İlayda User
Türkiye’de bazı meslekler kuşaktan kuşağa, usta-çırak ilişkisiyle sahada öğrenilirken, tarlanın, bahçenin, üretim tezgahlarının kadim bilgisi yüksek öğrenime taşındı.
Geleneksel mesleklerin çoğu üniversitelerde açılan ön lisans ve lisans programlarıyla yükseköğretim çatısı altına taşınıyor. Çay Tarımı ve İşleme Teknolojisi, Halıcılık ve Kilimcilik, Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi ile Süt ve Besi Hayvancılığı gibi programlar, geleneksel mesleki bilginin akademik eğitimle buluştuğu alanlar arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Sadegül Akbaba Altun, geleneksel olarak sahada öğrenilen mesleklerin üniversite programlarına taşınmasında toplumsal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğunu belirtti. Türkiye’de diploma ve unvanın toplumsal statünün yanı sıra çalışma hayatındaki konumu da etkilediğini ifade ederek, bu durumun söz konusu alanların yükseköğretime taşınmasında etkili olduğunu söyledi.
Altun, “İnsanlar belli bir yerden mezun olarak bir etiket kazanıp kendilerini daha değerli hissetmeye çalışıyor. Daha fazla saygı göreceğini varsayıyor. Bunun, bu tarz bölümlerin lisans ve ön lisans düzeyine taşınmasına etkisi olduğunu düşünüyorum” dedi.
Geleneksel mesleklerin üniversite çatısı altında eğitim programlarına dönüşmesinin mesleki açıdan bir standartlaşma sağladığını da belirten Altun, “Bu tarz eğitimler belli standartlar ve etik ilkeler çerçevesinde veriliyor. Dolayısıyla bir standartlaşma sağlanıyor. Bu konuda yaratıcılığı öldürdüğüne ilişkin eleştirilerim olabilir ama belirli standartlar ve etik çerçevede eğitim de gerekli” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Sadegül Akbaba Altun
Altun, akademik bilginin mesleki beceriye dönüşebilmesi için uygulama imkanlarının artırılması gerektiğini belirtti. Öğrencilerin eğitim sürecinde sahada deneyim kazanmasının önemine dikkat çeken Profesör, üniversite-sanayi iş birliği, staj ve uygulamalı derslerin bu sürece katkı sağlayacağını ifade etti.
Altun, geleneksel mesleklerde yıllar içinde oluşan deneyimin üniversite eğitiminin dışında bırakılmaması gerektiğini belirterek, ustaların yalnızca geçmişten gelen bir mesleğin temsilcileri olarak değil, sahip oldukları bilgi ve deneyimi yeni kuşaklara aktarabilecek eğitimciler olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Usta-çırak ilişkisinin sabır, emek, yılmazlık ve meslek bilinci gibi değerlerin aktarılmasında önemli olduğunu belirten Altun, bu deneyimin gençlerle buluşturulmasının mesleki eğitimi güçlendirebileceğini söyledi. Bu nedenle deneyimli ustaların üniversitelere davet edilmesi ve öğrencilerle doğrudan bir araya getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Altun, üniversitelerin akademik bilgi ile saha deneyimi arasında bağlantı kuran bir yapı üstlenmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “Üniversitelerin bir köprü niteliğinde olması gerekir. Bu iki kuşağı bir araya getirerek birlikte çalışma ortamı oluşturmalı” dedi.
Akademik bilgi ile saha deneyiminin birlikte yürütülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerin sahadaki karşılığını ise yaklaşık 50 yıldır hayvancılıkla uğraşan Mustafa Bayrak anlattı.
Hayvancılıkla yaklaşık 50 yıldır uğraşan Mustafa Bayrak, hayvancılığın ailesinden öğrendiği bir meslek olduğunu ve bu alanda öğrenmenin hiç bitmediğini ifade etti. Üniversitelerde Süt ve Besi Hayvancılığı gibi programların bulunduğunu daha önce bilmediğini belirten Bayrak, Kendisinin hayvancılık alanında üniversite eğitimi almadığını buna rağmen mesleki eğitimin gerekli olduğunu düşündüğünü söyledi. Bayrak, “Her meslekte olduğu gibi eğitim tabii ki alınmalı. Bunun yanında deneyimin de çok önemli olduğunu unutmamak gerekir” dedi.
Hayvancılık işletmelerinde akademik eğitim almış kişiler ile sahada deneyim kazanmış kişilerin bir arada farklı sorumluluklar altında çalışabileceğini belirten Mustafa Bayrak, “İkisinin konumu farklı. Akademiden gelenin çobanlık yapamayacağını düşünüyorum. Çobanlık yapanın da akademik eğitimi olmuyor genelde. Bu yüzden ikisi farklı değerlendirilmeli. İşletme için eğitim alana da sahada deneyimi olana da ihtiyaç var” dedi.
Hayvancılıkta üniversite mezunu çalışanlara ihtiyaç olduğunu belirten Bayrak, veteriner hekimlik, hayvan besleme ve hayvan bakımı gibi alanlarda iyi eğitim almış ve mesleğini benimsemiş kişilere ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Bayrak mesleğin gelecek kuşaklara aktarılması için gençlerin hayvancılığa yönlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Bunun yanı sıra bu alandan ekonomik olarak gelir elde etme imkanlarının dile getirilmesinin de önemli olduğunu vurguladı.
İşte bu bölümlerden bazıları:
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11405 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9030 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8535 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7023 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6536 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5428 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5197 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
6958 kez okundu
2
Çalışan öğrenciler: Kimi için deneyim, kimi için zorunluluk
4423 kez okundu
3
Depremzede öğrenciler YÖK’ten 1 yıl daha istiyor
3329 kez okundu
4
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3248 kez okundu
5
Milli Eğitim’de “öğretmen önlüğü” tartışması
3067 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.