Furkan Tunçdemir / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos
2011 Van depreminin üzerinden 14 yıl geçti. O gün yaşanan büyük yıkımın ardından kentte birçok sorun ve çözüm tartışıldı, raporlar hazırlandı, yeni önlemler gündeme geldi. Peki aradan geçen zamanda Van olası bir depreme ne kadar hazırlandı? Yapı stoğunun durumu, yerel yönetimlerin planları ve yurttaşların farkındalığı ışığında “Gerekli dersler çıkarıldı mı?” sorusu hâlâ güncelliğini koruyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Köse, kentin karşı karşıya olduğu deprem tehlikesini şöyle özetledi: “Van, çok sayıda aktif fay hattı ile çevrili bir şehir. Deprem tehlikesi açısından İstanbul’dan bile daha yüksek bir bölgede yaşıyoruz. Ancak tehlike ile risk farklı şeylerdir. Tehlike doğanın gerçeği, risk ise insanların yarattığı kırılganlıklarla ilgilidir.“
Köse, Van’daki en büyük kırılganlığın zemin koşullarında olduğunu şu sözlerle vurguladı: “Kent merkezindeki birçok alan olağanüstü zayıf zeminlerden oluşuyor. Jeolojik çalışmalar, ilk 200 metre derinliğe kadar alüvyal sedimanların hâkim olduğunu gösteriyor. Ağırlıklı olarak kum, kil, silt ve çakıl seviyeleri gibi gevşek gölsel çökeller kent merkezinde oldukça zayıf ve kalın bir zon oluşturuyor. 2011’de yıkımın büyük kısmı da bu zeminlerde yaşandı. Buna rağmen hâlâ sıvılaşma riski yüksek bölgelerde yapılaşma sürüyor. Bu, ileride yaşanabilecek depremlerde aynı felaketin tekrar etmesi demek.”
Köse’ye göre afet hazırlıkları yalnızca teknik projelerle sınırlı kalmamalı: “Yerel yönetimlerin planları yetersiz. Toplanma alanları ya imara açıldı ya da halk tarafından bilinmiyor. Eğitim, tatbikat ve bilgilendirme çalışmaları da çok sınırlı. Bilimsel uyarılara kulak verilmezse aynı hataları tekrarlamamız kaçınılmaz olur.”
İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Baran Bulut Balkan da kentin deprem karşısındaki en büyük açığını yapı stoğunun belirsizliği olarak tanımladı ve şöyle dedi: “Van’daki en temel sorun, elimizde kapsamlı bir yapı stoğu envanterinin bulunmaması. Bugün bu kentte binaların kimliği yok. Bir binanın kaç yaşında olduğunu, hangi zemin üzerinde yükseldiğini, taşıyıcı sistemini, mühendislik hizmeti alıp almadığını bilmiyoruz. Bu bilinmezlik büyük bir tehlike demektir.”
Balkan’a göre mevcut yapıların önemli bir kısmı mühendislik hizmetinden yoksun, denetimsiz inşa edilmiş ve günümüz güvenlik standartlarının oldukça gerisinde: “Van’da çok sayıda kaçak yapı var. Plansız şekilde yükselen binalar sağlıklı bir analiz yapmamızı zorlaştırıyor. Kaçak ya da denetimsiz inşa edilen her bina, aslında gelecekte yaşanacak bir yıkımın habercisi.“
Balkan, çözümün yol haritasını da şöyle çizdi: “Afetlere dirençli kentler bir tercih değil, zorunluluktur. Bunun ilk adımı yapı stoğunun ayrıntılı envanterinin çıkarılmasıdır. Riskli yapıların tespiti ve yenilenmesi teknik bir gereklilik değil, doğrudan insan hayatına dair bir sorumluluktur. Depremin şakası yok; hazırlıklı olup olmamayı biz belirleriz. Hazırlık yalnızca söylemlerle değil, somut adımlarla ve kararlı bir iş birliğiyle olur.”
Balkan’ın bugün işaret ettiği sorunların çoğu, aslında 2011 depreminin hemen ardından TMMOB’un hazırladığı raporda da dile getirilmişti. Raporda özellikle şu noktalara dikkat çekilmişti:
Ayrıca Balkan’a göre belediyelerde jeoteknik şube müdürlüklerinin kurulması, yapı envanteri çıkarılması ve arama-kurtarma kapasitesinin artırılması önerilmişti. Aradan 14 yıl geçmesine rağmen bu önerilerin bir kısmının hâlâ uygulanmadığı görülüyor.
Baran Bulut Balkan, Van’da geçmiş dönemlerde imar müdürlüğünde görev yapmış bir mühendis, afet güvenliğinin yalnızca deprem hazırlıklarıyla sınırlı olmadığını belirterek şöyle uyardı: “Van’da kaçak yapılaşma çok üst seviyede. İmar planında ya da evrakta ciddi bir problem yok, asıl mesele denetim. Kaç binadan kaçı ruhsatlı buna bakmak lazım. Van denetimsiz bir şehir; kaldırımdan inşaata, yoldan imara kadar her yerde bu açık görülüyor. Bu, topyekün bir sorun. Sadece afete hazırlıkla çözülmez, çünkü tek başına o da yetmez. Sorunların bütüncül şekilde ele alınması lazım.”
Kentsel dönüşüm sürecine ilişkin ise daha olumlu konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanı, “Van kentsel dönüşümden faydalandı. Riskli yapıların yenilenme hızında büyük bir sorun yok. Özellikle 2-3 katlı evler bireysel olarak yenilendi. Ama denetim mekanizması işlemediği sürece bu dönüşüm kalıcı güvenlik sağlamaz” dedi.
Depremi yaşamış yurttaşlar için belirsizlik hala sürüyor. 2011’de evini kaybeden Ayşe Ç., “Yıllar geçti ama güvenli bir binada oturduğumdan emin değilim. Çocuklarım büyüdü, aynı korkuyu yeniden yaşamak istemiyorum” diyor. Esnaf Mehmet T. ise kentsel dönüşümün yavaşlığından şikâyetçi: “Mahallemizde hâlâ eski binalar var. Kimse kendi başına yenileyemiyor. İnsanlar ekonomik olarak buna hazır değil.”
Uzmanlara göre Van’ın deprem riskini azaltması için dört temel adım öne çıkıyor:
2011’deki büyük yıkım, Van için bir hafıza olduğu kadar geleceğe dair bir uyarı da taşıyor. Ancak bu uyarının somut önlemlere dönüşüp dönüşmeyeceği, kentin bir sonraki afette ne kadar ayakta kalabileceğini belirleyecek.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7635 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6693 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6300 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4969 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4779 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4675 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7635 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6693 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6300 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4969 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.