İrem Şimşek
Genç avukatlar düşük ücret, uzun mesai ve güvencesizlikle mesleğe başlıyor; hukuk piyasasındaki tekelleşme ise bağımsız çalışmalarını neredeyse imkânsız hâle getiriyor. Türkiye’de genç avukatlar, mesleğe adım attıkları ilk günden itibaren çoğunlukla asgari ücret civarında veya düşük maaşlarla “işçi avukat” olarak çalışmak zorunda kalıyor. Tekelleşmiş hukuk büroları, piyasadaki iş alanlarının önemli bir kısmını kontrol ederek genç avukatların ekonomik bağımsızlıklarını ve mesleki geleceklerini güvence altına almalarını zorlaştırıyor.
Birçok genç avukat, staj döneminden itibaren güvencesizlik, düşük ücret ve yoğun iş yükü ile karşılaşıyor; meslek içi ayrımcılık, mobbing ve piyasalaşmanın etkileri ise avukatların bağımsız çalışma alanlarını daraltıyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Avukat Yunus Emre Işık, yaşanan dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Genç avukatların önemli bir kısmı stajlarını bitirdikten sonra bir büro açmaya cesaret edemiyor ve işçi avukat olarak mesleklerine devam ediyor. Bu süreç genelde birkaç sene işçi, sonrasında bağımsız olarak mesleğini yürütme umuduyla başlıyor. Ama bir insanın aileden gelen bir çevresi, sermayesi yoksa doğal olarak kendisine yeterli yüksek miktarda gelir getirecek bir avukatlık pratiği içerisine giremiyor.”
Işık, işçi avukatlığın bir “tercih” değil, sistematik bir sonuç olduğunu belirterek, “İşçi avukatlık bir tercih değil, bilinçle uygulanan bir politika. Hukukun piyasalaştırılması, avukatların işçileştirilmesini teşvik ediyor. Büyük hukuk büroları yüzlerce avukatı aynı anda
çalıştırabiliyor” ifadesini kullanıyor.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen “çok fazla hukuk fakültesi var” eleştirisi hakkında ise Işık şu yorumu yapıyor: “Evet, çok fazla avukat ve hukuk fakültesi var, ama temel sorun eldeki dava hacminin avukat sayısına yetmemesi değil; birçok iş alanının belirli bürolarda tekelleşmesi ve zengin çevrelerin kendi içinde dönmesi. Adil bir bölüşüm yok. Genç avukatların yoksullaşmasının en temel nedenlerinden biri piyasalaşmadır.”
Işık, işçi avukatların düşük ücret-fazla mesai-mobbing sarmalında sıkıştığını da şu sözlerle vurguluyor: “İşe başladıklarında asgari ücretin biraz üzerinde maaş alıyorlar, mesai mefhumu yok. Saat kaçta başlayıp kaçta biteceği belli olmayan bir iş bu. Düşük ücret, fazla mesai ve mobbing…”
Stajyer Avukat Güneşin Güneş, stajyerlerin neredeyse tamamen korumasız bırakıldığını şu sözlerle anlatıyor: “En büyük problem maaş. Stajyerleri koruyan hiçbir hüküm yok. Talep ettiğimizde kötü karşılananlar oluyor. Küçük şehirlerde birçok stajyer ya hiç maaş almıyor ya da çok cüzi bir rakama tamam demek zorunda kalıyor. Bu tamamen staj yaptığımız avukatın inisiyatifine bırakılıyor. Okuldan sonra staj yaptığımız için ne burs ne KYK yurtlarından yararlanabiliyoruz. Bu yüzden birçok kişi memleketine dönmek zorunda kalıyor. Büyük şehirlerde maaş almak daha olası ama tek başına yaşamak için asla yeterli değil.”
İstanbul Barosu Genç Avukatlar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Bedirhan Deveci, mesleğin artık kamuoyunda algılandığı gibi bir meslek olmadığını şu sözlerle ifade ediyor: “Avukatlık hep çok kazandıran bir meslek olarak görülüyor. Ama asgari ücretin altında geçinen serbest avukatlar, asgari ücret civarında maaş alan işçi avukatlar var. İşçi avukatlar mobbingle karşılaşıyor. Plazalardaki patron–işçi ilişkisi avukatlıkta da yaşanıyor.”
Deveci, mesleğe dönük baskıların siyasi boyutuna da dikkat çekerek, “Avukatlar yargının üçlü sacayağından biri. Avukatın mesleğini icra ederken dokunulmazlığı olmalı. Ama bugün avukatlar mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklanıyor. Selçuk Kozağaçlı’dan Ebru Timtik’e kadar yıllardır süren adaletsizlikler var. Artık avukatların tutuklanması yadırganmıyor” diyor. Avukat Deveci, bu baskının, mesleğin savunmanlık niteliğini ortadan kaldırmaya dönük çabanın parçası olduğunu söyleyerek, “Avukat bir hukuk teknisyeni olsun, memurlaşsın, dilekçe yazsın, duruşmaya girsin… Ama savunman olmasın. Siyasal iktidar için avukatlar bir ayak bağı” sözleriyle sıkıntılarını aktarıyor.
CMK avukatlarının durumu için ise tablo daha da olumsuz. Deveci, bunu şu sözlerle anlatıyor: “20 yıl önce CMK ücretiyle araba, 10 yıl önce telefon alınabiliyordu. Bugün ağır ceza CMK dosyasına 10-12 bin lira veriliyor. Bu dosyalar yıllarca sürebiliyor. Tek geçim kaynağı CMK olan çok sayıda meslektaşımız var.”
Deveci’ye göre çözüm, meslek içi dayanışmayı yeniden kurmak ve “Avukatların hak ve menfaatleri halkın hak ve menfaatlerinden bağımsız değil. Dayanışma olmadan hiçbir sorunu çözemeyiz. Bürokrasiden çözüm beklemek son derece yanıltıcı” sözleriyle dayanışmanın önemini vurguluyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6425 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6397 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6140 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4857 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4491 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4485 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4417 kez okundu
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6425 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6397 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6140 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4857 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4491 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.