Esra Varhan
Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda çalışanların sendikalaşma girişimiyle başlayan süreç, görüşme çağrılarının karşılıksız kalması ve hemen öncesinde gerçekleşen işten çıkarmalarla yeni bir boyut kazandı. Çalışanlar, yaşananların yalnızca kurumsal bir karar değil; sivil toplum alanındaki güvencesizlik ve örgütlenme karşıtı tutumlarla bağlantılı olduğunu ifade ediyor.
İşten çıkarılan TOG çalışanlarının aktardığına göre süreç, kurum içinde diyalog mekanizmalarının işletilememesiyle başladı. Defalarca diyalog masası kurulmaya çalışıldığını belirten çalışanlar, yönetimin bu çağrılara karşılık vermemesi üzerine sendikalaşma yoluna gittiklerini ifade ediyor.
Mart ayı sonunda yapılan resmi başvuruya yönetim, sendikayı tanımadığını belirterek yanıt verdi. Nisan ayı boyunca yapılan tekrar çağrıları ise sonuçsuz kaldı. Görüşme talebi yinelense de süreç sürekli ertelendi ve nihayet mayıs başında bir görüşme gerçekleştirildi. Ancak bu görüşmede de karar için ileri bir tarih işaret edildi.
Sürecin en kritik kırılma noktası ise görüşmeden bir gün önce yaşandı. Çalışanların aktardığına göre, planlanan görüşmeden bir gün önce 7 kişi işten çıkarıldı.
İşten çıkarılanların önemli bir kısmının sendikal süreçte aktif rol alan kişiler olduğuna dikkat çeken çalışanlar, bazı çalışanların sözleşmelerinin zaten birkaç ay içinde sona erecek olmasına rağmen bu kişilerin de işten çıkarıldığını vurguluyor.
Çalışanlar bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor: “Sendika gündeme geldiği andan itibaren yönetimin tavrı giderek sertleşti. Diyalog kurmak yerine çalışanları sorgulayan bir yaklaşım benimsendi. Bu nedenle kolektif bir zemine ihtiyaç duyduk ve sendikalaştık.”
Vakıf yönetimi işten çıkarmaları “küçülme” ve “mali zorluklar” ile açıklarken, çalışanlar bu gerekçenin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini savunuyor.
Çalışanlara göre daha önce de ekonomik zorluklar yaşanmasına rağmen bu dönemlerde müzakere ve ortak çözüm arayışları yürütülüyordu. Ancak bu süreçte çalışanlarla hiçbir ortak zemin kurulmadığına dikkat çekiliyor.
İşten çıkarılan kişilerin profilinin de bu gerekçeyi zayıflattığı ifade ediliyor. Çalışanlar, işten çıkarılanların büyük ölçüde kurum içinde söz alan, eleştiren ve sendikal örgütlenmede aktif rol oynayan kişiler olduğunu belirtiyor. Ayrıca işten çıkarılanların kaynak geliştirme, proje üretimi ve afet çalışmaları gibi kurumun sürdürülebilirliği açısından kritik alanlarda görev yaptığına dikkat çekiliyor. Buna rağmen iş yükünün ortadan kalkmadığı, kalan çalışanlara devredildiği ifade ediliyor.
Çalışanlar bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Ortada ortadan kalkan bir iş değil, belirli çalışanların tasfiye edilmesi gibi bir durum var.”
Çalışanlar yaşananları bireysel bir işten çıkarma süreci olarak değil, sivil toplum alanındaki daha geniş bir çalışma rejimi sorununun parçası olarak değerlendiriyor. Proje bazlı çalışma modelinin giderek kalıcı bir güvencesizlik yarattığını belirten çalışanlar; kısa vadeli fonlar, sürekli kaynak yaratma baskısı ve sözleşmeli çalışma biçimlerinin emek üzerindeki kırılganlığı artırdığını ifade ediyor.
Aynı zamanda hak temelli söylem üreten kurumların kendi içlerinde çalışanların söz hakkını tanımamasının ciddi bir çelişki yarattığı vurgulanıyor.
DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu Üyesi Merve Altun, ise yaşananları sivil toplumdaki yapısal dönüşümün bir sonucu olarak değerlendiriyor. Altun’a göre son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının özel sektör mantığıyla yönetilmeye başlanması, çalışma koşullarında ciddi hak kayıplarına yol açtı. Proje bazlı çalışma, güvencesizlik, kıdem tazminatı sorunları ve çalışanların maaş için proje bulmaya zorlanması bu dönüşümün temel unsurları arasında yer alıyor.
Sendika, kurumla yapılan görüşmede üç temel talebi ilettiğini açıkladı:
• İşten çıkarılan çalışanların işe iadesi
• Mevcut çalışanlara sendikal faaliyet nedeniyle baskı uygulanmaması
• Toplu iş sözleşmesi sürecinin başlatılması
Altun, sürecin çalışanların talepleri doğrultusunda şeffaf şekilde yürütüldüğünü belirterek, “Arkadaşlarımız haklarını alana kadar sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Yaşananlar, sivil toplum kuruluşlarının iç işleyişi ile savundukları değerler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açıyor. Çalışanlar ve sendika temsilcileri, hak temelli çalışan kurumların kendi içlerinde de demokratik ve katılımcı mekanizmaları işletmesi gerektiğini vurguluyor.
Süreçte görüşmeler devam ederken, TOG’daki gelişmelerin sivil toplum alanında sendikalaşma, güvencesizlik ve çalışma ilişkileri tartışmalarını daha da görünür hale getirmesi bekleniyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8003 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7683 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6779 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6381 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5014 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4949 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4770 kez okundu
1
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
2
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4093 kez okundu
3
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
4
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3067 kez okundu
5
Kadınların yılbaşı pazarı Kadıköy’de
2811 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.