Ankara
21°

AÇIK

Sokak hayvanları için doğal yaşam alanları çözüm mü?
  • 9.Köy
  • Gündem
  • Sokak hayvanları için doğal yaşam alanları çözüm mü?

Sokak hayvanları için doğal yaşam alanları çözüm mü?

2 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren yasa değişikliğinin ardından ivme kazanan "doğal yaşam alanı" uygulamaları sahadaki gerçeklerle yüzleşiyor. Bipativer Başkanı Dursun Altıntaş, devasa toplama merkezlerinin salgın hastalık ve kitlesel ölümlere yol açtığı uyarısında bulunarak kalıcı ve bilimsel çözümün adresi olarak Düzce Modeli'ni işaret etti.

ABONE OL
31 Ağustos 2026 11:06
Sokak hayvanları için doğal yaşam alanları çözüm mü?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berna Dilek

Tartışmalar sonrasında 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunundaki değişikliğin ardından Türkiye genelinde birçok yerel yönetim tarafından hızlı bir şekilde “doğal yaşam alanları” kurulmaya ve sokak hayvanları buralarda toplanmaya başlandı.

Ancak sahadan gelen ilk gözlemler kağıt üzerindeki hedefler ile uygulamadaki acı gerçekler arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Düzce Hayvanları Koruma Derneği (Bipativer) Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Altıntaş, 9. Köy’e yaptığı kapsamlı değerlendirmede, kontrolsüz şekilde büyüyen bu alanların hayvan refahını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı. Altıntaş’a göre sorun, hayvanları geniş arazilere toplamakla çözülmüyor; aksine popülasyonun bilimsel ve yerel odaklı yöntemlerle kontrol altına alınması gerekiyor.

“Doğal yaşam alanları vahşi depolama merkezlerine dönüşüyor”

Dernek tarafından paylaşılan arşiv görselleri ve fotoğraflar, “doğal yaşam alanı” adı altında işletilen bazı merkezlerdeki dramatik durumu kanıtlar nitelikte.

Altıntaş, kanunun hedeflediği koruyucu yaşam alanı konseptinden uzaklaşıldığını belirterek şu eleştirilerde bulundu: “Irk, yaş ve cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin yüzlerce hayvan aynı dar alanlara hapsediliyor. Doğaları gereği koloni halinde yaşayamayacak bu canlılar yoğun stres altına giriyor, bu da ölümcül bulaşıcı hastalıkların hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Yazın kavurucu sıcaklarından, kışın ise dondurucu soğuklarından koruyacak temel fiziki altyapı çoğu tesiste maalesef mevcut değil.

Şehir merkezlerinden kilometrelerce uzakta kurulan bu tesislerde özellikle zorlu kış şartlarında ulaşım, besleme ve sağlık bakımı süreçlerinin aksadığını ifade eden Altıntaş, plansız adımların hayvan kaybına yol açabileceği uyarısını yaptı.

“20 yıllık ihmal bugünün krizini doğurdu”

Sorunun arka planında yatan temel nedenin yıllardır ısrarla uygulanmayan etkin kısırlaştırma politikaları olduğunu belirten Bipativer Başkanı, tarihsel sürece şöyle dikkat çekti:

2004 yılında yürürlüğe giren mevzuat aslında ‘kısırlaştır, aşıla ve yerine bırak’ ilkesini esas alıyordu. Ancak geçen 20 yıl boyunca bu kural kağıt üstünde kaldı ve hiçbir zaman sistematik ve yaygın şekilde sahaya yansıtılmadı. Eğer yirmi yıl boyunca etkin bir kısırlaştırma seferberliği yürütülebilseydi, bugün bu büyük krizi ve toplama merkezlerini konuşmuyor olacaktık.”

Kalıcı ve bilimsel çözüm: “Düzce Modeli”

Mevcut krize karşı somut bir eylem planı geliştiren Bipativer, çözümün devasa merkezler kurmakta değil, mikro ölçekte yaygınlaştırılmış sağlık ünitelerinde olduğunu savunuyor. “Düzce Modeli” olarak adlandırılan bu yaklaşımın temel esasları şu şekilde sıralanıyor:

-Yerel Kısırlaştırma Üniteleri: Her ilçe ve beldede “sağlık ocağı” konseptiyle çalışacak Kısırlaştırma ve İlk Yardım Üniteleri kurulmalı.

-Hedefli Popülasyon Kontrolü: Her merkezde haftada en az 10 hayvanın kısırlaştırılmasıyla, 1 yıl içinde kontrolsüz üreme durdurulabilir; 2 yıl içinde ise popülasyon tamamen kontrol altına alınabilir.

-Kısırlaştır-Aşıla-Yerine Bırak: Hayvanlar tedavi ve kısırlaştırma işlemlerinin ardından mutlaka alındıkları doğal ortamlarına ve mahallelerine geri bırakılmalı.

-Rehabilitasyon Odaklı Bakımevleri: Mevcut geçici bakımevleri toplama kampı olarak değil; yalnızca hasta, yaralı ve rehabilitasyona muhtaç hayvanlara hizmet verecek uzmanlaşmış kliniklere dönüştürülmeli.

Tüm kurumlara “ortak sorumluluk” çağrısı

Sokak hayvanları sorununun tek başına belediyelerin sırtına yüklenemeyeceğini ifade eden Bipativer, hazırladığı çözüm dosyasında yapısal bir reform çağrısında bulundu.

Dernek; merkezi yönetimin liderliğinde Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü’nün kurulmasını, veteriner hekim odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) karar mekanizmalarına dahil edildiği şeffaf ve denetlenebilir bir kamu yönetim modelinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.