Antranik Bakırcıoğlu
Nüfusu 16 milyonu aşan mega kent İstanbul’da, her gün yüzlerce acil vakaya müdahale etmek için yollara çıkan 112 Acil Sağlık ekipleri, siren seslerine rağmen açılmayan şeritler ve emniyet şeritlerini işgal eden sürücüler nedeniyle zamana karşı adeta insanı hayatta tutma savaşı veriyor. Avrupa ülkelerinde ambulanslara yol açmak için kullanılan “fermuar sistemi”, Türkiye’deki sürücüler tarafından neredeyse hiç uygulanmazken, ambulansın arkasına takılarak trafikten sıyrılmaya çalışan “fırsatçı sürücüler” ambulansın manevra kabiliyetini sıfırlıyor.
Büyükşehirlerdeki bu kaosun ortasında görev yapan ve ismini vermek istemeyen bir ambulans şoförü, İstanbul trafiğinde yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetledi:
“Sireni açtığımızda insanların hemen paniklediğini ya da inatla yol vermediğini görüyoruz. Aynaya bakmayan, kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleyen sürücüler yüzünden dakikalarca aynı noktada sıkışıp kalıyoruz. Arkada kalbi durmuş bir hastaya kalp masajı yapılırken, ben önde önümdeki aracın keyfini beklemek zorunda kalıyorum. Yol vermedikleri gibi, bir de camı açıp el kol hareketleriyle üzerimize yürüyenler oluyor. Biz sadece bir araç sürmüyoruz; arkadaki canı hayatta tutmaya çalışırken öndeki cehaletle savaşıyoruz.”
Aslen biyolog olan ancak ilk yardım eğitmenliği ve arama kurtarma gönüllülüğünün ardından laboratuvarı bırakarak kendi isteğiyle sahaya inen emekli paramedik Medar Kaplan, 2005-2012 yılları arasında Ankara 112 acil servisinde aktif görev yaptığı dönemde teknolojik imkansızlıklar ve ilginç suistimallerle mücadele ettiklerini anlattı.
Akıllı telefonların ve navigasyon cihazlarının henüz yaygın olmadığı yıllarda, ekiplerin vakalara ulaşabilmek için 400 sayfalık detaylı şehir içi sokak haritalarıyla çalıştığını belirten Kaplan, yeni yerleşim birimlerinde adres bilgileri oturmadığı için ulaşmanın zor olduğunu hatırlattı.
Akıllı telefonların ve navigasyon cihazlarının henüz yaygın olmadığı yıllarda, ekiplerin vakalara ulaşabilmek için 400 sayfalık detaylı şehir içi sokak haritalarıyla çalıştığını belirten Kaplan, geçmişte özellikle gecekondu bölgelerinde sokak ve tabela sisteminin yetersiz olmasının varış süresini daha da uzattığını söyledi. Sistemin bu teknolojiye henüz geçmediği dönemde kendi imkanlarıyla ambulansa bir GPS cihazı entegre eden Medar Kaplan, harita güncellemeleri sayesinde noktasal adres tespiti yapabildiğini ve başlangıçta kurum içi eğitimlerde reddedilen bu sistemin zamanla tüm ambulans ağına entegre edildiğini ifade etti.
Sistemin ücretsiz bir hizmet olarak yaygınlaştığı ilk dönemlerde 112 ekipleri, asılsız ihbarlarla da sıkça karşılaştı. Bu suistimallerin en dikkat çekici örneklerinden birini anlatan Kaplan, bir gecekondu mahallesinde acil durum gerekçesiyle sürekli ambulans çağırarak Ulus’taki Numune Hastanesi’ne gitmek isteyen bir şahsın, aslında hastane yakınlarındaki bir restoranda yemek yemek için bu yönteme başvurduğunu tespit ettiklerini anlattı ve “Hastaneye giriş yaptıktan hemen sonra şikayetinin geçtiğini söyleyerek ayrılıp restorana gittiği tespit edildi ve ekipler tarafından suçüstü yakalandı” dedi.
Ambulansların girmekte zorlandığı yaya alanlarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla 2007 yılında Türkiye’nin ilk 112 acil triyaj motorize ekibi de Ankara’da kuruldu. Bir sürücü ve bir sağlık personelinden oluşan bu ekiplerin kuruluş sürecine şahitlik eden Kaplan, başlangıçta ülke geneline yayılan uygulamanın, olay yerindeki adli vakaların ekipler açısından yarattığı riskler nedeniyle zamanla sınırlandırıldığını aktardı.
Günümüzde ise ambulanslara yol verilmemesi ve trafikte yaşanan tartışmaların temel sorunlar arasında yer aldığını belirten Medar Kaplan, empati eksikliğinin bazı ambulans şoförlerinde agresif sürüşlere ve egoya dayalı bir yarış psikolojisine yol açtığını, bunun da uyumlu bir trafik akışı yerine sivil sürücülerle zıtlaşmaları beraberinde getirdiğini ifade etti.
Asılsız ihbarlar, saniyelerin hayati önem taşıdığı anlarda trafikte karşılaşılan engeller ve artan toplumsal stres, 112 ekiplerinin omuzlarındaki yükün sadece tıbbi müdahaleyle sınırlı kalmadığını; sahada aynı zamanda sürekli ve zorlu bir kriz yönetimi gerektirdiğini gösteriyor. Uzmanlar, ambulansların trafikte yaşadığı bu krizin sadece sürücü eğitimiyle çözülemeyeceğine dikkat çekerek, acil durum araçları için özel olarak tasarlanmış “akıllı sinyalizasyon” sistemlerinin devreye sokulmasının ve cezai yaptırımların caydırıcı hale getirilmesinin şart olduğunu vurguluyor.
Ambulans, itfaiye ve polis gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçların, kavşaklardaki trafik ışıklarıyla elektronik olarak iletişim kurmasını sağlayan teknolojik bir altyapıdır.
Sistem nasıl çalışır?
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8882 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8471 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
7729 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6976 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6505 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5375 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5145 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6158 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4675 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4206 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3975 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3647 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.