Yasin Çoban
Antalya’da kentsel dönüşüm projeleri güvenli yapı üretme hedefiyle hayata geçirilirken, bu süreçlerin mahalle sakinlerinin barınma hakkını nasıl etkilediği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Artan kira ve konut fiyatları, özellikle kiracılar ve dar gelirli haneler için kentte kalabilmeyi giderek zorlaştırıyor.
Türkiye’de doğrudan “kentsel dönüşüm” adıyla çıkarılan ilk yasal düzenleme, 2004 yılında yürürlüğe giren 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu oldu. Van depreminin ardından 2012 yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve aynı yıl yayımlanan uygulama yönetmeliği, Türkiye genelinde olduğu gibi Antalya’da da kentsel dönüşüm süreçlerini şekillendirdi.
Antalya’da kentsel dönüşüm projeleri, özellikle değerli bölgelerde yeni inşaatlar ve lüks konutlar üreterek arsa ve kira değerlerini yükseltiyor; bu da dar gelirli yurttaşların mahallelerinde kalabilme imkânını zayıflatıyor.
Antalya’da son yıllarda Kepez ilçesinde Gülveren ve Güneş mahallerinde ve Muratpaşa ilçesinde apartman olarak kentsel dönüşüm projeleri devam ediyor. Antalya’da kentsel dönüşüm projeleri, yapı güvenliği ve yenilenme başlığıyla hayata geçirilirken, bu süreçlerin mahalle sakinlerinin barınma hakkını nasıl etkilediği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Dönüşüm alanlarında artan kira ve konut fiyatları, özellikle kiracılar ve dar gelirli haneler için yerinde kalabilmeyi giderek zorlaştırıyor. Kentsel dönüşüm kararlarının kimler için ve hangi koşullarda alındığı sorusu, Antalya’da barınma hakkı tartışmalarının merkezinde yer alıyor.
Antalya’da kentsel dönüşüm sürecinin en kırılgan gruplarından biri olan kiracılar, dönüşüm projeleriyle birlikte mahallelerinden ayrılmak zorunda kalıyor. Kepez ilçesinde yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarının ardından yaşadığı mahalleyi terk eden bir kiracı, sürecin barınma hakkını nasıl zedelediğini şu sözlerle anlattı:
“Dönüşüm kararı alındıktan sonra kiralar hızla yükseldi. Ev sahibimiz binanın yıkılacağını söyledi ve yeni yapılacak konutların kira bedellerini karşılamamız mümkün değildi. Taşınma sürecinde sunulan destekler, piyasa koşullarını karşılamadı. Yerinde kalmaya yönelik herhangi bir hak ya da güvence tanımlanmadı.”
Kiraların yüksekliği nedeniyle, mahallelerini terk etmek zorunda kaldıklarını belirten kiracı vatandaş, “Kentsel dönüşüm güvenli yapılar üretti ama bizim için barınma hakkı korunmadı. Aynı mahallede yaşamaya devam etme imkânımız ortadan kalktı” dedi.

Doç. Dr. Engin Kepenek
9. Köy’ün sorularını yanıtlayan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Doç.
Dr. Engin Kepenek, “Antalya’da kentsel dönüşüm, güvenli yapı üretse bile çoğu projede arsa değerini ve kira seviyesini yükselttiği için barınma hakkını ‘kentte kalabilme’ açısından zayıflatabiliyor” dedi. En kırılgan grubun kiracılar olduğunu ifade eden Kepenek, şu ifadeleri kullandı:
“Geri dönüş/yerinde kalma güvencesi zayıf, geçiş dönemi destekleri de piyasa kiralarını çoğu zaman karşılamıyor. Sonuçta dar gelirli haneler aynı mahallede tutunamayıp daha ucuz çevre ilçelere/çeperlere yönelme eğilimi gösteriyor. Bu da dönüşümün ‘fiziksel iyileşme’ kazanımına karşılık sosyal yerinden edilmeyi büyütme riskini artırıyor.”
Kira artışlarının hızlandığı dönemlerde kiracılar ve dar gelirli haneler için mahallede kalmayı fiilen garanti eden mekanizmaların yetersiz kaldığını vurgulayan Kepenek, bu nedenle yerinde dönüşümün çoğu zaman mülk sahipleriyle sınırlı, koşullu bir imkana dönüştüğünü ifade etti. Antalya’daki kentsel dönüşüm tartışmalarına Gülveren Mahallesi örneği üzerinden de değinen Kepenek, şu bilgileri verdi:
“Özellikle Gülveren’de dönüşümün kamuoyuna ‘gecekondudan lüks konutlara’ gibi bir söylemle yansıması, erişilebilir konut üretmekten çok üst segmente yaslanan bir piyasa standardı oluşturduğu için çevrede kira ve satış fiyatlarını yukarı çeker ve dar gelirli/kiracıların mahallede kalma kapasitesini zayıflatır.”
Piyasa odaklı yaklaşımların barınma hakkını korumakta yetersiz kaldığını belirten Kepenek, “Yerinde kalma ve erişilebilirliği garanti eden uygun fiyatlı konut üretimi, kiracıların geri dönüş güvencesi ve kamu yararı denetimi olmadan piyasa odaklı dönüşüm barınma hakkını koruyamaz” dedi.
Kepenek, planlama süreçlerinde teorik olarak kamu yararı ile piyasa dengesinin sağlanabileceğini ancak uygulamada bunun çoğu zaman gerçekleşmediğini söyledi. Antalya’da dönüşüm alanlarında finansmanı rant artışıyla çözen yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Kepenek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kentsel dönüşümün gerçekten ‘kamusal’ olabilmesi için proje bazlı pazarlık yerine mahalle ölçeğinde, sosyal konut/uygun fiyatlı konut kotası ve kira baskısını dengeleyecek araçlar içeren, kiracılar için geri dönüş güvencesi tanımlayan, şeffaf-katılımcı ve üst ölçek planlarla uyumlu bir planlama anlayışına ihtiyaç var.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6534 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6436 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6170 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4871 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4547 kez okundu
6
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4507 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4505 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13376 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8791 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8254 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6096 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4524 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.