Oğulcan Özgenç
Türkiye’de hormona erişim, son dönemde getirilen düzenlemelerle birlikte giderek daha tartışmalı ve sınırlı bir alana dönüşüyor. Sağlık Bakanlığı’nın cinsiyet uyum süreci kapsamında hormon kullanımına yönelik kısıtlamaları, bu tedaviye ihtiyaç duyanların yaşamını doğrudan etkiliyor.
Oysa hekimler, hormonların metabolizmadan kemik yoğunluğuna, kardiyovasküler sistemden uyku düzenine ve ruh haline kadar vücudun pek çok temel işleyişini düzenleyen, sürekliliği hayati olan bir tedavi olduğunu vurguluyor. Bu nedenle hormona erişimde yaşanan kesintilerçok boyutlu sağlık risklerinin ortaya çıkması anlamına geliyor.
Hormona erişemeyenler ise bu riskleri gündelik yaşamlarında doğrudan deneyimliyor. Fiziksel sağlıkta yaşanan değişimlerin yanı sıra, psikolojik olarak da ciddi bir yük ortaya çıkarken; tedavinin kesintiye uğraması kişilerin iyi olma halini, gündelik yaşamını ve gelecek algısını derinden etkiliyor.
Transeksüel bireylerin hormona erişimine yönelik kısıtlamalar nedeniyle tedaviye ulaşamayan Alek, hormon tedavisinin cinsiyet uyum sürecinin temel bileşenlerinden biri olduğunu vurguladı. Hormon tedavisinin, kişinin bedensel özelliklerinin kimliğiyle uyumlanmasına katkı sağladığını belirten Alek, hormona erişimin aynı zamanda idari ve hukuki aşamalarla da doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Alek, hormon kullanımının, sağlık kurulu süreçleri, mahkeme kararları ve resmi başvurular gibi cinsiyet uyum sürecine ilişkin işlemlerde dikkate alınan unsurlardan biri olduğunu belirterek, engellerin translar açısından bütün bir hukuki ve tıbbi süreci kilitlediğine dikkat çekti.
Bunlarla beraber hormona erişememenin çok yönlü sonuçlar doğurduğunu söyleyen Alek, bu sürecin hem psikolojik hem fiziksel sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Sosyal hayatının önemli ölçüde kısıtlandığını ve bu durumun bir çaresizlik duygusu yarattığını belirten Alek, “Psikolojik destek alsak bile hormona erişimin yerini doldurmuyor. Çünkü hormon kullanmamanın kişilerin iyilik hali üzerinde çok somut sonuçları var. Buna rağmen hormon kullanımını kriminalize etmeye çalışmaları insanların gündelik hayatını doğrudan etkiliyor” diye konuştu.
Hormona erişimin hayati olduğunu ve pek çok tedavide kullanıldığını vurgulayan Dr. Ezgi Eylem Geziş, hormonların vücudun neredeyse tüm sistemlerini düzenleyen biyokimyasal haberciler olduğunu belirtti. Geziş, “Metabolizmadan ruh haline, kemik yoğunluğundan uyku düzenine kadar çok geniş bir etki alanına sahiptirler” dedi.
Hormonların tıpta geniş bir kullanım alanı bulunduğuna dikkat çeken Geziş, diyabet ve tiroid hastalıkları gibi endokrin bozuklukların yanı sıra infertilite (kısırlık) ve menopoz yönetimi gibi alanlarda da hormon tedavilerinden yararlanıldığını söyledi.
Geziş, hormona erişimin kesilmesi durumunda ortaya çıkabilecek sağlık risklerine de dikkat çekti. Östrojen kullanımının aniden bırakılmasıyla birlikte sıcak basması ve gece terlemesi gibi semptomların yanı sıra uyku bozuklukları, yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü görülebileceğini belirten Geziş, bu durumun kemik mineral yoğunluğunda azalma, lipid dengesinde bozulma ve kalp-damar hastalıkları riskinde artışa da yol açabileceğini söyledi.
Testosteron kullanımının kesilmesiyle ise enerji düşüklüğü, libido azalması, uyku bozuklukları ve kas kütlesinde azalma gibi etkilerin ortaya çıkabildiğini ifade eden Geziş, her iki durumda da kemik sağlığının olumsuz etkilendiğini vurguladı.
Hormon kullanımının kesintiye uğramasının fiziksel etkilerle sınırlı olmadığını belirten Geziş, “Hormon kullanımının kesilmesi bedensel disforileri belirgin şekilde arttırabilir ve bununla birlikte anksiyete, depresif belirtiler, genel iyilik halinde düşüş yaşanabilir” dedi.
Dr. Robin Kara da toplumda yaygın olanın aksine hormona erişimin herkes için önemli bir sağlık meselesi olduğunu vurguladı. Mevcut uygulamaların özellikle transların hormona erişimini engellediğine dikkat çeken Kara, “Hormon replasman terapisine ulaşamayan transların intihar oranları daha yüksek. Bu konuda araştırmalar var. Hormona erişim, transların refahını yükseltiyor” dedi.
Kara, hormona erişimin kısıtlanmasının ciddi bir hak ihlali olduğunun altını çizerek, “Transların hormona erişememesi büyük bir ayrımcılık. Şu an reçete edilemiyor. İnsanları sağlık hakkından yoksun bırakan bir uygulama” ifadelerini kullandı.
Hormona erişim konusunda bilgi ve farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çeken Kara, “Hormon replasman tedavisine ve hormona erişim için bilginin ve farkındalığın arttırılması için çalışmalar var ve bunlar çok önemli. Hormona erişim için verilen mücadelenin büyümesi gerekiyor” diye konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7792 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7020 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6740 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6356 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4994 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4883 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4714 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4611 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4129 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3553 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2776 kez okundu