Ayşe Efe
TÜİK Çalışan Çocuk İstatistiklerine göre, Türkiye’de en az 720 bin çocuk çalışıyor. İSİG (İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi) özellikle göçmen, tarımda çalışan, ev içi yükü paylaşan çocukların istatistiklerde eksik olduğunu belirtiyor. Meclis, nisan ayının ilk haftasında 4 çocuğun iş cinayetinde hayatını kaybettiğini ifade ederken, son 12 senede en az 742 çocuğun da çalışırken öldüğü bilgisini verdi. Bütün Çocuklar Bizimdir Derneği Başkanı Leyla Tekbulut ve çocuk hakları üzerine çalışan sosyal politika yazarı Özgür Hüseyin Akış, konuyla ilgili 9. Köy’e konuştu.
İş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan Doç. Dr. Emre Gürcanlı, inşaat sektöründeki görünmeyen boyutları işaret ederek şunları söyledi:
“İnşaatlarda hem göçmen çocuklar hem de yoksul ailelerin çocukları çalışmak zorunda kalıyor. Bu çocukların şantiyelerde çalışma biçimleri çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılıyor. Çocuklar çoğu zaman ‘Getir götür işlerinde yardım ediyordu’, ‘Şantiyede işçilere çay dağıtıyordu’ ya da ‘Taşeron ustanın akrabasıydı, işi öğrenmeye gelmişti’ gibi ifadelerle kayıt dışı olarak çalıştırılıyor. Biz Türkiye İşçi Partisi üyeleri arasında yer alan ve mahkemelerde bilirkişilik yapan kişilerin aktardığına göre, bu tür vakalarla sıkça karşılaşılıyor. Çocuklar, yaşanan iş kazalarının ardından ‘yardımcı’ olarak tanımlanarak yasal sorumluluktan kaçılmaya çalışılıyor.”
Avukat Haydar Akgül de 14 Nisan’da Niğde’nin Bor ilçesinde plastik geri dönüşüm tesisinde çalışırken hayatını kaybeden Abdurrahman Özkul (14) ile ilgili şu bilgileri aktardı:
“Bu olayı bir kaza gibi göstermek bile suçtur. Burada tekil bir suçlu aramak yerine bu sürecin hepsini mahkum etmek gerekiyor. Ama bu olay özeline inmemizi soruyorsanız, yasal olarak yapılacaklar kısıtlı da olsa hala var. Öncelikle burada çocuk çalıştırma suçu işlenmiş. Burada işçi sağlığı ve iş güvenliğine aykırı üretim gerçekleştirilmiş. İşletmenin kesinlikle mühürlenmesi ve bunun için mücadele edilmesi şart. Keza çocuk işçi çalıştırmak suçundan da yargılanması için patronun süreçlerini izlemek gerekiyor. Çocukları gördüğü eğitimin niteliğine göre staj mahiyetinde olan çalışmaları dışında çalıştıran, çalıştırmasına sebebiyet verenler hakkında cezai müeyyide getirilmelidir.”
“Türk Ceza Kanunu’na göre maalesef patronlara sadece ‘bilinçli taksir’ suçundan dava açılabiliyor” diyen Hukukçu Akgül, bu ölümlere neden olanların “olası kasıt” kapsamında yargılanmaları için kamuoyu oluşturulması gerektiğini söyledi.
Sosyal politika yazarı Özgür Hüseyin Akış, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesine dikkat çekerek, “Ekonomik kriz, pandemi ve derinleşen yoksulluk, çocukları eğitimden koparıp işçileştirdi. Ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayamaması, çocukları iş gücüne katılmaya zorladı. MESEM ile bu durum neredeyse yasal ve kalıcı bir hale getirildi. Haftada bir gün okul, dört gün iş formülüyle çocuklar eğitimden çok üretime entegre edildi. Şu an MESEM’e kayıtlı çocuk sayısı 1,5 milyona yaklaştı. Çocukların örgün eğitim hakkını fiilen ellerinden aldı. Çocuklar yalnızca okuldan değil, çocukluktan da uzaklaştırıldı. İş yerlerine gönderilen çocuklar sadece ucuz iş gücü olarak zarar görmüyor. Aynı zamanda sosyal güvenceden ve denetimden yoksun bireyler haline getirildi” ifadelerini kullandı.
Çocuk Gelişim Uzmanı ve Davranış Analisti Tanyel Süzer, çocuklarını geçim kaynağı olarak gören ailelerin bakış açısını değiştirmelerini önerirken, “Çocuk işçiliğiyle mücadelede kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Üstelik bu durum yalnızca ekonomik zorluklar yaşayan ailelerle sınırlı kalmıyor. Zaman zaman maddi ihtiyaç duymayan aileler bile, nesilden nesile aktarılan alışkanlıklarla çocukların çalışmasını normalleştirebiliyor” dedi.
Ev içi yükün görünmezliğini anlatan Süzer, kayıtlara geçmeyen çocuk işçiliğe şu sözlerle değindi: “Özellikle yoksul hanelerde, ebeveynlerin hasta ya da çalışamaz durumda olduğu ailelerde, çocuklar evin yükünü omuzlamayı bir görev olarak görüyor. Ailenin büyük çocukları kimi zaman çalışarak kardeşlerinin eğitimine katkı sağlarken, özellikle kız çocukları evin bakım yükünü üstleniyor. Tarım işçiliği yapan ailelerle birlikte yaşayan çocuklar da benzer bir tabloyla karşı karşıya. Tarlalarda uzun saatler çalışan çocuklar, çadır alanlarında ebeveynlerinden ayrı kaldıklarında kardeş bakımı, yemek ve temizlik gibi işleri üstlenmek zorunda kalıyor.”
Çocuk Gelişimi Uzmanı Tanyel Süzer, “Vatandaşlar, çocuk yaşta çalıştırılan birini gördüğünde ‘Bizim çocuğumuz değil’ diyerek kayıtsız kalmamalı. Ancak bunun için, toplumu ayrıştıran ve kutuplaştıran mevcut siyasi dilin değişmesi, yurttaşlık bilincini önceleyen bir anlayışın hakim olması şart” diyerek farkındalığın önemini aktardı.
Bütün Çocuklar Bizimdir Derneği başkanı Leyla Tekbulut da saha çalışmalarında karşılaştığı vakalarla ilgili konuştu. Tarımdaki çocuk işçiliğin 7 yaşa kadar düştüğünü belirten Tekbulut, şunları söyledi:
“Biz her yıl çocuklara kışlık giysi temin ederiz. Bir keresinde Soma’ya kışlık bot, mont, atkı ve bere paketleri hazırlayıp gönderdik. Okulda dağıtımı yapacak arkadaşımız ağlayarak bizi aradı. Sınıfın yarıdan fazlası zeytin toplamak üzere 1 haftadır okula devam etmiyormuş. Bu o kadar kabul edilmiş bir durum ki, okul idaresi de hiçbir çaba göstermiyor durumu değiştirmek için. Bu çocuklar 7-10 yaş arası, hasat bitene kadar gün boyu çalışan ve eğitimden yoksun kalan çocuklar.”
Tekbulut, bu tablonun çocuk gelişimine etkisini de “Bir birey 18 yaşına dek duygusal, düşünsel ve fiziksel olarak gelişimini tamamlayana dek çocuktur. Çocuk işçi-gelin gibi kavramların yan yana gelmesi kabul edilemez. Onların hayatındaki kavramlar sadece, eğitim, oyun, korunmak, beslenmek, barınmak, sağlık olmalıdır” ifadeleriyle değerlendirdi.
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6262 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6117 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6024 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4821 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4460 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4417 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4376 kez okundu
1
Engelli maaşında “hane geliri” engeli
16664 kez okundu
2
Engelli bireyler nasıl oy kullanacak?
12667 kez okundu
3
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8446 kez okundu
4
Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi şimdi kapkaranlık
6329 kez okundu
5
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
5816 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.