Kübra Aslan
Türkiye’de son yıllarda hızla yaygınlaşan, epidural anesteziyle yapılan ve halk arasında “prenses doğum” olarak bilinen yöntem ağrısız doğum vaadi ile özellikle orta ve üst gelir grubundaki kadınlar arasında tercih ediliyor.
“Ağrısız doğum” sloganıyla öne çıkan bu yöntem hem özel hem de kamu hastanelerinde son yıllarda daha sık uygulanmaya başlansa da uygulanma biçimi açısından farklılıklar görülüyor. Tıbbi adıyla sürekli epidural analjezi, belden verilen anesteziyle kasılma ağrılarını önemli ölçüde azaltıyor ve kadınlara daha konforlu bir doğum deneyimi sunuyor.
Özel hastanelerde bu yöntem genellikle hastanın talebine bağlı olarak uygulanıyor ve doğum paketlerinin standart bir parçası haline gelmiş durumda. Fiyatlar 15 bin liradan 50 bin liraya kadar çıkabiliyor. Kamu hastanelerinde ise epidural doğum artık çoğu merkezde uygulanabiliyor. Ancak yönteme doktorun inisiyatifine bağlı olarak karar veriliyor. Bu nedenle hastalar başvurdukları kuruma ve doktorun tercihine göre farklı doğum deneyimleri yaşayabiliyor. Bu durum, doğum gibi temel bir sağlık hizmetinde bile eşit erişimin hala sınırlı olduğunu gösteriyor. Kadın doğum uzmanları, epiduralin doğru uygulandığında anne ve bebek için güvenli olduğunu belirtse de yöntemin özel hastanelerde “hastanın isteğine bağlı lüks bir hizmet” gibi sunulması sağlıkta fırsat eşitliğini zedeleyebiliyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucuları ise doğum ağrısının “kadınlığın doğal parçası” olarak görülmesinin zaten bir yük olduğunu, şimdi bu yükün parası olanlar için kalkarken parasızlar üzerinde daha ağır hissedildiğini ifade ediyor. Böylece Türkiye’de doğum, zengin-fakir uçurumunun somut bir yansıması haline geliyor.
Prenses doğum hakkında bilgilendirmelerde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mert Cenker Güney, bu yöntemi şöyle anlatıyor: “Halk arasında prenses doğum olarak bilinen epidural yöntemde hastayı belden uyuşturuyoruz ve doğumu ağrısız hale getiriyoruz. Normal doğumda korkuya neden olan sancılar büyük ölçüde azalıyor. Anne adayı bilinci açık bir şekilde doğumun farkında oluyor. Doğumun aktif döneminde, anestezi ekibinin yaptığı uygulamayla ağrı hissi minimuma indiriliyor. Böylece anne adayları daha rahat, konforlu ve ‘prenses gibi’ bir doğum deneyimi yaşayabiliyor. Süreç normal doğumla aynı; sadece ağrı azaltılmış oluyor.”
Sağlık Bakanlığı’nın “2022 Sağlık İstatistikleri Yıllığı” verilerine göre Türkiye’de tüm hastanelerde (devlet, üniversite ve özel) sezaryen doğum oranı yüzde 62,8. Bu oran 2021’de yüzde 60,9, 2020’de yüzde 59,6 idi. Yani her 5 doğumdan 3’ü sezaryenle gerçekleşiyor.
Dr. Mehmet Bekir Şen, genç ya da ileri yaşta doğumun tek doğrusu olmadığını, önemli olanın kadının kendi hayatına ve sağlık durumuna uygun bir zamanlamayla, bilinçli ve destekli bir süreç geçirmesi olduğunu belirtiyor. Jinekoloji derneği temsilcileri tarafından yapılan açıklamalarda ise her kadının ağrısız, saygılı ve eşit doğum yapmaya hakkı olduğu ve ağrısız doğumun yaygınlaşması gerektiği vurgulanarak, bunun hem dar gelirli hem de göçmen kadınlar için de bir hak olduğuna değiniliyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7708 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6725 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6634 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6339 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4981 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4840 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4703 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4606 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4123 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3544 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2759 kez okundu