Ankara
28°

PARÇALI AZ BULUTLU

Dağ köylerinin gezici bakkalı: “Bir köyde bekleniyorsan gitmek mecburiyettir”
  • 9.Köy
  • Emek
  • Dağ köylerinin gezici bakkalı: “Bir köyde bekleniyorsan gitmek mecburiyettir”

Dağ köylerinin gezici bakkalı: “Bir köyde bekleniyorsan gitmek mecburiyettir”

Bayram ve Fatma Bedir çifti, bakkalı ulaşımı uzak köylerin ayağına götürüyor. Bedir çifti köylülerle kurdukları güçlü bağı, "Tekerin fırladığı da oldu, gece yolda kaldığımız da. Ama o köyde bizi bekleyen varsa, biz de gitmek zorundayız" sözleriyle anlatıyor.

ABONE OL
24 Temmuz 2025 11:09
Dağ köylerinin gezici bakkalı: “Bir köyde bekleniyorsan gitmek mecburiyettir”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Semire Yılmaz 

Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı uzak köylerinde markete erişim mümkün değil. Bu ihtiyacı karşılayan Bayram ve Fatma Bedir çifti, haftanın 6 günü kendi araçlarıyla köy köy dolaşarak temel gıda ve günlük ihtiyaç ürünlerini vatandaşlara ulaştırıyor. Bedir çifti yalnızca alışveriş imkanı sunmakla kalmıyor; köylüler için süreklilik, güven ve insani bir bağ kuruyor.

22 yıl önce Bayram ve Fatma Bedir çifti, Kızılcahamam’da gazete bayiliği ve dağıtımı yaparak geçimini sağlıyordu. Ancak zamanla gazeteye olan ilginin azalmasıyla bayilik zarar etti, işlerini kaybettiler.

4 yıl boyunca işsiz kalan çift, ciddi geçim sıkıntıları yaşadı. Bu zorlu sürecin ardından Bayram Bedir, bir işe girmek yerine esnaf kalmayı tercih etti. Eşiyle birlikte, kimseye söylemeden bir minibüs aldılar. Amaçları, yalnızca geçim sağlamak değil, ihtiyaç sahibi köylere ulaşmaktı.

Bugün, kendi imkânlarıyla oluşturdukları seyyar bakkalla haftanın 6 günü Kızılcahamam’ın dağ köylerini dolaşıyorlar. Minibüslerinde sadece gıda ve temel ihtiyaçlar değil; güven, dostluk ve dayanışma da taşıyorlar.

Haftanın 6 günü, her gün farklı köyde

Bayram ve Fatma Bedir çifti, Kızılcahamam’ın kırsalında her gün 5 ila 6 köyü ziyaret ediyor. Gittikleri köylerde sabit bir market bulunmaması, bu hizmeti hayati hale getiriyor. Çift, haftanın 6 günü boyunca önceden belirlenmiş rotalarla ilerliyor; köylüler ise onların gelişini günler öncesinden bekliyor.

“Minibüsün içinde sadece ürün değil, güven de var”

Çayın, şekerin, unun yanı sıra; tokalar, oyuncaklar, balonlar ve mutfak eşyaları da minibüste yer alıyor. Yaz aylarında çocuk ürünlerine talep artarken, kışın kuru gıdalar öne çıkıyor. Bayram Bedir, “İnsanları mağdur etmemek için fiyatlarımızı şehirle denk tutuyoruz. Kâr değil, erişim önemli” diyerek hizmet odaklı yaklaşımlarını vurguluyor. Fatma Bedir, ürünlerin paketlenmesinden hijyenine kadar her aşamayı büyük bir özenle hazırlıyor:

Poşetler sabaha kadar tozlanmışsa hemen değiştiririm. Bir gram eksik olmasın isterim. İnsanlar bize güveniyor, biz de buna layık
olmalıyız.

“Kötü yol koşulları, patlayan lastik, hizmeti engellemiyor”

Bedir çifti, gittikleri her köyde yalnızca ürün satmıyor, yıllar içinde bir bağ da kuruyor. Özellikle çocukların ve yaşlıların ilgisi dikkat çekiyor. Çocuklar minibüsü heyecanla karşılıyor, yaşlılar ise sohbet etmeyi önemsiyor. Bayram Bedir, “Bir gün gitmesek hemen ararlar, neden gelmediniz diye sorarlar” diyor.

Kışın karla kaplı yollar, çamur, arıza ve lastik patlamaları bu hizmetin bir parçası. Ancak çift, bu zorluklara rağmen seferlerini aksatmıyor. “Tekerin fırladığı da oldu, gece yolda kaldığımız da. Ama o köyde bizi bekleyen varsa, biz de gitmek zorundayız.” Zaman zaman köylüler ürünlerini veresiye alıyor, çift de bu talepleri geri çevirmiyor. Aynı zamanda özel siparişler alıyorlar.

Kazanç önemli elbette, ama önce insanlık. Bize güvenen kimseyi geri çevirmeyiz” diyor Fatma Bedir.

“Bir köyde bekleniyorsan gitmek mecburiyettir”

Bayram ve Fatma Bedir çifti, Kızılcahamam’ın kırsal köylerinde yalnızca bir eksikliği tamamlamıyor; aynı zamanda büyük bir boşluğu sessizce dolduruyor. Onların minibüsü sadece ekmek, şeker ya da çay götüren bir araç değil; bir selamın, bir hatırlanmanın, bir güven duygusunun taşıyıcısı hâline gelmiş durumda.

Köy yollarının bozukluğuna, hava koşullarının zorluğuna ve ekonomik belirsizliklere rağmen sürdürülen bu çaba; devletin, özel sektörün ya da büyük zincirlerin girmediği alanlara insan emeğinin nasıl dokunabileceğini gösteriyor. Bedir çifti bu işi bir kazanç kapısından çok, bir sorumluluk bilinciyle yapıyor. Onların gözünde bu işin karşılığı yalnızca gelir değil; beklenmek, karşılanmak ve dua almak.

Bayram Bedir, bu yolculuğun anlamını şöyle ifade ediyor: “Bir köyde bizi bekleyen bir çocuk varsa, bir yaşlı ‘iyi ki geldiniz’ diyorsa, bizim minibüs zaten gitmek zorunda. Çünkü biz sadece eşya değil, insanlık taşıyoruz.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.