Nidanur Ateşyakar
Çocukluk ve ergenlik döneminde sık görülen skolyoz, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Uzmanlar, erken teşhis edilmediğinde ciddi omurga problemleri ve cerrahi müdahalelere kadar uzanabilen süreçlerin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Turgut Özal Tıp Merkezi’de görev yapan fizyoterapist Ozan Uçar, toplumda skolyozun omurga eğriliği olarak bilindiğini, oysa hastalığın aslında daha kapsamlı bir postür bozukluğu olduğunu söyledi. Uçar, “Skolyoz yalnızca omurgadan kaynaklanan bir eğrilik değildir. Göğüs kafesi ve gövdenin de eşlik ettiği üç boyutlu bir deformitedir” dedi. Uzmanlara göre skolyozun kesin nedeni tam olarak bilinmese de genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor.
Skolyoz her yaşta görülebilse de hastalığın en hızlı ilerlediği dönemin ergenlik çağı olduğuna dikkat çekiliyor. Uzmanlar özellikle omuz eşitsizliği, sırtta çıkıntı, bel bölgesinde asimetri, omurgada eğrilik ve çabuk yorulma gibi belirtilerin erken dönemde fark edilmesinin tedavi sürecini olumlu etkilediğini belirtiyor.
Uçar, “En sık fark edilen dönem 11–14 yaş arasıdır. Bu dönemde büyüme hızlandığı için eğrilik de ilerleyebiliyor” uyarısında bulundu.
Uzmanlar, skolyozun çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerlediğini ve bu nedenle düzenli kontrollerin önem taşıdığını vurguluyor. Bazı hastalarda skolyoz tesadüfen çekilen röntgenlerde ortaya çıkarken, bazı çocuklarda ise öğretmenler veya aileler omuz seviyesindeki farklılıklardan şüphelenebiliyor. Özellikle okul taramalarının erken teşhis açısından önemli olduğuna dikkat çekiliyor.
Fizyoterapist Uçar, tedavi sürecinde eğriliğin derecesinin belirleyici olduğunu, erken dönemde fizik tedavi ve egzersizlerin oldukça etkili olabileceğini söyledi. Uçar, “Amacımız hastanın yaşam kalitesini artırmak, eğriliğin ilerlemesini durdurmak ve cerrahi ihtiyacını azaltmak” dedi.
Uzmanlara göre hafif seviyedeki skolyoz vakalarında düzenli egzersiz, fizik tedavi ve postür çalışmaları önemli fayda sağlayabiliyor. İleri seviyelerde ise korse kullanımı ve cerrahi seçenekleri gündeme gelebiliyor.
Toplumda yaygın olan “Skolyoz hastaları spor yapamaz” düşüncesinin doğru olmadığını belirten Uçar, bilimsel çalışmaların sporun skolyozu doğrudan artırdığına dair net bir bulgu ortaya koymadığını söyledi. Uçar, “Yüzme iyi gelir’ düşüncesi çok yaygın ancak tek başına tedavi edici değil. Bunun yanında spor yapmak da yasak değil. Hastalar aktif yaşamlarına devam edebilir” diye konuştu.
Özellikle, ergenlik dönemindeki çocukların düzenli takip edilmesi gerektiğini belirten Uçar, erken teşhis sayesinde cerrahi ihtiyacının azaltılabileceği, hastalığın ilerlemesinin kontrol altına alınabileceği ve yaşam kalitesinin korunabileceği söyledi. Uçar, skolyoz tanısı konulan hastaların umutsuzluğa kapılmaması gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu:
“Skolyoz tanısı alan hastalar umutsuzluğa kapılmamalı. Düzenli kontrollerini yaptırmalı, egzersizlerine devam etmeli ve aktif yaşamdan korkmamalılar.“
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8650 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8369 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6929 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6472 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5236 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5212 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5066 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4659 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4185 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3926 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3623 kez okundu