DOLAR 45,2074 0.04%
EURO 52,9718 -0.06%
ALTIN
Ankara

HAFİF YAĞMUR

“Güneş kremi lüks değil zorunluluk”

“Güneş kremi lüks değil zorunluluk”

Küresel ısınmayla birlikte güneş ışınları insan cildine artık daha çok zarar veriyor. Cilt kanseri riskine karşı güneş kremi kullanımının şart olduğunu söyleyen eczacılara göre, 2-3 kahve parasına kaliteli ürün bulmak mümkün. Eczacı Semra Mert, korunma yollarından güneş kremlerinin niteliğine merak edilenleri 9. Köy’e anlattı.

ABONE OL
4 Mayıs 2026 11:26
“Güneş kremi lüks değil zorunluluk”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sonay Orta

Yaz aylarında dünyanın bulunduğumuz yönüne yansıyan güneş ışınları her geçen yıl insan cildine daha çok zarar veriyor. Işınlar 3 katmandan oluşan cildin en alt tabakasına kadar ulaşarak uzun vadede ciddi tahribatlara ve cilt kanserine yol açabiliyor. Kozmetik ürün olarak sayılan güneş kremleri de bu arada  cep yakıyor. Fakat Eczacı Semra Mert’e göre uygun fiyata yüksek koruma sağlamak mümkün. Sektördeki “yüksek faktör” algısının büyük oranda bir pazarlama stratejisi olduğunu söyleyen Mert, güneş kremleriyle ilgili kritik noktalara değindi. Mert’e göre güneş kremi kullanmak bütçe meselesinden çok bir “özsaygı” meselesi.

“Yüksek faktör talebi tamamen pazarlama stratejisi”

Eczacı Semra Mert, güneş kremleri hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çekerek, 30 ve 50 faktör arasında hayati bir fark olmadığını, 100 faktör talebinin ise tamamen bir pazarlama stratejisi olduğunu söyledi. Özel bir cilt durumu yoksa çok yüksek faktörlerin elzem olmadığını vurgulayan Mert, kritik bir uyarıda bulundu: “Sadece sivilce tedavisi görenler ve doğum kontrol ilacı kullananlar, artan deri hassasiyeti nedeniyle mutlaka 50 faktör tercih etmelidir.

Kanser riskine karşı güneş kremi zorunluluğu

Güneş kremi kullanımının sadece bir güzellik rutini değil, tıbbi bir gereklilik olduğunun altını çizen Eczacı Mert, güneş ışınlarının (UVA ve UVB) cildin alt tabakalarına kadar inerek uzun vadede ciddi tahribat ve cilt kanseri riski oluşturabileceğini belirtti. Mert, bu hayati riskleri önlemek için mevsim fark etmeksizin düzenli kullanımın şart olduğunu ifade etti.

Kimyasal filtreli güneş kremlerinin kana karışma riski var

Güneş kremlerinin içeriğindeki maddelerin kana karışma riskine değinen Mert, filtre farklarına dikkat çekti. Kimyasal filtrelerin güneş ışığını ısıya dönüştürerek cilt tarafından emildiğini ve bu yolla etken maddelerin kana karışabildiğini belirten Mert, mineral (fiziksel) filtrelerin ise güneş ışığını ayna gibi yansıtarak koruma sağladığını ifade etti. Fiziksel filtrelerin deri tarafından emilip sistemik dolaşıma katılmadığını vurgulayan Mert, içerik seçiminde bu ayrımın sağlık açısından kritik olduğunu hatırlattı.

“En pahalı ürün en iyisi değildir”

Fiyat ve kalite dengesinin her zaman paralel ilerlemediğini belirten Mert, yüksek fiyatın her zaman “en iyi koruma” anlamına gelmediğini söyledi. Üst segment ürünlerin teknolojik avantajlar sunduğunu ancak piyasada fiyatını hak etmeyen ürünlerin de bulunduğunu ifade eden  Semra Mert, “Uygun fiyatlı kategoride de oldukça başarılı formüller mevcut. Market ürünleri ile eczane grubu arasındaki fark, içerik kalitesi ve teknolojik yatırım noktalarında belirginleşiyor. Doğru tercihlerle erişilebilir fiyatlı ürünlerle de etkin koruma sağlamak mümkün” dedi.

Güneş kremi “özsaygı” meselesi

Fiyat artışlarının yarattığı sağlık eşitsizliği tartışmalarına farklı bir perspektiften bakan Güneş kremi uzmanı Eczacı, konunun sadece bütçe değil, bir “özsaygı” meselesi olduğunu dile getirdi. Kısıtlı bütçesine rağmen cilt sağlığına öncelik veren pek çok danışanı olduğunu belirten Mert, “Güneş kremi kullanımını bir gelir meselesinden ziyade, kişinin kendine verdiği değer olarak görüyorum. Bugün bir eczanede 2-3 kahve fiyatına oldukça başarılı ürünler var” diyerek kişisel bakımın uygun fiyatlara da yapılabileceğini vurguladı.

Güneş kremleri sağlık ürünü sayılırsa verimi düşebilir

Güneş kremlerinin “kozmetik” yerine “tıbbi ürün” statüsüne alınması konusunu değerlendiren Semra Mert, bu adımın erişilebilirliği artırsa da kaliteyi düşürebileceği uyarısında bulundu. Devletin geri ödeme listesindeki birçok ilacın hala 90’lı yılların teknolojisiyle üretildiğine dikkat çeken Mert, olası senaryoyu şu şekilde anlattı:

Güneş kremlerinin ‘ilaç’ statüsüne geçmesi halinde, bu ürünlerin de güncel teknolojinin gerisinde kalan formüllerle üretilme riski yüksek. Bu durum, fiyatı düşürse bile koruyuculuk ve kullanım konforu açısından beklenen verimin alınamamasına yol açabilir.”

“Öğrenci olduğum için cilt sağlığımdan taviz vermemeliyim”

Roza ve sivilce tedavisi gören öğrenci Ahsen Yıldırım ise güneş kremi fiyatlarının her dönem artışına şu şekilde değindi:

Hem marka olarak hem içerik olarak sağlıklı, faydalı ve cildime iyi gelebilecek bir şey kullanmak istediğim için doğal olarak taleplerimi karşılayan ürünlerin fiyatları bu oranda artmakta. Bu yüzden de benim aldığım ürünleri idareli kullanmam gerekiyor. Her ay yeni bir güneş kremi alamam bir öğrenci olarak. Bütçem zorlanıyor ama sağlığımdan da taviz vermek istemiyorum.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP