DOLAR 45,7463 0.34%
EURO 53,0619 -0.18%
ALTIN
Ankara
18°

HAFİF YAĞMUR

Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
  • 9.Köy
  • Emek
  • Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor

Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor

Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda sendikalaşma süreciyle eş zamanlı gerçekleşen işten çıkarmalar, çalışanlar tarafından “ekonomik değil, örgütlenmeye yönelik bir müdahale” olarak değerlendiriliyor. Sosyal-İş Sendikası ise sürecin sivil toplumdaki yapısal sorunların bir yansıması olduğunu vurguluyor.

ABONE OL
22 Mayıs 2026 13:55
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Esra Varhan

Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda çalışanların sendikalaşma girişimiyle başlayan süreç, görüşme çağrılarının karşılıksız kalması ve hemen öncesinde gerçekleşen işten çıkarmalarla yeni bir boyut kazandı. Çalışanlar, yaşananların yalnızca kurumsal bir karar değil; sivil toplum alanındaki güvencesizlik ve örgütlenme karşıtı tutumlarla bağlantılı olduğunu ifade ediyor.

Sendikalaşma süreci diyalog girişimleriyle başladı

İşten çıkarılan TOG çalışanlarının aktardığına göre süreç, kurum içinde diyalog mekanizmalarının işletilememesiyle başladı. Defalarca diyalog masası kurulmaya çalışıldığını belirten çalışanlar, yönetimin bu çağrılara karşılık vermemesi üzerine sendikalaşma yoluna gittiklerini ifade ediyor.

Mart ayı sonunda yapılan resmi başvuruya yönetim, sendikayı tanımadığını belirterek yanıt verdi. Nisan ayı boyunca yapılan tekrar çağrıları ise sonuçsuz kaldı. Görüşme talebi yinelense de süreç sürekli ertelendi ve nihayet mayıs başında bir görüşme gerçekleştirildi. Ancak bu görüşmede de karar için ileri bir tarih işaret edildi.

Görüşmeden bir gün önce 7 kişi işten çıkarıldı

Sürecin en kritik kırılma noktası ise görüşmeden bir gün önce yaşandı. Çalışanların aktardığına göre, planlanan görüşmeden bir gün önce 7 kişi işten çıkarıldı.

İşten çıkarılanların önemli bir kısmının sendikal süreçte aktif rol alan kişiler olduğuna dikkat çeken çalışanlar, bazı çalışanların sözleşmelerinin zaten birkaç ay içinde sona erecek olmasına rağmen bu kişilerin de işten çıkarıldığını vurguluyor.

Çalışanlar bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor: “Sendika gündeme geldiği andan itibaren yönetimin tavrı giderek sertleşti. Diyalog kurmak yerine çalışanları sorgulayan bir yaklaşım benimsendi. Bu nedenle kolektif bir zemine ihtiyaç duyduk ve sendikalaştık.”

“Küçülme” gerekçesi tartışmalı

Vakıf yönetimi işten çıkarmaları “küçülme” ve “mali zorluklar” ile açıklarken, çalışanlar bu gerekçenin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini savunuyor.

Çalışanlara göre daha önce de ekonomik zorluklar yaşanmasına rağmen bu dönemlerde müzakere ve ortak çözüm arayışları yürütülüyordu. Ancak bu süreçte çalışanlarla hiçbir ortak zemin kurulmadığına dikkat çekiliyor.

İşten çıkarılan kişilerin profilinin de bu gerekçeyi zayıflattığı ifade ediliyor. Çalışanlar, işten çıkarılanların büyük ölçüde kurum içinde söz alan, eleştiren ve sendikal örgütlenmede aktif rol oynayan kişiler olduğunu belirtiyor. Ayrıca işten çıkarılanların kaynak geliştirme, proje üretimi ve afet çalışmaları gibi kurumun sürdürülebilirliği açısından kritik alanlarda görev yaptığına dikkat çekiliyor. Buna rağmen iş yükünün ortadan kalkmadığı, kalan çalışanlara devredildiği ifade ediliyor.

Çalışanlar bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Ortada ortadan kalkan bir iş değil, belirli çalışanların tasfiye edilmesi gibi bir durum var.”

“Bu sadece bir işten çıkarma değil, yapısal bir sorun”

Çalışanlar yaşananları bireysel bir işten çıkarma süreci olarak değil, sivil toplum alanındaki daha geniş bir çalışma rejimi sorununun parçası olarak değerlendiriyor. Proje bazlı çalışma modelinin giderek kalıcı bir güvencesizlik yarattığını belirten çalışanlar; kısa vadeli fonlar, sürekli kaynak yaratma baskısı ve sözleşmeli çalışma biçimlerinin emek üzerindeki kırılganlığı artırdığını ifade ediyor.

Aynı zamanda hak temelli söylem üreten kurumların kendi içlerinde çalışanların söz hakkını tanımamasının ciddi bir çelişki yarattığı vurgulanıyor.

“Bu tablo sivil toplumun dönüşümünün sonucu”

DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu Üyesi Merve Altun,  ise yaşananları sivil toplumdaki yapısal dönüşümün bir sonucu olarak değerlendiriyor. Altun’a göre son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının özel sektör mantığıyla yönetilmeye başlanması, çalışma koşullarında ciddi hak kayıplarına yol açtı. Proje bazlı çalışma, güvencesizlik, kıdem tazminatı sorunları ve çalışanların maaş için proje bulmaya zorlanması bu dönüşümün temel unsurları arasında yer alıyor.

Sendika, kurumla yapılan görüşmede üç temel talebi ilettiğini açıkladı:
• İşten çıkarılan çalışanların işe iadesi
• Mevcut çalışanlara sendikal faaliyet nedeniyle baskı uygulanmaması
• Toplu iş sözleşmesi sürecinin başlatılması

Altun, sürecin çalışanların talepleri doğrultusunda şeffaf şekilde yürütüldüğünü belirterek, “Arkadaşlarımız haklarını alana kadar sürecin takipçisi olacağız” dedi.

Tartışma büyüyor: Hak savunuculuğu ve emek rejimi

Yaşananlar, sivil toplum kuruluşlarının iç işleyişi ile savundukları değerler arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açıyor. Çalışanlar ve sendika temsilcileri, hak temelli çalışan kurumların kendi içlerinde de demokratik ve katılımcı mekanizmaları işletmesi gerektiğini vurguluyor.

Süreçte görüşmeler devam ederken, TOG’daki gelişmelerin sivil toplum alanında sendikalaşma, güvencesizlik ve çalışma ilişkileri tartışmalarını daha da görünür hale getirmesi bekleniyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.