DOLAR 45,2057 0%
EURO 53,0405 -0.11%
ALTIN
Ankara

HAFİF YAĞMUR

Boş hangarlardan sanat adasına: Placemaking Festivali başkentte hayat buldu

Boş hangarlardan sanat adasına: Placemaking Festivali başkentte hayat buldu

Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan yıllardır kapalı ve atıl durumda olan tarihi hangarlar, Türkiye’nin ilk "Placemaking Festivali" aracılığıyla kullanıma açıldı. Yurttaşlar, placemaking anlayışıyla kendi "yerini" yaptı.

ABONE OL
10 Kasım 2025 14:47
Boş hangarlardan sanat adasına: Placemaking Festivali başkentte hayat buldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zeynep Koç

Türkçede “yer yapmak” anlamına gelen “placemaking”, bir mekânı sadece fiziksel bir alan olmaktan çıkartıp, toplumun yararını ve ortak refahını ön planda tutarak kamusal alanlar yaratmayı amaçlıyor. Toplumun her kesiminden bireylerin katılımıyla ve fikirleriyle oluşturulan bu alanlar, insan odaklı yaşam alanı haline dönüşüyor. Bir anlamda kent aktivizmi olan placemaking, kentle olan bağı sorgulatarak güçlendiriyor. Bu anlayışın somut örneği ise Atatürk Orman Çiftliği’nde nefes aldı. 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleşen Türkiye’nin ilk “Placemaking Festivali”, Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan atıl durumdaki tarihi hangarlara yeniden hayat verdi.

Kent aktivizmi savunucusu olan sivil toplum örgütü RoofColiving ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı iş birliğinde yürütülen festival ile tarihi hangarlar kültür-sanat adasına dönüştürüldü. 9. Köy’e festivalle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Atatürk Orman Çiftliği’nin halkın kullanımına açılmasını önemsediklerini belirterek, alanda gençlerin tiyatro ve müzik gibi etkinlikler gerçekleştirebileceğini söyledi.

Ayça Yusufoğlu Köroğlu

“Tarihi miras korunuyor”

ABB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Ayça Yusufoğlu Köroğlu ise şehirde önceliklendirilmemiş alanları gündeme getirmeyi ve bunları kültür sanat yoluyla yapmayı önemsediğini belirten gençlere alan açmanın önemini vurguladı. Placemaking Festivali’nin anlamlı bir yerde yapıldığının altını çizen Köroğlu, “Bu sene Atatürk Orman Çiftliği’nin ikinci yüzyılını gençlerle beraber yeni bir vizyonla yaklaşmak istedik ve alanı gençlere bıraktık” dedi. AOÇ’nin sadece Ankaralılara değil, bütün Türkiye’ye verilmiş bir miras olduğunu vurgulayan Köroğlu, “O yüzden bu festival ulusal bir proje. Önce nerede yaşadığımızın farkına varalım ve birlikte dönüştürelim. Dönüştürdükten sonra zaten bütün yıl takvimlerimize birlikte karar veriyor olacağız. Burası tam bir müşterek olma hâli, birlikte ürettiğimiz bir sanat adasına dönüşecek” diye konuştu.

Emre Güzel

2020’den bu yana çalışmalar yürüten RoofColiving’in Kurucu Direktörü Emre Güzel, hedeflerinin kent katılımcılığını artırmak olduğunu vurguladı Güzel, festivalin amacını şöyle anlattı:

Mikro ölçekte müdahalelerle kenti daha müşterek hale nasıl dönüştürebiliriz, daha katılımcı ve adil kentleri nasıl kurabiliriz derdindeyiz. Mekânlar üzerinden yerel demokrasinin gelişmesi için çalışıyoruz. Placemaking ise yerel demokrasinin gelişmesi için kullandığımız yöntemlerden bir tanesi. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, placemaking kavramıyla hangarları nasıl dönüştürebileceğimizi konuştuk ve hangarların dönüşümünü ilk defa festivalle gerçekleştiriyoruz.”

“Mekanın hafızasına kolektif dokunuz”

Festival kapsamında düzenlenen atölyeler aracılığıyla, katılımcılara kentle olan ilişkilerini sanat yoluyla deneyimleme ve yeniden anlamlandırma imkânı sunuldu. Mekânın geçmişine ve belleğine odaklanan “Hangar Hafızasını Eskizlemek” atölyesi, görünmeyeni görünür kılarken; “Yazının Yolu” Japon kaligrafisini Ankara sevgisiyle birleştirdi. “Harita Atölyesi” ve “Kadrajla Bakma Atölyesi” kişisel kent deneyimlerini görsel formlara dönüştürdü. “Ankara’nın Buluntu Görselleriyle Kolaj” ve “Hafızayı İşlemek” atölyelerinde ise katılımcılar, kentin kolektif hafızasını hatıralar, arşivler ve görseller aracılığıyla yeniden kurdu.

Festivale katılan Ayça İnce, “Atatürk Orman Çiftliğinin hafızasını koruma amaçlı bir araya geldik. Bence tamamen farkındalık yaratacak bir etkinlik. Bu etkinlikler vesilesiyle pasif alanları canlandırmış oluyoruz” derken, Emine Tuğba Öztürk yıllardır kapalı hangarların tekrar açılmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Öztürk, “Bu tarz yerel yönetimlerle yapılan işbirliklerinin kent estetiği açısından faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.

Çocuklar unutulmadı

Festivalde çocuklar da unutulmadı. Sam ile Julia Çocuk Tiyatrosu, çocukları kendi macerasının kahramanı olmaya davet ederken, “Pippi Uzunçorap ve Minik Yurttaşların Gücü” adlı oyun köşesinde, çocuklar kentteki rolünü keşfederek kendi “yerlerini” yapma imkanı buldu.

Ayrıca festival, yalnızca atölyelerle sınırlı kalmadı. Göksu konseri, İsveçli piyanist Anders Kilström ve Kemancı Peter Asp’ın tınıları, Türk müzisyenler eşliğinde hangarlarda yankılandı.Kentlerdeki otomobillerin çevre ve kaynaklar üzerindeki etkisini gözler önüne seren “Bikes ve Cars” film gösterimiyle ise izleyiciler derin bir sorgulamaya çağrıldı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP