Burak Altınok
Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD)’nin Marmara Denizi’ne dair farkındalık yaratmak için gerçekleştirdiği deniz altı çekimlerinden oluşan “Dokuz Ada: İstanbul’un Dokuz Canı” sergisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) desteğiyle Büyükada’da bulunan Taşmektep’te açıldı. 30’u aşkın fotoğrafçının 66 farklı eserinden oluşan sergide; Prens Adaları’nın değişen ekosistemine, müsilaja ve hayalet ağlara dikkat çekiliyor.


Ateş Evirgen
Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği başkanı Ateş Evirgen, sergiyle ilgili 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Amaçlarının Prens Adaları’nın ekosistemindeki değişime dikkat çekmek olduğunu belirten Evirgen, şu bilgileri verdi:
“Su altı fotoğrafçıları olarak bizler de bu farkındalığa dikkat çekmek için 30’u aşkın fotoğrafçı olarak farklı günlerde İstanbul’un dokuz adasına dalışlar yaptık ve 2025 habitatını gözler önüne sermeye çalıştık. Bir yandan müsilaj, diğer yandan hayalet ağlar ile habitat değişiyor, yok oluyor. Marmara’nın renkliliği, canlı yaşamı kayboluyor. Tüm bu risklere rağmen de alınan bir önlem yok. Bizler de fotoğraflarını çektiğimiz yerlerin eski ve yeni hallerini yan yana koyarak bunu göstermek ve farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.”

Ege Evrim Ertekin
Serginin Koordinatörü Ege Evrim Ertekin ise Marmara Denizi’nin farklı bir ekosisteme sahip olduğuna dikkat çekti: “Mercanları, balıkları, eklem bacaklıları, yengeçleri ve karidesleriyleçok farklı bir deniz Marmara” diyen Ertekin, bu nedenle dalgıçlar için de önemli bir konum olduğun vurguladı: “Bölgede, Sedef Adası hariç rahatça dalabiliyor ve su altını gözlemleyebiliyoruz. Bizlerde bu güzel ekosistem için risk oluşturan faktörlere dikkat çekmek, farkındalık yaratmak için 6 gün 12 farklı noktada dalışlar yaptık ve Marmara’yı belgeledik. Yoğun bir fotoğraf seçimi sürecinden sonra da 66 fotoğrafla sergimizi insanlarla buluşturduk.”

Cem Dalyan
Serginin her bölümü Prens Adaları’ndan birine ayrılmışken, Marmara Denizi ekosistemini tehdit eden müsilaj ve hayalet ağlara dikkat çekmek için paneller düzenlendi.
Müsilaj panelinde konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Cem Dalyan, müsilajın Marmara Denizi için ciddi bir tehdit olduğunu belirterek, 2015 yılında Yassıada çevresindeki “gorgonla Dalyan, 2015 yılında Yassıada çevresindeki gorgonların (bir çeşit deniz canlısı) yüzde 95’inin kaybedildiğini hatırlatarak Marmara ekosisteminin kırılgan ama olağanüstü çeşitliliğe sahip olduğunu ifade etti.
2021’deki büyük müsilaj dalgasının ardından Marmara’nın “tamamen ölü” göründüğünü belirten Dalyan, 2024 itibarıyla yeniden toparlanma işaretleri verdiğini söylerken, müsilajın 4–5 yılda bir tekrarlanmasının olası olduğunu ancak bu döngünün iki yıla inmesinin ciddi bir tehlike oluşturacağını dile getirdi.

Ercan Akpolat
Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat ise hayalet ağ temizleme faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi. Marmara Denizi’nde 30 yıldır daldığını ve canlılığın, ekosistemin nasıl değiştiğini bizzat gözlemleme fırsatı bulduğunu anlatan Akpolat, şunları söyledi: “Suyun altında büyük bir kirlilik var. Bu kirliliğin yanı sıra, ekosistemi tehdit eden, benim “terminatör” dediğim gırgır balıkçılarının bıraktığı hayalet ağlar var. Bu ağlar, denizin dibinde kalarak deniz canlıları için büyük bir tehdit haline geliyor. Balıklar bu ağlara takılıyor ve yaşamını sürdüremiyor. Büyümesi gereken gorgonlardan, kayadaki resiflere kadar tüm denizaltı yaşamını tehdit ediyor.”

Dalgıç Serço Ekşiyan ise gönüllü olarak gerçekleştirdikleri “hayalet ağı temizliği” projesinin ortaya çıkış sürecini anlattı: “2000’lerin başında bir görüntüleme aleti edindim. Denizlere dalıp, taşları çekiyordum. Taşların filmlerini çekerken ağları gördüm. Ağları görünce Ekrem ve Ercan ile birlikte ‘Ne yapabiliriz?’ üzerine düşündük. Bu şekilde başlayan hayalet ağ temizliği geçtiğimiz yıllarda eşimin ‘Ben bunlardan çanta yaparım’ demesiyle kedi-köpeğe mama oldu, şimdi de Erzincan’da bulunan Karacalar köyündeki vatandaşların camekan seralarını koruyor. Çıkardığımız ağları oraya gönderiyoruz ve tarımda yeniden kullanımı oluyor.”
Hayalet ağları çıkarma sürecini anlatan Dalgıç Ekrem Başak ise hayalet ağların nasıl çıkarıldığını şöyle anlattı: “Serço ağabey denize dalar, hayalet ağ görünce onu kaydeder ve bilgisayar başında bizlere gösterir. Bu süreçte ağlara güç vermesi ve suyun üstüne çıkarması adına kaç tane bidon bağlayacağımıza karar veririz. Sonra da gerekli çalışmalara başlarız ama tüm bu süreç bir dalışta gerçekleşmiyor; en az beş, altı kere dalmak gerekebiliyor.”

1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7653 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6703 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6388 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6327 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4973 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4799 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4682 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19083 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
6976 kez okundu