Kübra Aslan
Türkiye’de son yıllarda beslenme kültüründe dünyaya paralel şekilde köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Geleneksel ev yemekleri yerini giderek daha fazla paketli ve hazır gıdalara bırakırken, şehirleşme, yoğun iş temposu ve fiziksel aktivite eksikliği kilo artışını tetikliyor.
TÜİK ve Sağlık Bakanlığı verileri, yetişkin nüfusun önemli bir bölümünün fazla kilolu ya da obez kategorisinde yer aldığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en son yayınlanan raporda 18 yaş üstü yetişkin nüfusta Türkiye, yüzde 32 obezite görülme oranıyla Avrupa’da ilk sırada yer alıyor.
Son veriler Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında en hızlı obezite artışı yaşayan ülkelerden biri olduğunu ortaya koyarken, uzmanlar özellikle fast food tüketiminin yaygınlaşması, düzensiz öğün alışkanlıkları, şekerli içeceklerin fazla tüketilmesi ve stres–uykusuzluk döngüsünün kilo artışını hızlandırdığını belirtiyor. Sağlık Bakanlığı, obeziteyle mücadele kapsamında başlattığı yeni programda vatandaşların yoğun bulunduğu meydanlarda, kamusal alanlarda ve etkinlik noktalarında boy, kilo ve vücut kitle endeksi ölçümleri gerçekleştirmişti.
Diyetisyenler, fast food ürünlerinin yüksek kalorili olmalarına rağmen düşük besin değerine sahip olduğunu; bu nedenle kısa sürede yeniden açlık hissi yarattığını ifade ediyor. Beslenme uzmanı görüşlerine göre özellikle gençler, “hızlı yeme–hızlı yaşama” alışkanlıklarının etkisiyle daha fazla risk altında.
Yiyecek miktarı aniden artırılmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yüksel Kaya, “Öğün araları en az 2, en fazla 4‑5 saat olacak şekilde düzenlenmelidir. Gerektiğinde ara öğünlerde taze meyveler ya da az şekerli kompostolar, ayran, kefir gibi içecekler beslenme düzenine eklenebilir” diyor.
Bu arada obezitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığı, ekonomik koşulların da beslenme tercihlerini belirlediği görülüyor. Gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle birçok aile, daha ucuz olması sebebiyle yüksek kalorili fakat düşük besleyiciliğe sahip ürünlere yöneliyor. Sebze ve meyve tüketiminin azalması, hazır ve paketli gıdaların günlük yaşamın merkezine yerleşmesi, çocukluk çağındaki obezite oranlarını da yukarı çekiyor. Uzmanlar, çocuklarda artan kilo problemlerinin ilerleyen yaşlarda diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların temelini oluşturacağı uyarısında bulunuyor.
Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Rahmi Ercan, önemli uyarılarda bulunarak, “Günün en önemli ve metabolizmayı çalıştıran öğünü kahvaltıdır. Kahvaltı ne kadar geç yenirse metabolizma o kadar geç çalışır ve bu da sağlık sorunlarına neden olur” diye konuşuyor. Ercan, kahvaltının önemine değinerek, “Kahvaltıda tüketilmesi gereken ürünler yumurta, çok yağlı ve çok tuzlu olmayan peynir çeşitleri, yağ kaynağı açısından zeytin veya ceviz, domates, salatalık, yeşillik ve tahıllı ekmektir” diye sıralıyor.
Sağlık Bakanlığı verileri obeziteye bağlı hastalıkların Türkiye’de sağlık harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturduğunu gösteriyor. Kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve hipertansiyonun yükselişe geçmesi, obezitenin toplum sağlığını tehdit eden “sessiz bir salgın” olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre çözüm; beslenme eğitiminin yaygınlaştırılması, fiziksel aktivitenin artırılması ve sağlıklı gıdaya erişimin sosyal bir politika başlığı haline getirilmesinden geçiyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7674 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6707 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6504 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6332 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4975 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4818 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4696 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4604 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4122 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3540 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2756 kez okundu