Zeynep Koç
Türkçede “yer yapmak” anlamına gelen “placemaking”, bir mekânı sadece fiziksel bir alan olmaktan çıkartıp, toplumun yararını ve ortak refahını ön planda tutarak kamusal alanlar yaratmayı amaçlıyor. Toplumun her kesiminden bireylerin katılımıyla ve fikirleriyle oluşturulan bu alanlar, insan odaklı yaşam alanı haline dönüşüyor. Bir anlamda kent aktivizmi olan placemaking, kentle olan bağı sorgulatarak güçlendiriyor. Bu anlayışın somut örneği ise Atatürk Orman Çiftliği’nde nefes aldı. 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleşen Türkiye’nin ilk “Placemaking Festivali”, Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan atıl durumdaki tarihi hangarlara yeniden hayat verdi.

Kent aktivizmi savunucusu olan sivil toplum örgütü RoofColiving ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı iş birliğinde yürütülen festival ile tarihi hangarlar kültür-sanat adasına dönüştürüldü. 9. Köy’e festivalle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Atatürk Orman Çiftliği’nin halkın kullanımına açılmasını önemsediklerini belirterek, alanda gençlerin tiyatro ve müzik gibi etkinlikler gerçekleştirebileceğini söyledi.

Ayça Yusufoğlu Köroğlu
ABB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Ayça Yusufoğlu Köroğlu ise şehirde önceliklendirilmemiş alanları gündeme getirmeyi ve bunları kültür sanat yoluyla yapmayı önemsediğini belirten gençlere alan açmanın önemini vurguladı. Placemaking Festivali’nin anlamlı bir yerde yapıldığının altını çizen Köroğlu, “Bu sene Atatürk Orman Çiftliği’nin ikinci yüzyılını gençlerle beraber yeni bir vizyonla yaklaşmak istedik ve alanı gençlere bıraktık” dedi. AOÇ’nin sadece Ankaralılara değil, bütün Türkiye’ye verilmiş bir miras olduğunu vurgulayan Köroğlu, “O yüzden bu festival ulusal bir proje. Önce nerede yaşadığımızın farkına varalım ve birlikte dönüştürelim. Dönüştürdükten sonra zaten bütün yıl takvimlerimize birlikte karar veriyor olacağız. Burası tam bir müşterek olma hâli, birlikte ürettiğimiz bir sanat adasına dönüşecek” diye konuştu.

Emre Güzel
2020’den bu yana çalışmalar yürüten RoofColiving’in Kurucu Direktörü Emre Güzel, hedeflerinin kent katılımcılığını artırmak olduğunu vurguladı Güzel, festivalin amacını şöyle anlattı:
“Mikro ölçekte müdahalelerle kenti daha müşterek hale nasıl dönüştürebiliriz, daha katılımcı ve adil kentleri nasıl kurabiliriz derdindeyiz. Mekânlar üzerinden yerel demokrasinin gelişmesi için çalışıyoruz. Placemaking ise yerel demokrasinin gelişmesi için kullandığımız yöntemlerden bir tanesi. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, placemaking kavramıyla hangarları nasıl dönüştürebileceğimizi konuştuk ve hangarların dönüşümünü ilk defa festivalle gerçekleştiriyoruz.”
Festival kapsamında düzenlenen atölyeler aracılığıyla, katılımcılara kentle olan ilişkilerini sanat yoluyla deneyimleme ve yeniden anlamlandırma imkânı sunuldu. Mekânın geçmişine ve belleğine odaklanan “Hangar Hafızasını Eskizlemek” atölyesi, görünmeyeni görünür kılarken; “Yazının Yolu” Japon kaligrafisini Ankara sevgisiyle birleştirdi. “Harita Atölyesi” ve “Kadrajla Bakma Atölyesi” kişisel kent deneyimlerini görsel formlara dönüştürdü. “Ankara’nın Buluntu Görselleriyle Kolaj” ve “Hafızayı İşlemek” atölyelerinde ise katılımcılar, kentin kolektif hafızasını hatıralar, arşivler ve görseller aracılığıyla yeniden kurdu.
Festivale katılan Ayça İnce, “Atatürk Orman Çiftliğinin hafızasını koruma amaçlı bir araya geldik. Bence tamamen farkındalık yaratacak bir etkinlik. Bu etkinlikler vesilesiyle pasif alanları canlandırmış oluyoruz” derken, Emine Tuğba Öztürk yıllardır kapalı hangarların tekrar açılmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Öztürk, “Bu tarz yerel yönetimlerle yapılan işbirliklerinin kent estetiği açısından faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.

Festivalde çocuklar da unutulmadı. Sam ile Julia Çocuk Tiyatrosu, çocukları kendi macerasının kahramanı olmaya davet ederken, “Pippi Uzunçorap ve Minik Yurttaşların Gücü” adlı oyun köşesinde, çocuklar kentteki rolünü keşfederek kendi “yerlerini” yapma imkanı buldu.
Ayrıca festival, yalnızca atölyelerle sınırlı kalmadı. Göksu konseri, İsveçli piyanist Anders Kilström ve Kemancı Peter Asp’ın tınıları, Türk müzisyenler eşliğinde hangarlarda yankılandı.Kentlerdeki otomobillerin çevre ve kaynaklar üzerindeki etkisini gözler önüne seren “Bikes ve Cars” film gösterimiyle ise izleyiciler derin bir sorgulamaya çağrıldı.

1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7663 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6704 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6432 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6328 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4810 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4694 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19085 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
6982 kez okundu