DOLAR 45,1749 -0.08%
EURO 53,0868 -0.06%
ALTIN
Ankara
18°

KAPALI

İstanbul’un Dokuz Canı: Prens Adaları’nın can çekişen ekosistemi sergileniyor
  • 9.Köy
  • Kültür & Sanat
  • İstanbul’un Dokuz Canı: Prens Adaları’nın can çekişen ekosistemi sergileniyor

İstanbul’un Dokuz Canı: Prens Adaları’nın can çekişen ekosistemi sergileniyor

Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği’nin Marmara Denizi ekosistemine dair farkındalık yaratmak için gerçekleştirdiği deniz altı çekimlerinden oluşan "Dokuz Ada: İstanbul’un Dokuz Canı" sergisi Büyükada’da bulunan Taşmektep’te başladı. 5 Nisan 2026’ya kadar sürecek sergide, Marmara Denizi’ni tehdit eden müsilajdan hayalet ağlara kadar birçok farklı konuya dikkat çekiliyor.

ABONE OL
6 Kasım 2025 09:59
İstanbul’un Dokuz Canı: Prens Adaları’nın can çekişen ekosistemi sergileniyor
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Burak Altınok

Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD)’nin Marmara Denizi’ne dair farkındalık yaratmak için gerçekleştirdiği deniz altı çekimlerinden oluşan “Dokuz Ada: İstanbul’un Dokuz Canı” sergisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) desteğiyle Büyükada’da bulunan Taşmektep’te açıldı. 30’u aşkın fotoğrafçının 66 farklı eserinden oluşan sergide; Prens Adaları’nın değişen ekosistemine, müsilaja ve hayalet ağlara dikkat çekiliyor.

Ateş Evirgen

Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği başkanı Ateş Evirgen, sergiyle ilgili 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Amaçlarının Prens Adaları’nın ekosistemindeki değişime dikkat çekmek olduğunu belirten Evirgen, şu bilgileri verdi:

Su altı fotoğrafçıları olarak bizler de bu farkındalığa dikkat çekmek için 30’u aşkın fotoğrafçı olarak farklı günlerde İstanbul’un dokuz adasına dalışlar yaptık ve 2025 habitatını gözler önüne sermeye çalıştık. Bir yandan müsilaj, diğer yandan hayalet ağlar ile habitat değişiyor, yok oluyor. Marmara’nın renkliliği, canlı yaşamı kayboluyor. Tüm bu risklere rağmen de alınan bir önlem yok. Bizler de fotoğraflarını çektiğimiz yerlerin eski ve yeni hallerini yan yana koyarak bunu göstermek ve farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.”

Ege Evrim Ertekin

6 günde 12 dalış

Serginin Koordinatörü Ege Evrim Ertekin ise Marmara Denizi’nin farklı bir ekosisteme sahip olduğuna dikkat çekti: “Mercanları, balıkları, eklem bacaklıları, yengeçleri ve karidesleriyleçok farklı bir deniz Marmara” diyen Ertekin, bu nedenle dalgıçlar için de önemli bir konum olduğun vurguladı: “Bölgede, Sedef Adası hariç rahatça dalabiliyor ve su altını gözlemleyebiliyoruz. Bizlerde bu güzel ekosistem için risk oluşturan faktörlere dikkat çekmek, farkındalık yaratmak için 6 gün 12 farklı noktada dalışlar yaptık ve Marmara’yı belgeledik. Yoğun bir fotoğraf seçimi sürecinden sonra da 66 fotoğrafla sergimizi insanlarla buluşturduk.

Cem Dalyan

“Müsilaj ve hayalet ağ en büyük tehdit”

Serginin her bölümü Prens Adaları’ndan birine ayrılmışken, Marmara Denizi ekosistemini tehdit eden müsilaj ve hayalet ağlara dikkat çekmek için paneller düzenlendi.

Müsilaj panelinde konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Cem Dalyan, müsilajın Marmara Denizi için ciddi bir tehdit olduğunu belirterek, 2015 yılında Yassıada çevresindeki “gorgonla Dalyan, 2015 yılında Yassıada çevresindeki gorgonların (bir çeşit deniz canlısı) yüzde 95’inin kaybedildiğini hatırlatarak Marmara ekosisteminin kırılgan ama olağanüstü çeşitliliğe sahip olduğunu ifade etti.

2021’deki büyük müsilaj dalgasının ardından Marmara’nın “tamamen ölü” göründüğünü belirten Dalyan, 2024 itibarıyla yeniden toparlanma işaretleri verdiğini söylerken, müsilajın 4–5 yılda bir tekrarlanmasının olası olduğunu ancak bu döngünün iki yıla inmesinin ciddi bir tehlike oluşturacağını dile getirdi.

Ercan Akpolat

“Hayalet ağlar tarımda kullanılıyor”

Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat ise hayalet ağ temizleme faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. Marmara Denizi’nde 30 yıldır daldığını ve canlılığın, ekosistemin nasıl değiştiğini bizzat gözlemleme fırsatı bulduğunu anlatan Akpolat, şunları söyledi: “Suyun altında büyük bir kirlilik var. Bu kirliliğin yanı sıra, ekosistemi tehdit eden, benim “terminatör” dediğim gırgır balıkçılarının bıraktığı hayalet ağlar var. Bu ağlar, denizin dibinde kalarak deniz canlıları için büyük bir tehdit haline geliyor. Balıklar bu ağlara takılıyor ve yaşamını sürdüremiyor. Büyümesi gereken gorgonlardan, kayadaki resiflere kadar tüm denizaltı yaşamını tehdit ediyor.”

Dalgıç Serço Ekşiyan ise gönüllü olarak gerçekleştirdikleri “hayalet ağı temizliği” projesinin ortaya çıkış sürecini anlattı: “2000’lerin başında bir görüntüleme aleti edindim. Denizlere dalıp, taşları çekiyordum. Taşların filmlerini çekerken ağları gördüm. Ağları görünce Ekrem ve Ercan ile birlikte ‘Ne yapabiliriz?’ üzerine düşündük. Bu şekilde başlayan hayalet ağ temizliği geçtiğimiz yıllarda eşimin ‘Ben bunlardan çanta yaparım’ demesiyle kedi-köpeğe mama oldu, şimdi de Erzincan’da bulunan Karacalar köyündeki vatandaşların camekan seralarını koruyor. Çıkardığımız ağları oraya gönderiyoruz ve tarımda yeniden kullanımı oluyor.”

Hayalet ağları nasıl çıkarıyorlar?

Hayalet ağları çıkarma sürecini anlatan Dalgıç Ekrem Başak ise hayalet ağların nasıl çıkarıldığını şöyle anlattı: “Serço ağabey denize dalar, hayalet ağ görünce onu kaydeder ve bilgisayar başında bizlere gösterir. Bu süreçte ağlara güç vermesi ve suyun üstüne çıkarması adına kaç tane bidon bağlayacağımıza karar veririz. Sonra da gerekli çalışmalara başlarız ama tüm bu süreç bir dalışta gerçekleşmiyor; en az beş, altı kere dalmak gerekebiliyor.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP