Hayri Mert
Türkiye’de akıllı şehir uygulamaları dijital panolar ve sensörlü sistemlerle sınırlı kalırken, veriye dayalı karar alma, katılımcı planlama ve sürdürülebilir şehircilik politikalarının eksikliği dönüşümün önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Uzmanlara göre gerçek akıllı şehir modeli; teknolojiyi, sosyal adalet, çevresel duyarlılık ve kamusal yararla bütünleştiren yeni bir kent yönetimi anlayışını zorunlu kılıyor.
9.Köy’e konuşan Şehir Plancısı Doğukan Tokçin, bir şehrin model olarak akıllı şehir olup olmadığı konusundaki kriterleri sıralarken şu ifadeleri kullandı: “Akıllı şehir demek için 4 kriterin var olması gerekir. Bunlardan ilki şehrin veri ve teknolojik altyapısı olmalı, ikinci faktörü şehirlerin sürdürülebilir olması, üçüncü olarak ise şehrin sadece teknoloji ve veri odaklı değil şehirde yaşayan insanların da akıllı şehir sürecine katılım sağlamaları. Yani akıllı kent orada yaşayan tüm vatandaşları kapsamalı. Bunların hepsi bir araya geldiğinde şehir sadece teknolojik olarak gelişmiş değil, aynı zamanda sürdürülebilir, katılımcı ve insan odaklı bir yaşam alanı hâline gelir.”

Doğukan Tokçin
Fiziksel altyapı eksikliklerinin akıllı şehirin uygulaması kısmında bir hayli zorluk çıkarttığını belirten Tokçin, “Bir şehir ne kadar teknolojik altyapıya sahip olursa olsun, fiziksel altyapısı temel gereksinimleri karşılamıyorsa akıllı şehir vizyonu tam anlamıyla hayata geçmez. Türkiye’de birçok büyükşehirde, özellikle kaldırımların, yaya alanlarının ve kamusal mekanların yeterli olmaması, bu duruma çok açık bir örnek” dedi.
Fiziksel yetersizliklerin sadece vatandaşın kullanım hakkının elinden alınmadığını aynı zamanda katılımcılığının ve kapsayıcılığının da ortadan kalktığını ifade eden Tokçin, “İnsanlar metropollerde dahi kaldırımda yürüyemiyor, bisiklet kullanamıyor. Yani akıllı şehir yalnızca dijital araçlarla ölçülmez; kaldırımların, yolların, yeşil alanların ve kamusal alanların kullanım kolaylığı, güvenliği ve kapsayıcılığı da bu dönüşümün temel taşlarıdır. Bu nedenle, teknolojik yatırımlar yapılırken eş zamanlı olarak fiziki altyapının da güçlendirilmesi gerekir; aksi hâlde akıllı şehir vizyonu yalnızca bir fikir olarak kalır” şeklinde konuştu.
Türkiye’deki şehir planlamaları ile akıllı şehir vizyonu arasında potansiyel bir uyum var fakat bunun hala hayata geçmediğini savunan Tokçin, ek olarak planlama süreçlerinin geleneksel ve merkeze dayalı yapıldığını; imar, kentsel dönüşüm, altyapı yatırımlarının tek bir merkezden ele alındığını fakat akıllı şehir modelinin “esnek, veri temelli ve katılımcı bir yaklaşım gerektirdiğini” ifade etti:
“Uygulamanın önünde birkaç ciddi engel var. Bürokratik süreçler, yasal düzenlemeler ve kurumlar arası koordinasyon, veri odaklı karar alma süreçlerinin önüne geçebiliyor. Ayrıca yerel yönetimlerin teknik kapasitesi ve kaynak dağılımı da önemli bir belirleyici. Bazı belediyeler dijitalleşme konusunda hızlı adımlar atsa da, çoğu şehir hâlâ bu dönüşümü tam anlamıyla hayata geçirecek altyapı ve uzmanlıktan yoksun“
Türkiye’deki mevcut altyapının bazı alanlarda akıllı şehir projelerine uygun olsa da henüz tüm yönleriyle hazır olmadığını kaydeden Tokçin, altyapının değerlendirilmesi için hem yönetimsel hem de teknik açıdan bakılması gerektiğini söyledi. Tokçin, “İlk olarak ulaşıma bakarsak, büyükşehirlerde toplu taşıma sistemleri giderek daha dijital hâle geliyor; otobüs ve metro hatları GPS ile takip ediliyor, bazı şehirlerde akıllı biletleme sistemleri uygulanıyor. Enerji ve sürdürülebilirlik alanında yenilenebilir enerji kullanımı artıyor ve enerji verimliliği projeleri gelişiyor, ama Türkiye genelinde enerji altyapısı hâlâ klasik yöntemlerle işletiliyor” diye konuştu.
Planlama ve veri yönetiminin altını sık sık çizen Şehir Plancısı Tokçin, bu aşamaların Türkiye’de hala geleneksel yöntemlerle yapıldığından şikayet etti. Türkiye’nin geç nüfusunun teknolojiye hızlı adapte olmasının akıllı şehir uygulanmasında önemli bir katkı sunduğunu vurgulayan Tokçin, “Türkiye’de şehir planlama hâlâ merkezi ve geleneksel yöntemlere dayanıyor. Büyük ölçekli kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımları öncelikli olsa da, veri tabanlı yönetim ve teknoloji entegrasyonu hâlâ yaygın değil” şeklinde konuştu.

İBB Akıllı Şehir Daire Başkanı Ali Taşdemir
İBB Akıllı Şehir Daire Başkanı Ali Taşdemir ise bugüne kadar 182 akıllı şehir projesinin hayata geçtiğini, 2030’a kadar da bu projelerin tamamlanmasının hedeflendiğini belirtti. Taşdemir, projelerin kurum bütçesiyle planlanıp yürütüldüğünü, ihtiyaç halinde ise mevzuata uygun şekilde tamamlayıcı finansman kaynaklarının kullanıldığını ifade etti: “Veri temelli planlama, etaplara bölme, mevcut altyapının iyileştirilmesi ve yeni teknolojilerin kente uyarlanmasına yönelik esnek modeller bu çalışmaların önemli parçalarını oluşturuyor. Böylece fiziksel koşullar tamamen değiştirilemese bile, teknolojik çözümler ve kentsel iyileştirmelerle akıllı şehir uygulamalarının hayata geçirilebilirliği artırılıyor“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7635 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6693 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6300 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4969 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4779 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4675 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7635 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6693 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6300 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4969 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.