DOLAR 46,1116 0.02%
EURO 53,1487 -0.94%
ALTIN
Ankara
23°

PARÇALI BULUTLU

Sofra küçüldü, mutfak masrafı büyüdü

Sofra küçüldü, mutfak masrafı büyüdü

Artan gıda fiyatları ailelerinin bütçesini zorluyor. Et, yağ ve temel gıdalar cep yakıyor; işçi aileleri artık alışverişte kilo değil, ihtiyaç hesabı yapıyor. Gıda enflasyonu karşısında eriyen gelirler, dengeli beslenmeyi zorlaştırıyor; beslenmenin yerini “karın doyurmak” alıyor.

ABONE OL
5 Haziran 2026 10:16
Sofra küçüldü, mutfak masrafı büyüdü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şeyma Akcan

Artan gıda fiyatları ve düşük ücretler, işçi ve emekçi ailelerin mutfak harcamalarını her geçen gün daha ağır bir yük hâline getiriyor. Et, yağ ve temel gıda ürünlerindeki artış nedeniyle birçok aile alışverişini kısıtlamak zorunda kalırken, sofralarda çeşit ise giderek azalıyor.

Son dönemde gıda fiyatlarındaki yükseliş, özellikle asgari ücretlilerin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Market ve pazar alışverişi yalnızca temel ihtiyaçlarla sınırlanırken, kırmızı et gibi ürünler birçok hane için nadiren alınabilen gıdalar hâline geliyor. Ramazan döneminde daha görünür hâle gelen bu sıkışmışlık, gündelik yaşamda kalıcı bir geçim sorunu olarak sürüyor.

Gıda enflasyonu yüksek, ücretler ise yetersiz

Temel gıda ürünlerindeki fiyat artışı, en basit akşam yemeğinin maliyetini dahi yükseltti. 1 kilogram kıyma yaklaşık 850 liraya, ayçiçek yağı 185 liraya kadar çıkarken, mütevazı bir yemek bile yüzlerce lirayı bulabiliyor. Birçok yurttaş alışverişte kilo yerine daha küçük miktarları tercih ediyor.

Resmî veriler de tabloyu doğruluyor. TÜİK’e göre gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık artış yüzde 3,94, yıllık artış ise yüzde 32,36. Türk-İş verilerine göre, 4 kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması 32 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırı 100 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Buna karşılık asgari ücret açlık sınırının altında kalıyor; özellikle büyük kentlerde kira giderleri geçim yükünü daha da artırıyor.

“Et mutfağa artık ayda bir kez giriyor”

İstanbul Esenyurt’ta tekstil sektöründe çalışan bir işçi, artan fiyatların etkisini şöyle anlatıyor: “Üç yıl önce emekli oldum ama maaş yetmediği için çalışıyorum. Evde iki çocuk var, eşim de çalışıyor ama mutfak masrafı çok ağır.

Ailenin aylık mutfak harcamasının 10-15 bin lira arasında olduğunu belirten işçi, en büyük yükün et fiyatları olduğunu söylüyor ve “Et artık ayda bir kez giriyor mutfağa. Her hafta almak mümkün değil” diyor.

Fiyatların son yıllarda hızla arttığını belirten işçi, “3 ay önceki fiyatla şimdi arasında 250-300 lira fark var. Ramazan’da fiyatlar daha da artıyor, mecbur alınacak diye bindiriyorlar” diyor. Alışverişte artık çok daha dikkatli davrandıklarını vurguluyor.

“Yardım kolileri çözüm değil”

Artan maliyetler, geleneksel sofraları da etkiliyor. Aynı işçi, misafir ağırlamanın zorlaştığını belirterek, “Misafir olursa diye biraz fazla et alıyoruz ama o da zor. Eskisi gibi değil” ifadelerini kullanıyor. Birçok yurttaş da alışverişte artık tane hesabı yaptığını, gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırdığını dile getiriyor.

Gıda fiyatlarının yükseldiği dönemlerde gündeme gelen yardım kolileri ise kalıcı çözüm olarak görülmüyor. İşçi, bu yardımlardan faydalanmadığını belirterek, “Ucuzluk dedikleri, son kullanma tarihi yaklaşan ürünler oluyor” diyor. Çalıştığı iş yerinde bir dönem yemek yerine kumanya verilmesinin de geçici bir çözüm olduğunu ifade ediyor.

Bayram gibi özel dönemler de bütçeyi zorluyor. Lokum, şeker ve çikolata fiyatlarındaki artış nedeniyle ikramlık maliyetleri binlerce lirayı bulabiliyor. Ulaşım fiyatlarının yükselmesi de şehir dışına gitmek isteyenler için ek yük yaratıyor.

“Beslenmenin yerini karın doyurma aldı”

Artan gıda fiyatlarının işçi ve emekçilerin hayatlarını nasıl etkilediğini Esenyurt’ta tekstil sektöründe çalışan bir işçi ve akademisyen/ekonomist Ali Alper Alemdar ile konuştuk.

Alemdar’a göre, uygulanan ekonomi politikaları emekçilerin geçim koşullarını ağırlaştırıyor. “2018’den bu yana farklı isimlerle uygulanan politikaların ortak noktası, emekçilerin ekonomik olarak sıkıştırılması” diyen Alemdar, vergi artışları, yüksek faiz ve üretimdeki daralmanın bu süreci derinleştirdiğini belirtiyor.

Gıda fiyatlarının ücretler karşısındaki ağırlığına dikkat çeken Alemdar, “Bir kilogram kıyma asgari ücretin yaklaşık yüzde 2,5’ine denk geliyor. Haftada bir kilo alındığında maaşın yüzde 10’u yalnızca buna gidiyor. Kiralar ve faturalar eklendiğinde yük daha da artıyor” diyor.

Türk-İş verilerine göre gıda harcaması 32 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırı 100 bin liraya yaklaşıyor. Alemdar, bu tablo karşısında sağlıklı beslenmenin geniş kesimler için zorlaştığını şöyle vurguluyor: “İki asgari ücretli bir aile bile bu seviyeye yaklaşamıyor. Türkiye’de sağlıklı ve dengeli beslenme giderek lüks hâline geliyor. Beslenmenin yerini karın doyurma aldı.”

Alemdar’a göre yüksek faiz politikası da gıda fiyatlarını düşürmede etkili olmadı. “Faiz artışları ekonomiyi yavaşlatmayı hedefler ancak gıda ve enerji gibi alanlarda tekelleşme varsa fiyatlar düşmez” diyen Alemdar, Türkiye’de gıda enflasyonunun önemli bir kısmının bu yapısal sorunlardan kaynaklandığını ifade ediyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP