DOLAR 42,5855 -0.07%
EURO 49,5946 -0.07%
ALTIN 5.758,74-0,15
Ankara

PARÇALI AZ BULUTLU

Okul yerine iş, bayram yerine yük

Okul yerine iş, bayram yerine yük

Türkiye’de sadece nisan ayının ilk haftasında 4 çocuk, çalışırken hayatını kaybetti. Önlem alınmazsa gelecek daha büyük iş cinayetlerine kapı aralayacak. Çünkü Türkiye’de çalışan çocuk sayısı yaklaşık 700 bin. Gazeteci Ayşe Efe, 9.Köy için iş güvenliği uzmanlarıyla, hukukçularla ve çocuk hakları savunucularıyla konuştu. Uzmanların tespiti çarpıcı; "Çocuklar yalnızca okuldan değil, çocukluktan da uzaklaştırıldı."

ABONE OL
24 Nisan 2025 11:23
Okul yerine iş, bayram yerine yük
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ayşe Efe

TÜİK Çalışan Çocuk İstatistiklerine göre, Türkiye’de en az 720 bin çocuk çalışıyor. İSİG (İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi) özellikle göçmen, tarımda çalışan, ev içi yükü paylaşan çocukların istatistiklerde eksik olduğunu belirtiyor. Meclis, nisan ayının ilk haftasında 4 çocuğun iş cinayetinde hayatını kaybettiğini ifade ederken, son 12 senede en az 742 çocuğun da çalışırken öldüğü bilgisini verdi. Bütün Çocuklar Bizimdir Derneği Başkanı Leyla Tekbulut ve çocuk hakları üzerine çalışan sosyal politika yazarı Özgür Hüseyin Akış, konuyla ilgili 9. Köy’e konuştu.

“Kaza olunca akraba, öncesinde işçi”

İş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan Doç. Dr. Emre Gürcanlı, inşaat sektöründeki görünmeyen boyutları işaret ederek şunları söyledi:

İnşaatlarda hem göçmen çocuklar hem de yoksul ailelerin çocukları çalışmak zorunda kalıyor. Bu çocukların şantiyelerde çalışma biçimleri çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılıyor. Çocuklar çoğu zaman ‘Getir götür işlerinde yardım ediyordu’, ‘Şantiyede işçilere çay dağıtıyordu’ ya da ‘Taşeron ustanın akrabasıydı, işi öğrenmeye gelmişti’ gibi ifadelerle kayıt dışı olarak çalıştırılıyor. Biz Türkiye İşçi Partisi üyeleri arasında yer alan ve mahkemelerde bilirkişilik yapan kişilerin aktardığına göre, bu tür vakalarla sıkça karşılaşılıyor. Çocuklar, yaşanan iş kazalarının ardından ‘yardımcı’ olarak tanımlanarak yasal sorumluluktan kaçılmaya çalışılıyor.”

“Abdurrahman Özkul’un ölümünü bir kaza gibi göstermek bile suçtur”

Avukat Haydar Akgül de 14 Nisan’da Niğde’nin Bor ilçesinde plastik geri dönüşüm tesisinde çalışırken hayatını kaybeden Abdurrahman Özkul (14) ile ilgili şu bilgileri aktardı:

Bu olayı bir kaza gibi göstermek bile suçtur. Burada tekil bir suçlu aramak yerine bu sürecin hepsini mahkum etmek gerekiyor. Ama bu olay özeline inmemizi soruyorsanız, yasal olarak yapılacaklar kısıtlı da olsa hala var. Öncelikle burada çocuk çalıştırma suçu işlenmiş. Burada işçi sağlığı ve iş güvenliğine aykırı üretim gerçekleştirilmiş. İşletmenin kesinlikle mühürlenmesi ve bunun için mücadele edilmesi şart. Keza çocuk işçi çalıştırmak suçundan da yargılanması için patronun süreçlerini izlemek gerekiyor. Çocukları gördüğü eğitimin niteliğine göre staj mahiyetinde olan çalışmaları dışında çalıştıran, çalıştırmasına sebebiyet verenler hakkında cezai müeyyide getirilmelidir.”

“Türk Ceza Kanunu’na göre maalesef patronlara sadece ‘bilinçli taksir’ suçundan dava açılabiliyor” diyen Hukukçu Akgül, bu ölümlere neden olanların “olası kasıt” kapsamında yargılanmaları için kamuoyu oluşturulması gerektiğini söyledi.

“MESEM çocuk işçiliğini kurumsallaştırdı”

Sosyal politika yazarı Özgür Hüseyin Akış, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesine dikkat çekerek, “Ekonomik kriz, pandemi ve derinleşen yoksulluk, çocukları eğitimden koparıp işçileştirdi. Ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayamaması, çocukları iş gücüne katılmaya zorladı. MESEM ile bu durum neredeyse yasal ve kalıcı bir hale getirildi. Haftada bir gün okul, dört gün iş formülüyle çocuklar eğitimden çok üretime entegre edildi. Şu an MESEM’e kayıtlı çocuk sayısı 1,5 milyona yaklaştı. Çocukların örgün eğitim hakkını fiilen ellerinden aldı. Çocuklar yalnızca okuldan değil, çocukluktan da uzaklaştırıldı. İş yerlerine gönderilen çocuklar sadece ucuz iş gücü olarak zarar görmüyor. Aynı zamanda sosyal güvenceden ve denetimden yoksun bireyler haline getirildi” ifadelerini kullandı.

“Bizim çocuğumuz değil dememeli”

Çocuk Gelişim Uzmanı ve Davranış Analisti Tanyel Süzer, çocuklarını geçim kaynağı olarak gören ailelerin bakış açısını değiştirmelerini önerirken, “Çocuk işçiliğiyle mücadelede kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Üstelik bu durum yalnızca ekonomik zorluklar yaşayan ailelerle sınırlı kalmıyor. Zaman zaman maddi ihtiyaç duymayan aileler bile, nesilden nesile aktarılan alışkanlıklarla çocukların çalışmasını normalleştirebiliyor” dedi.

Ev içi yükün görünmezliğini anlatan Süzer, kayıtlara geçmeyen çocuk işçiliğe şu sözlerle değindi: “Özellikle yoksul hanelerde, ebeveynlerin hasta ya da çalışamaz durumda olduğu ailelerde, çocuklar evin yükünü omuzlamayı bir görev olarak görüyor. Ailenin büyük çocukları kimi zaman çalışarak kardeşlerinin eğitimine katkı sağlarken, özellikle kız çocukları evin bakım yükünü üstleniyor. Tarım işçiliği yapan ailelerle birlikte yaşayan çocuklar da benzer bir tabloyla karşı karşıya. Tarlalarda uzun saatler çalışan çocuklar, çadır alanlarında ebeveynlerinden ayrı kaldıklarında kardeş bakımı, yemek ve temizlik gibi işleri üstlenmek zorunda kalıyor.”

Çocuk Gelişimi Uzmanı Tanyel Süzer, “Vatandaşlar, çocuk yaşta çalıştırılan birini gördüğünde ‘Bizim çocuğumuz değil’ diyerek kayıtsız kalmamalı. Ancak bunun için, toplumu ayrıştıran ve kutuplaştıran mevcut siyasi dilin değişmesi, yurttaşlık bilincini önceleyen bir anlayışın hakim olması şart” diyerek farkındalığın önemini aktardı.

“7-10 yaş arası çocuklar okul vaktinde tarlada bahçede”

Bütün Çocuklar Bizimdir Derneği başkanı Leyla Tekbulut  da saha çalışmalarında karşılaştığı vakalarla ilgili konuştu. Tarımdaki çocuk işçiliğin 7 yaşa kadar düştüğünü belirten Tekbulut, şunları söyledi:

Biz her yıl çocuklara kışlık giysi temin ederiz. Bir keresinde Soma’ya kışlık bot, mont, atkı ve bere paketleri hazırlayıp gönderdik. Okulda dağıtımı yapacak arkadaşımız ağlayarak bizi aradı. Sınıfın yarıdan fazlası zeytin toplamak üzere 1 haftadır okula devam etmiyormuş. Bu o kadar kabul edilmiş bir durum ki, okul idaresi de hiçbir çaba göstermiyor durumu değiştirmek için. Bu çocuklar 7-10 yaş arası, hasat bitene kadar gün boyu çalışan ve eğitimden yoksun kalan çocuklar.”

Tekbulut, bu tablonun çocuk gelişimine etkisini de “Bir birey 18 yaşına dek duygusal, düşünsel ve fiziksel olarak gelişimini tamamlayana dek çocuktur. Çocuk işçi-gelin gibi kavramların yan yana gelmesi kabul edilemez. Onların hayatındaki kavramlar sadece, eğitim, oyun, korunmak, beslenmek, barınmak, sağlık olmalıdır” ifadeleriyle değerlendirdi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.