Burak Avcı
Türkiye’de her yıl milyonlarca öğrenci Liselere Giriş Sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) maratonunda yarışıyor. Yıllar önce resmi olarak kapatılan dershaneler ise tabela değiştirerek bu yarışın tam merkezinde kalmaya devam ediyor. Devlet okullarındaki eğitimin sınavı kazanmaya yetmediği düşüncesi, aileleri bütçelerini sonuna kadar zorlamak zorunda bırakıyor.
Kurs ücretlerini karşılayamayan ailelerin çocukları ise bu yarışa doğrudan birkaç adım geride başlıyor. Böylece sınav maratonu, öğrencilerin bilgisinden çok hanelerin ekonomik gücünün yarıştığı bir alana dönüşüyor.
İki çocuğunu birden sınav maratonuna hazırlayan şarküteri reyon görevlisi Hasan Konaktaş, okul yetersiz kaldığı için dershaneye mecbur kaldıklarını anlatıyor. Toplam 190 bin lira ödediğini belirten Konaktaş, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle dile getiriyor:
“Okuldan yeterli eğitimi alamadığımız için ek takviye olarak dershaneye gitmek zorunda kaldık. İlk başta ön cephesi çok güzel gözüküyor, harika şeyler anlatıyorlar. Çocukların altına araba verdim, yemek paralarına kadar karşıladım, 190 bin lira harcadım. Ama günün sonunda çocuğum 250 puan aldı. İkisi için de harcadığım emek boşa gitti. Bir daha olsa kapısından içeri sokmam, dershaneler tamamen boş.”
50 yaşındaki meslek lisesi öğretmeni bir veli ise maaşının yaklaşık yüzde 40’ını çocuklarının eğitimine ayırdığını belirtiyor. Sınav hazırlığının bir sektöre dönüştüğünü vurgulayan öğretmen veli, tanık olduğu baskıyı şöyle aktarıyor:
“Öğretmen bir arkadaşım durumu çok iyi özetlemişti; çocuklar ergenliğin ilk döneminde LGS, son döneminde ise YKS ile karşılaşıyor ve ikisi de tam bir travmaya dönüşüyor. Artık dershaneler başlamadan önce çocuklara kan tahlilleri, dikkat testleri yaptırılıyor. Bu durumu bile bir pazarlama yöntemi haline getirdiler. Fen liselerinde bile yorulmuş, enerjisi kalmamış öğretmenler varken veliler mecburen özel ders ve etüt arayışına giriyor.”
Kızı üçüncü kez YKS’ye hazırlanan ev hanımı Gülşah Nergiz, dershanelerin bir süre sonra işlevini yitirdiğini, bu yıl sadece evden ve özel derslerle hazırlandıklarını söylüyor. “Dershane ve etütler artık sosyal medyanın da körüklediği bir dayatma haline geldi” diyen Nergiz, deneme kitapları ve haftalık girdikler isınav merkezlerinin ücretlerinin geçen yıla göre yüzde 100 arttığını söylüyor. Aile bütçemizin en az yüzde 50’sinin sınava hazırlık sürecine gittiğini belirten Nergiz, “Sosyal medyada yaratılan algıyla sürekli bir yetersizlik hissi oluşturuluyor ama bana göre iş yine de öğrencide ve disiplinli çalışmasında bitiyor” diyor.
İstanbul’da yaşayan ve çocuğunu LGS’ye hazırlayan Özlem Kaya, yarıştan geri kalmama kaygısıyla bütçelerini zorladıklarını ifade ediyor: “Biz yapmadık dememek, vicdanımızı rahatlatmak ve çocuk eksik hissetmesin diye dershaneye yazdırdık. Kamplarla birlikte yaklaşık 200 bin lira masrafımız oldu. İstanbul’da 300-400 bin lira isteyen yerler var. Sınıfta kursa ya da özel derse gitmeyen tek bir çocuk dahi yok. Ancak günün sonunda dershane ne verirse versin iş yine çocukta bitiyor. Çocuk isterse evinde oturup kendi emeğiyle de başarabiliyor, bunun örnekleri çok.“

Kemal Irmak
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türkiye’deki eğitim modelinin çocukların yeteneklerini ve hedeflerini yok sayarak herkesi tek bir kalıba soktuğunu vurguluyor. Mevcut sistemin çocuklara nitelikli eğitim değil, ezbere dayalı soru çözme tekniklerini öğrettiğine dikkat çeken Irmak, bu durumun velilerin beklentilerine yanıt oluşturamadığını belirtiyor: “Eskiden anne babalar ‘ceketimi satar okuturum’ derdi ama okuyan gencin önünde en azından bir gelecek olurdu. Şimdi aileler gelirlerinin en az üçte birini eğitime döküyor ancak istihdam yaratılamadığı için çocuklara hiçbir gelecek sunulamıyor. MEB’in Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) ise müfredatın sınırları ile sınav soru kalıpları arasındaki makas nedeniyle velinin talebine yanıt veremiyor.“
Piyasanın tamamen denetimsiz kaldığını ve özel dersler ile etüt merkezlerinin fahiş maliyetlerle aileleri kıskaca aldığını belirten Irmak, tablonun yarattığı sosyal tahribatı şu sözlerle aktarıyor:
“Ortada hiçbir tavan ücret ya da denetim mekanizması yok. Bir özel okul maliyetini katbekat aşan, velilerin karşılamakta çaresiz kaldığı korkunç rakamlar dönüyor. Bu ekonomik çarkı çeviremeyen yoksul ailelerin çocukları ise piramidin en altında kalıyor. İmkân bulamayan gençler kendilerini değersiz hissediyor, okul terkleri artıyor, ağır psikolojik travmalar ve derin buhranlar yaşanıyor. Eğitimin tamamen piyasalaştığı bu düzene karşı kamusal, bilimsel, laik ve parasız eğitimi savunmak zorundayız.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11463 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9030 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8538 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7023 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6536 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5428 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5197 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
6958 kez okundu
2
Çalışan öğrenciler: Kimi için deneyim, kimi için zorunluluk
4427 kez okundu
3
Depremzede öğrenciler YÖK’ten 1 yıl daha istiyor
3329 kez okundu
4
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3248 kez okundu
5
Milli Eğitim’de “öğretmen önlüğü” tartışması
3067 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.