Faruk Bildirici
Geziyi en ayrıntılı yazan Ertuğrul Özkök’tü. Geziye katılan 37 gazetecinin isim listesini de yayımladı ama gezi masraflarını kimin ödediği bilgisini o da vermedi. İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun’a “Roma gezisine davet ettiğiniz gazetecilerin harcamalarını İBB mi karşıladı?” diye sordum. Ongun aynen şu karşılığı verdi:
“Bu soru ne yazık ki gazetecileri aşağılayan bakıştır; yani Türkiye’nin başarısını gözlemleyip yazacak gazeteciler etkinlik masraflarını düşünerek gerçeği yazmayacaklar mı? AİHM duruşmalarda tanıklık yapan gazeteciler dahil herkese yol yiyecek barınma masrafını veriyor; bunu alan gazeteci duruşmada gerçekleri söylemez diyebilir miyiz?
Biz gazetecileri, bizim ya da partimizin propagandası için davet etmedik. Türkiye ve İstanbul’un başarısına ortak olmaları için davet ettik. Büyükelçilik davetlerinde atıştıran içki içen gazetecilerin bunları yapmaması mı gerekir? Bu yanlış bir tartışmadır, gazetecinin sorusu ve haberi üzerinden tartışma yapılmalıdır. Hakikattir önemli olan.”
Ongun’un karşılaştırmalarına ve görüşlerine katılamıyorum. Çünkü Roma gezisi, İstanbul ile ilgili olduğu kadar İmamoğlu’nun halkla ilişkiler faaliyeti. Öyle olmasa sportif bir etkinlik için spor yazarlarının yanısıra siyaset yazarları da davet edilmezdi.
Elbette gazeteci arkadaşlarımızın gezi masraflarını İBB karşıladı diye gerçeği yazmaktan vazgeçeceklerini söyleyemem. Ama önemli olan çıkar çatışması şüphesinin doğması. Okur ve izleyiciler nezdinde “şüphe doğmasına” bile izin vermemek gerekirdi.
Kaldı ki, davet ilişkisi kurulması gazetecinin eleştirelliğini etkileyebilir. Nitekim Roma gezisine katılan gazetecilerin yazılarında eleştirel yaklaşımın hakim olduğu söylenebilir mi?

Kuşkusuz haber değeri varsa gazeteciler o geziye katılır. Ama her haberde olduğu gibi gezinin masrafını da haber kaynağı değil, gazetecinin kurumu öder. O yüzden gazetecilerin “başka türlü izlenemeyen geziler dışında hiçbir geziye davetli olarak katılmaması”, “davetli gidilmesi durumunda da bunun haberde mutlaka belirtilmesi” evrensel bir mesleki ilkedir.
Medya kuruluşları, Roma gezisinde haber değeri görüyorlarsa gönderdikleri gazetecilerin masraflarını ödemeliydi. “Yeni Türkiye”de bu tür alışkanlıklar yok olmuş olabilir ama eskiden Cumhurbaşkanı ya da Başbakan’ın gezilerinde uçak masrafı yolcu başına bölünür, gazetecilerden tahsil edilirdi. Otel vb bedelini gazetecilerin kurumları öderdi. Doğrusu da bu.
Gazetecilik tutarlılık ve olaylara önyargısız bakabilmeyi gerektirir. Eğer insanlar yıllardır yinelediğiniz bir suçlamadan aklanmışsa bunu da okur ve izleyicilere aktarmak icap eder.
Mahkeme, Kobani davasında Selahattin Demirtaş ve 36 HDP yöneticisi hakkında Kobani eylemleri sırasında Yasin Börü ve beş kişinin öldürülmesi suçlamasından beraat kararı verince hemen iktidar medyasını taradım.
Çünkü iktidar yanlısı gazeteler, siteler ve televizyonlarda, yıllardır “Elinde Yasin’in kanı var”, “Yasin Börü’nün annesi: Oğlumun katili sensin Demirtaş” gibi haberlerden geçilmiyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi iktidar medyası da hüküm vermişti; Yasin Börü ve öbür cinayetlerden Selahattin Demirtaş ve HDP yöneticileri sorumluydu!

AİHM kararını bile dinlemeyip Demirtaş ve öbür HDP’lileri onlarca yıl hapis cezasına çarptıran mahkemenin Yasin Börü ve öbür cinayetlerle ilgili beraat kararı iktidar medyasında yoktu! Sadece Hürriyet ve Milliyet’te satır arasında gördüm bu kararı. Beraati yok sayan Sabah, Türkiye, Y. Akit ve Y. Şafak, davayla ilgili haberlerinde Yasin Börü’nün öldürülmesiyle ilgili suçlamayı yineleyip durdular.
Oysa bu davada tek somut suçlama bu cinayetlerdi. Hiçbir somut kanıt bulunamayınca geriye “devletin birliği ve ülke bütünlüğü” gibi soyut suçlamalar kalmıştı. Demirtaş ve HDP’lilerin cinayet suçlamasından beraat etmesi, davanın siyasi olduğunun itirafıydı; hem de iddianamenin çökmesi anlamına geliyordu.
Gazetecilik refleksini geçtim, birazcık vicdan olsa mahkûmiyet kararını değil bu beraat kararını başa çeker, okur ve izleyicilerinden özür dilerlerdi. Ama heyhat!
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı’nın geçtiği “Makam aracı gitti, minibüs geldi” haberi Akşam’dan Milliyet’e, Odatv’den Habertürk’e kadar birçok yerde kullanıldı.
Habere göre, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Malatya gezisinde makam aracı yerine minibüsle dolaşmıştı. Bakanın konvoyunda sadece üç minibüs vardı.
Gazetecilik sorgulama işidir. Madem Bakan Uraloğlu, tasarrufa bu kadar büyük önem veriyor, acaba Malatya’ya tarifeli bir uçakla mı geldi diye de sormak gerekirdi. Öyle ya asıl tasarruf özel uçak kullanmamakla olurdu.

Aradım taradım, bu sorunun yanıtını Malatya Haber sitesinde buldum. Büyük ajanslar, yaygın medya “Büyük tasarruf” haberleri yaparken, bu sitede “Özel uçakla gelen bakanın üç minibüslük tasarruf konvoyu” başlıklı bir haber yayımlamıştı.
Bakan Uraloğlu’nun kente özel uçakla geldiği belirtilen haberde Uraloğlu’nun özel uçağın önünde çekilmiş bir fotoğrafı da yer alıyordu. Uraloğlu, Ankara’ya da aynı uçakla dönmüştü. Bu da Uraloğlu’nun minibüs kullanmasının göstermelik bir tasarruf olduğunu kanıtlıyordu.
Eleştirel gazetecilik işte budur; söylenen her söze hoparlörlük ederek gazetecilik yapılmış olmaz. Böyle sözümona gazeteciliğin ne memlekete ne de o siyasetçilere bir yararı olur.
“Dünya Çiftçiler Günü’ son yıllarda gazetelerin reklam kaynağı oldu. Çiftçiler ve tarıma ilişkin haberlere ekonomi sayfalarında neredeyse hiç yer vermeyen gazeteler, her yıl 14 Mayıs’ta “Çiftçiler Günü” için sayfalar ayırıyor. Tabii asıl amaç para kazanmak olduğu için bu sayfaların büyük bölümü reklamlarla ve haber görünümlü tanıtım metinleriyle kaplanıyor.
Fakat bu yıl “Çiftçiler Günü” sayfaları hayli azaldı. Örneğin, 2020 yılında Sabah ve Türkiye’de 4’er, Akşam, Hürriyet, Posta, Y. Akit, Milliyet ve Türkgün’de 3’er, Sözcü, Takvim ve Yeni Asır’da 2’şer sayfa yayımlanmıştı. Bu yıl ise “Çiftçiler Günü”ne Akşam ve Posta’da 5’er, Türkgün’de 4, Sabah’ta 3, Hürriyet, Milliyet ve Türkiye’de 2’şer, Sözcü, Takvim ve Yeni Asır’da 1’er sayfa ayrıldı. Toplamda 2020’de 32 sayfa, bu yıl ise 26 sayfa…
Ekonomi gazetesi olan Dünya da 2020’de 10 sayfaya yaymıştı “Çiftçiler Günü”nü. Bu yıl 6 sayfaya düştü. İki yıl önce yayına başlayan Ekonomim’de de 6 sayfa ayrıldı çiftçilere.
Ziraat Bankası, Denizbank ve Kuveyt Türk ile AKP’li Konya ve Giresun Belediyeleri de olmasa “Çiftçiler Günü”ne ilgi tümden sona erecek.
Sözcü Yazarı Necati Doğru’nun, 13 Mayıs’taki “Cumhurbaşkanlığı Sarayı kapatılıyor (!)” başlıklı yazısı, yazarın hayalini yansıtıyordu. “Kulis haber” sanılmaması için de başlığa ünlem koymuş ve “kulis haberi sızdırıp yazan biri olmadığını” da özellikle vurgulamıştı.
Buna rağmen Doğru’nun yazısı sosyal ve dijital mecralarda yanlış algılandı, yanlış sunuldu. Birçok hesaptan “Kulis: Cumhurbaşkanlığı Sarayı kapatılıyor” paylaşımları yapıldı ve bu yönde haberler yayımlandı. Bazı sitelerde “Kulis: Cumhurbaşkanlığı Sarayı kapatılıyor” başlıklarının altında “Necati Doğru’nun ironik bir dille kaleme aldığı yazısı” uyarısında bulunuldu. Ama bazı sitelerde ise “ironik dil” anımsatması da yapılmadan “Ağlatan şok talimat! Doğruysa ortalığı yıkacak o iddia” başlığı kullanıldı.
Hayal ürünü bir yazıyı, “kulis haber” olarak sunmak ciddi bir gazetecilik yanlışı. Başlıkta “kulis haber” gibi verdikten sonra haberin içinde “ironik dil” uyarısı yapmak da çok yetersiz. Okuru “oltalamak” için başlıkta eksik bilgi vermek de yanıltıcı.
Düşünün ki, Necati Doğru da 15 Mayıs’ta “Rüyam boş çıktı: Saray ahır olmadı” diye yazarak, Saray’ın kapatılması yazısının “hayal ürünü” olduğunu açıklama gereği duydu!
Tek cümleyle:
ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11157 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9021 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8528 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7020 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6534 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5426 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5194 kez okundu
1
Engelli maaşında “hane geliri” engeli
17448 kez okundu
2
Engelli bireyler nasıl oy kullanacak?
13381 kez okundu
3
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8911 kez okundu
4
Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi şimdi kapkaranlık
7276 kez okundu
5
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6196 kez okundu