Elif Solmazgül
Dijitalleşmenin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte siber zorbalık da giderek yaygınlaşıyor. Sosyal medya ve elektronik iletişim araçları üzerinden gerçekleşen hakaret, tehdit ve özel hayat ihlalleri Türk Ceza Kanunu kapsamında suç sayılırken, mağdurların en sık yaptığı hata ise delil toplama sürecinde ortaya çıkıyor. Avukat Emre Apak, hukuka uygun delilin kritik önem taşıdığını vurgularken; eğitim kurumlarının sorumluluğuna ve önleyici tedbirlerin gerekliliğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre siber zorbalıkla mücadelede yalnızca cezai süreçler değil, bilinçlendirme ve eğitim de belirleyici rol oynuyor.
Siber zorbalığı; bir bireye yönelik kasıtlı, tekrarlayan ve zarar verme amaçlı davranışlar bütünü olarak tanımlayan Avukat Emre Apak, bu eylemlerin Türk Ceza Kanunu kapsamında hakaret, tehdit, şantaj ve ısrarlı takip suçlarını oluşturduğunu belirtiyor. Sosyal medya üzerinden yapılan zorbalığın fiziksel olandan suç unsuru açısından farkı olmadığını vurgulayan Apak, “Suçun ceza miktarı üzerinden farklılık arz eden durumlar elbette karşımıza çıkıyor. Nitekim bazı iletişim araçlarının kullanılması veya sosyal medya platformlarından bazı suç eylemlerinin icra edilmesi suçların nitelikli hallerini meydana getirip ceza miktarını arttırabilir” şeklinde ifade ediyor.
Mağdurların en çok hata yaptığı konunun delil toplama süreci olduğunu ifade eden Apak, hukuka aykırı elde edilen hiçbir bulgunun mahkemede geçerli olmayacağının altını çizdi. Yargıtay’ın bu konudaki net tavrını hatırlatan Apak, süreci şu sözlerle özetledi:
“Hukuken delil toplama dönemi sınırsız bir serbestlik içinde değildir. Yargıtay, önceden planlanmış ve tabiri caizse “tezgâhlanmış” kamera kayıtlarını hukuka uygun delil olarak kabul etmiyor. Bir delilin geçerli sayılabilmesi için ya olay anında kendiliğinden ve tesadüfi şekilde elde edilmiş olması ya da başka hiçbir şekilde ispat imkânının bulunmaması gerekir. Suçu veya suçları ispat edemiyorsanız bu metotlara başvurmanızda hukuken bir sıkıntı“
Apak ayrıca, sadece ekran görüntüsünün yeterli olmayabileceğini; URL bilgileri, IP adresleri ve adli bilişim teknikleriyle desteklenmiş cihaz incelemelerinin şart olduğunu belirtti.
Dijital zorbalığın eğitim kurumları üzerindeki etkilerini değerlendiren Apak, okul idarecilerinin yasal yükümlülüklerinin altını çiziyor. Zorbalığın sadece bireyler arasında kalmadığını, kurumun güvenlik görevini de kapsadığını belirten Apak, şu ifadeleri kullandı:
“Okulların ve eğitim kurumlarının elbette ki hukuki sorumlulukları var. Ceza hukuku açısından taksirli sorumluluk hali veya yeri geldiğinde kasıtlı sorumluluk halleri bu yerlerdeki idareciler için söz konusu olabilir.”
Yönetici pozisyonundaki kişilerin, okul sınırları içerisinde hem öğrencilerin hem de çalışanların güvenliğinden sorumlu oldukları geniş bir sahanın mevcut olduğunu hatırlatan Apak, “Meydana gelen olaylar değerlendirildiğinde adli ve idari soruşturmalar elbette mümkün” diyerek ihmali olan yetkililerin yargı önünde hesap verebileceğine dikkat çekiyor.
Sosyal medyadaki denetim yetersizliğinin çocukları korumasız bıraktığını vurgulayan Apak, teknolojinin sunduğu imkanların hukuki denetim için seferber edilmesi gerektiğine değiniyor. Dijital mecralardaki başıboşluğa karşı yapay zekanın gücüne işaret eden Apak, şunları söyledi: “Günümüz teknolojisinde yapay zekâ vasıtası ile hukuka aykırı yayın yapanlardan, suç eylemi içinde olan yayınlara kadar birçok mecranın tespit edilmesi mümkündür. Ancak işin temeli yine eğitimden geçiyor.”
Cezalandırmadan ziyade “önleme” stratejisinin esas alınması gerektiğini belirten Apak, “Adli olarak bazı tedbirlerin alınması yerine, önleme tedbirleri kapsamında başta eğitim olmak üzere kamu nizamı ve kamu ahlakının zedelenmemesi adına yetkililerin bu konuya gerekli ihtimam gösterip çalışmaları bir an önce yapmasıdır” dedi.
9.Köy’e siber zorbalık üzerine yaşadıklarını anlatan Demet Cansız, çocuklarının yeni başladığı okula ilk başlarda sorunsuz gittiğini ancak zamanla bazı sıkıntılar yaşamaya başladığını söyledi. Israrları sonucu çocuklarının yaşadıklarını kendilerine anlattığını ifade eden Cansız, şöyle konuştu:
“Çocuğumuz yeni okuluna büyük bir heyecanla başlamıştı. Ancak bir süre sonra okula gitmemek için bahaneler üretmeye, mutsuzlaşmaya başladı. Önce derslerinden kaynaklandığını sandık ama veli toplantısında asıl gerçeği öğrendik: Arkadaşları, çocuğumuzun dış görünüşüyle dalga geçmekle kalmamış, fotoğraflarını yapay zeka uygulamalarıyla değiştirerek çirkin ve tuhaf hallere getirip yaymışlardı. Okul idaresiyle görüştük; disiplin kurulu hem öğrencilerle hem de velilerle ciddi bir görüşme trafiği yürüttü. Hem okul hem de aileler bazında yaptırımlar uygulandı.”
Kendilerinin bu konuda olaylar daha fazla büyümeden ve çocukları daha fazla zarar görmeden olayların iyi sonuçlandığına değine Cansız, “Biz velilerin çocuktaki değişimlere karşı çok dikkatli ve bilinçli olması gerekiyor. Sessiz kalmak, zorbalığın büyümesine izin vermek demek” dedi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7459 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6636 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6279 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5433 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4942 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4718 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4636 kez okundu
1
Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
2409 kez okundu
2
Yapay zeka çevirmenleri “kalite kontrolörü” yapıyor
2342 kez okundu
3
“Çeto” ile röportaj: ChatGPT insanların yeni dert ortağı mı?
2083 kez okundu
4
Yapay zeka belediye başkan adayı oldu
1967 kez okundu
5
İstanbulkart tartışması; kişiselleştirme, veri ihlalini getirir mi?
1847 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.