Dünya, yeni bir salgının ilk alarm zilini, Aralık 2019’un sonlarında duydu. 10 Ocak 2020’ye kadar bilim insanları aşı üzerine çalışmalar yaptı ve bir yıldan daha kısa bir sürede birkaç etkili aşı seri üretime geçti.
Peki, tüm dünyayı etkileyen, sınırları kapatan Covid-19 salgını, başka bir ülkede yaşayan göçmen kadınlara nasıl yansıdı? Türkiye’nin farklı bölgelerinden Amerika, İngiltere ve Fransa’ya göç eden binlerce kadından psikolog, fabrika işçisi, akademisyen, ev hanımı, mali müşavir, öğretmen, gazeteci, danışman, garson ve anne gibi 39’una salgından nasıl etkilendiklerine ilişkin birkaç soru yönelttik.
Öncelikle Türkiye dışına, birinci sınıf olarak nitelendirilebilecek ülkelere giden kadınların ya kariyer veya eğitim, ya evlilik veya politik ya da gelecek kaygılarla göç etme kararı aldıklarının altını çiziliyor.
Türkiye ile bağlarını hiç koparmadıklarını, hem oralı hem buralı olurken arada kalmanın sancılarını yaşadıklarını aktaran göçmen kadınlar, sık sık Türkiye’yi ziyaret etmek istediklerini ancak bunu yılda iki kere gerçekleşebildiklerini belirtiyorlar. Sorularımızı yanıtlayan bir katılımcı, kalbinin Türkiye’de olduğunun altını çizip salgın nedeniyle kapanan sınırlardan dolayı, yurtdışına bir yıl önce çıktığını, Türkiye’ye sadece bir kere gidebildiğini, salgından dolayı uzun bir süre daha ülkesine dönemeyeceğini söyledi.
“Yurt dışına taşındığınız için mutlu musunuz?” sorusunu ise kimisi mutsuz olduğunu kimisi de mutlu ve kendisini güvende hissettiği şeklinde yanıtlıyor. Aşağıdaki verdiğimiz yanıtlarda, başka bir ülkede yaşama yeniden başlamanın çok da kolay olmadığı görülüyor:
“Salgın sürecinde bulunduğunuz yabancı ülkede zorlandığınız bir an, bir durum oldu mu?” şeklindeki sorumuza verilen yanıtlar ise şöyle:
Süreç boyunca partnerleriyle beraber yaşayan göçmen kadınların, yaşadıkları sıkıntılar ile aldıkları devlet desteğine ilişkin ifadeleri ise şöyle:
Başka bir ülkenin vatandaşı olarak bulundukları ülkelerdeki göçmen kadınlar için, Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri” şiirinde vurguladığı dizeleri gibi;
“İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa”…
İşte tam da bu nedenle, göç eden beyin, beden ve kalplerin doğup büyüdüğü topraklarda mı kaldıkları, gittikleri yerlere mi benzediklerini söyleyebilir miyiz?
HABER : RAFŞAN YAĞMUR ÇELİK – ARAŞTIRMA YAZISI
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7621 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6691 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6318 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6235 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4967 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4775 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4674 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31252 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17723 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9207 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5958 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4851 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.