Ankara
24°

AÇIK

Engelli mülteciler eğitimden ve hayattan kopuyor

Engelli mülteciler eğitimden ve hayattan kopuyor

İstanbul Sultanbeyli’de yaşayan engelli mülteci çocuklar; eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişimde dil, yoksulluk ve bürokratik engellerle karşı karşıya. Bazı çocuklar okul ve kamusal yaşamdan koparak günlerini evlerinde geçirirken, aileler sağlık raporu, tedavi ve eğitim süreçlerinde destek bulmakta zorlanıyor.

ABONE OL
11 Eylül 2026 11:26
Engelli mülteciler eğitimden ve hayattan kopuyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rengin Uçkan

İstanbul’un yoğun göç alan ilçelerinden Sultanbeyli’de yaşayan engelli mülteci çocuklar, temel haklara erişimde çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya. Eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşamayan, fiziksel engeller nedeniyle kamusal alanları kullanamayan ya da dil bariyeri nedeniyle eğitim sistemine dahil olamayan çocuklar, çoğu zaman evlerinden çıkamadan yaşamlarını sürdürüyor.

Mülteciler Derneği tarafından UNICEF Türkiye’nin yürüttüğü ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen çalışmalar kapsamında hazırlanan “Sultanbeyli’de Çocuk Olmak” raporu da ilçedeki çocukların eğitim, sağlık ve sosyal haklara erişimde yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor. Raporda hem Türkiye vatandaşı hem de mülteci çocukların karşılaştığı güçlükler ele alınırken, engelli çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasında yaşanan sorunlar da öne çıkıyor.

Sokaklardaki yetersiz altyapı, oyun alanlarının azlığı ve sosyal uyum çalışmalarının engelli çocukları yeterince kapsamaması, çocukların toplumsal yaşamdan daha fazla uzaklaşmasına neden oluyor.

“Çocuğum bütün gün bu odada kalıyor”

Sultanbeyli’de yaşayan 14 yaşındaki Suriyeli M.A.’nın annesi, çocuklarının yıllardır eğitim ve sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadığını ve yaşadıkları çaresizliği şöyle anlatıyor: “Biz yıllar önce buraya geldik ve şimdiye kadar çocuğumun derdini kimseye anlatamadık. Okul çağı geldi geçti ama ne okula yazdırabildik ne de tedavisi için düzenli bir şekilde doktorlara götürebildik. Sağlık raporunu yenilemek istiyoruz ama hastaneye gittiğimizde ne dil biliyoruz ne de bize yardımcı olan biri var. Randevu bulmak zaten ayrı bir dert. Elimde evraklarla kapı kapı dolaşıyorum ama hiç bir sonuca ulaşamadım. Çocuğum bütün gün bu odada kalıyor, ne konuşabiliyor ne de kendi başına tuvalete gidebiliyor.”

Savaşın izlerini bedenlerinde taşıyorlar

Engelli mülteci çocukların yaşadığı bir diğer büyük sorun ise fiziksel travmaların ve çatışma ortamlarının kalıcı izleri olarak öne çıkıyor. Savaşın yıkıcı etkilerini doğrudan bedenlerinde taşıyan çocuklar, hem bu travmaların fiziksel yükünü taşıyor hem de bu yükü hafifletecek tıbbi ve teknolojik araçlara ulaşmakta büyük zorluklar yaşıyor.

Sultanbeyli’de ikamet eden 15 yaşındaki S.H. ve ailesiyle yaptığımız görüşme, bu ihlali tablosunun en net örneklerinden birini oluşturuyor. Çatışma ortamında yaşanan patlamalar nedeniyle işitme yetisini büyük ölçüde kaybeden çocuğun babası, yaşadıkları süreci şöyle anlatıyor: “Savaşın ortasında kaldık, evimizin yakınına düştü o bomba. O günden sonra çocuğumun kulakları çok az duyar oldu. Buraya sığındığımızda en büyük derdimiz onun sağlığıydı ama burada da duvara çarptık. Doktorlar özel bir işitme cihazı lazım dedi ama fiyatı bizim aylık kazancımızın kaç katı. Devlet hastanesine başvurduk, yabancı olduğumuz için müracaatlar uzadı da uzadı, kaç ay geçti hâlâ bir sonuç alamadık. Bu olay yaşandığında çocuğum daha bebekti ve duyamadığı için hiç konuşamadı.”

Okullar engelli  çocukları dışarıda bırakıyor

Eğitime erişimin önündeki sorunlardan biri de okulların fiziksel koşulları. Kaydı yapılan bazı engelli çocuklar; rampa, çalışmayan asansör veya engelli kullanımına uygun tuvaletlerin bulunmaması gibi nedenlerle eğitim sürecine düzenli olarak katılamıyor.

Okulların fiziksel düzenlemeler için yeterli finansal kaynaklarının bulunmadığını belirtmesi, engelli çocukların eğitim hakkına erişimindeki sorunu daha da büyütüyor. Makul düzenlemelerin yapılmaması, mülteci çocukların mevcut kırılganlığını derinleştiriyor.

Fırat Keser

Dil bariyerine takılıyorlar

Engelli mülteci çocukların eğitim sistemine dahil olmasını zorlaştıran en önemli sorunlardan biri de dil. Okula kayıt süreçlerindeki aksamalar, aile-okul iletişimindeki güçlükler ve çocukların Türkçe bilmemesi, eğitim hakkına erişimi doğrudan etkiliyor.

Uzman Özel Eğitim Öğretmeni Dr. Fırat Keser, dil bariyerinin özellikle ana dilinde dahi iletişim güçlüğü yaşayan çocuklar açısından daha ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor: “Bu konu oldukça kapsamlı bir konu aslında. Ancak birkaç başlığı bizzat yaşadığım vaka üzerinden ele almaya çalışayım. Vakayı anlatmadan önce dilden kaynaklı olarak okula geç kayıt, eğitim hakkından mahrum kalma, okul-aile işbirliğin önündeki engel vb. eğitim süreçlerinin yasal zorunlulukları öğrenememe vb. birçok sorun yine dil bariyerinden kaynaklanmaktadır.”

Keser, zihinsel engelli mülteci çocukların kendi ana dillerinde dahi iletişim konusunda sınırlılık yaşayabildiğine işaret ederek, hiç bilmedikleri bir dilde eğitim almaya çalışmalarının çocuklar açısından ciddi bir yük oluşturduğunu belirtiyor: “Öte yandan zihinsel engelli mülteciler başta olmak üzere kendi ana dillerinde dahi iletişimde sınırlılık yaşayanlar bir anda hiç bilmedikleri bir dil ile iletişim kurmaya çabalayacak. Bu oldukça güç bir durum öznenin kendisi için.”

Keser, Türkçe bilmeyen bir çocuktan okulda dersleri anlamasının, akademik başarısını göstermesinin ve en temel ihtiyaçlarını dahi Türkçe ifade etmesinin beklenmesinin, çocuk açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Bu durumun alay edilme, akran zorbalığı, ayrımcılık, okul terki, değersizlik hissi, akademik başarısızlık, iletişim kaynaklı problem davranışlar ve stres gibi sorunları beraberinde getirebildiğini ifade ediyor.

Evde geçirilen yaşam, görünmeyen bir izolasyona dönüşüyor

Dr. Fırat Keser’e göre Sultanbeyli’de engelli mülteci çocukların yaşadığı sorunlar yalnızca eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimle sınırlı değil. Fiziksel koşullar, ekonomik yetersizlikler, dil bariyeri ve bürokratik süreçlerin bir araya gelmesi, çocukların kamusal yaşamdan uzaklaşmasına yol açıyor. Çocukların oyun alanlarından, okullardan ve sosyal çevrelerinden kopması, evlerini yaşamlarının neredeyse tamamını geçirdikleri alanlara dönüştürüyor. Aileler ise çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak ve haklarına erişimini sağlamak için çoğu zaman tek başlarına mücadele ediyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.