Eren Yiğit KADİFE
Hukuk fakültesi mezunlarının avukatlık stajına başlayabilmesi, noterlik başvurusu yapabilmesi ve Hâkim-Savcı Yardımcılığı Sınavı’na girebilmesi için zorunlu tutulan Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) yaklaşırken, genç hukukçuların ayrıntılı dertlerini 9.Köy muhabiri derledi.
24 Ekim 2019’da yapılan kanun değişikliğinin 8 Mayıs 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe giren düzenleme kapsamında baraj puanı 70 olarak belirlendi. ÖSYM tarafından düzenlenen sınavda adaylardan 20 farklı hukuk alanını kapsayan 120 soruyu yanıtlamaları bekleniyor.
Dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kasım 2023’te yaptığı açıklamada HMGS’nin gerekçesini şöyle ortaya koymuştu: “Hukuk fakültesinden mezun olanlar artık avukatlık stajına başlayamayacaklar ya da hemen hâkim, savcı sınavına giremeyecek. Öncelikle hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanacaklar.”
Sınava karşı çıkan hukuk öğrencileri sosyal medya üzerinden ortak bir basın açıklaması yayımladı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bizler, mevcut sorunların çözülebilmesi adına adil, akılcı ve realist uygulamalar beklerken hukuk etiğinden tamamen uzak böylesi bir sınavın mezun öğrencilere dayatılması kabul edilemez. Bu sınav adil değildir, çözüm değildir. Bu sınav ne kamu vicdanına ne de adalete uygundur.”
29 Eylül 2024’te yapılan ilk HMGS’nin sonuçları 24 Ekim 2024’te açıklandı. Başarı oranı yüzde 43’te kaldı. 2025/1 sınavında yüzde 23’e, 2025/2 sınavında yüzde 20’ye geriledi. Son yapılan 2026/1 sınavında ise başarı oranının yüzde 30-35 aralığında olduğu tahmin ediliyor.
HMGS’ye birden fazla kez giren hukuk fakültesi mezunu İ, sınava hazırlık sürecinin fakültedeki eğitim anlayışıyla taban tabana zıt olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bunun temelinde yatan neden fakültede sürekli yazılı, ucu açık sorulardan oluşan sınavlara girmemiz ve muhakeme yeteneğimizi kullanmamız. Bu yüzden biz de liseli talebeler gibi çıkmış sınav test sorusu çözerek ve bu soruları ezberleyerek hazırlandık.”
İ, sınavın fakülte eğitimiyle bağlantısının zayıf olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Biz fakültede bir kanunun neden, nasıl oluşturulduğunu, bu kanun hükümlerinin nasıl uygulanması gerektiğini, doktrinde ve yargıda doğan fikir ayrılıklarını öğrendik. Ancak HMGS’de sadece kanun maddelerinin ezberlenmesine maruz bırakıldık. Bu sınavı hazırlayan kurumun dahi güncelliği takip edememesi, hukuk fakültesinden mezun öğrencilerden beklenmektedir. Bu durumun yerinde olup olmadığı tartışmaya açık.”
Sınavın içeriğine dair bir başka çarpıcı örneği paylaşan İ, “kassam” kelimesinin sorulduğu bir soruyu hatırlatarak şunu sordu: “Kassamın kim olduğunu bilmek sizi nitelikli bir avukat mı yapar ya da günümüzde bu sınava girmeden avukat olan büyüklerim sizler kassamın kim olduğunu biliyor musunuz?”
Sınava hazırlık sürecinin maddi yükünü anlatan İ. şöyle konuştu: “Arkadaşımız bir kurs almıştı Ankara’da ve bu kurs yüz yüzeydi. Fiyat olarak ise 90 bin TL idi. Yeni mezun olan bir hukuk fakültesi öğrencisinin bu parayı tek başına karşılaması mümkün olmayabiliyor. Ayrıca bu parayı verdiğinizde barajı geçeceğinizin bir garantisi yok.”
İşsizliğin asıl yük olduğunu belirten İ, “Sektörde bu sınavı geçemeyen kişilerin sadece hukuk fakültesi mezunu olmak dışında bir sıfatı olmuyor ve bu bizim sektörde yok sayılmamıza neden oluyor” dedi.
Sınava üçüncü kez girecek olan İ, dört yıllık hukuk eğitiminin ardından yaşadığı hayal kırıklığını şöyle anlattı: “Fakültede ve hatta üniversiteler arası düzenlenen hukuk yarışmalarında birincilik ödülü almama rağmen bu sınavda başarısız sayıldım ve şu an üçüncü kez bu sınava girmek zorundayım ve bu bilinmezlik içinde kendimi kaybolmuş hissediyorum.
Fakülte hayatımı tamamen başarılara imza atarak geçirdikten ve özgeçmişimi nitelikli çalışmalarla doldurduktan sonra ‘BAŞARISIZ’ yazısıyla karşılaşmak ve bu yazıyı sadece 82 doğruyla görmek sürece inancınızı zedeliyor.”
Sınavı ikinci girişinde geçen K. ise başarısının kendisini nitelikli bir avukat yapmadığını düşündüğünü belirterek şunları söyledi:
“Nitelikli bir avukat olmak için bu sınava harcadığım bir yıllık vakitte kendi çalışmak istediğim alanda kendimi geliştirebilirdim. Fakat ben evde oturup yalnızca bu sınava çalışarak bir yılı kaybettim.”
Mezunlar, İngiltere’deki uygulamaya benzer bir model önererek şu görüşü dile getirdi: “Staj dönemini tamamlayan hukuk fakültesi mezunları ‘Dosya Avukatı’ unvanına sahip olup duruşmaya girmeden belirli mahkemelerdeki dosyaları takip etme yetkisi ile donatılabilir. Sınavı geçen hukuk fakültesi mezunları için ise ‘Duruşma Avukatı’ unvanı ile günümüzdeki avukat tanımındaki tüm yetkilere sahip olabilir.”
Baraj puanına ilişkin eleştirisini sürdüren İ, “Barajın 70 olması demek 120 soruda 84 doğru demek. Tersten bakarsak 120 soruda yalnızca 36 yanlış hakkınız var. Bu soruların yaklaşık 20 tanesinin her fakültede zorunlu olmadığını düşündüğümüzde gerçekten yanlış yapma hakkınız kısıtlı oluyor” dedi.
Sınavın mesleğin kalitesini artırmadığını savunan İ. şu sözlerle eleştirisini özetledi:
“Hukuk fakültesi ezberlerle dolu bir yer değildir, muhakeme yeteneğinizi geliştirdiğiniz, pratik olaylara kanunları uygulayarak yorum yaptığınız bir yerdir. Ancak bu sınav sizden muhakeme yeteneğinizi bir kenara bırakıp sadece düz mantıkla kanunu okuyup ezberlemenizi istiyor. Artık düşünen, analiz edebilen bir hukukçu aramıyorlar. Ezber yeteneği olan, muhakeme yeteneğinden uzak avukatlar olmamıza neden oluyor.”
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Ahmet Erol da sınavın amacının baştan net olmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu sınav piyasaya giren avukat sayısını sınırlamayı mı, hukuk fakültelerinin eğitim ve öğretim kalitesini artırmayı mı amaçladı? Yapılan sınavlarda sorulan sorulara bakıldığında bunların nitelikli ve özümsenmiş bilgiden çok kanunları esas alan ezber bir bilgiyi odağına aldığı görülmektedir. Bu sınav, bu şekliyle hukuk öğreniminin sonunu getirir.”
Prof. Dr. Ayşe Odman Boztosun da hukuk mezunlarıyla yaptığı görüşmelerde baskın duygunun, “Bilinemezlikten duyulan endişe ve güvensizlik” olduğunu belirterek, “Sınavın hazırlanma usulü açıklanmadığı gibi sorular da yüzde 10’u dışında açıklanmadı. Bu bilimsel bir ölçme değerlendirme değil” dedi.
İstanbul Barosu eski başkanı Filiz Saraç, avukatlık sınavının barolar tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“HMGS, Adalet Bakanlığı tarafından ÖSYM’ye yaptırılıyor ve süreçte barolar dışlanıyor. Test usulüyle, yani tek doğruyu işaretleyerek yapılmak istenen sınavlar hukuk mesleğiyle uyuşmuyor.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11463 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9030 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8538 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7023 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6536 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5428 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5197 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8384 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4604 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4162 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3658 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3139 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.