliyetler ve çocuk işçiliği, Gaziantep’te ise yetişkinlerle iletişim sorunları dikkat çeken başlıklar arasında yer alıyor.
Yücel’e göre çocuk yoksulluğuna ilişkin toplumdaki en büyük yanılgı “Çocuktur, unutur” düşüncesi. Araştırma ekibinde yer alan Ezgi Aktaş ise çocuk yoksulluğunun sadece gelir eksikliğiyle açıklanamayacağını vurguluyor ve şunları söylüyor:
“Son yıllarda özellikle öğretmenlerin sosyal medya paylaşımlarında da görüldüğü gibi çocuk yoksulluğu çok sayıda ekonomik ve sosyo-politik faktörün sonucu olarak artıyor.”
Aktaş, UNICEF verilerine göre Türkiye’de çocukların yaklaşık yüzde 30’unun yoksulluk riski altında olduğunu hatırlatarak pandemi sonrası ekonomik toparlanmadaki yavaşlık ve sosyal koruma programlarındaki boşlukların sorunu derinleştirdiğini belirtiyor.
Aktaş çocuk yoksulluğunun yetişkin yoksulluğundan farklı olarak gelişim süreçlerini de etkilediğini şöyle aktarıyor: “Gelir yoksulluğu çocuklar için yalnızca alım gücü meselesi değildir. Beslenmeden eğitim materyallerine erişime, sosyal etkinliklerden psikososyal iyi oluşa kadar pek çok alanda eş zamanlı etkiler yaratır.”
Araştırma kapsamında farklı illerden öğretmenlerle yapılan anketler, maddi yetersizlik yaşayan öğrencilerde devamsızlık ve akademik performans düşüşünün daha belirgin olduğunu gösteriyor. Özellikle çalışmak zorunda kalan ya da ev içi sorumluluk üstlenen çocuklarda eğitim sürekliliğinin kesintiye uğradığı belirtiliyor.
Aktaş’a göre kısa vadede en hızlı etki yaratabilecek adımlar eğitim materyallerine erişim ve okul temelli beslenme programları: “Eğitim materyallerinin kamusal destekle ücretsiz sağlanması ve okullarda düzenli beslenme programlarının uygulanması eşitsizliği hızlı biçimde azaltabilir.“
Aktaş çocuk yoksulluğunun yalnızca sosyal bir sorun olmadığını da şu sözlerle vurguluyor: “Fırsat eşitsizliği nedeniyle potansiyelini gerçekleştiremeyen her çocuk ülkenin üretim ve inovasyon kapasitesinde kayıp anlamına gelir.“
Aktaş’a göre çocuk yoksulluğu ertelenebilecek bir sosyal politika başlığı değil; bugünden müdahale edilmesi gereken stratejik bir kalkınma meselesi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7691 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6718 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6576 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6333 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4977 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4831 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4700 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31254 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17723 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9207 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5958 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4851 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.